TVRadyo
Son dakika gelişmelerinden haberdar olmak ister misiniz?
EVET HAYIR

"Enflasyon yıl sonu itibarıyla % 7,5 olur"

Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Enflasyon gerçekleşmesini yıl sonu itibarıyla yüzde 7,5 seviyesinde görüyoruz. Önümüzdeki yıllarda da inşallah enflasyonu daha aşağı seviyelere çekme imkanına kavuşuruz." dedi

15 Kasım 2016 Salı, 15:40 Güncelleme: 15 Kasım 2016 Salı, 15:42

Ağbal, Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen İhracat Zirvesi 2016'da yaptığı konuşmada, global ekonominin bu kadar kırılgan olduğu, belirsizliklerin arttığı bir süreçte ülkelerin, büyümeyi sürdürmeleri, istihdamı devam ettirmeleri ve verimliliği kalıcı hale getirmelerinin oldukça zor olduğunu kaydetti.

Türkiye ekonomisinin bütün bu global koşullar içerisinde kendisine yer aradığını ifade eden Ağbal, "Global krizden sonra dünya olarak yaşadıklarımız hiçbir şekilde önceki dönem ile mukayese edilemeyecek bir durumda. Türkiye de tabii tüm bu gelişmelerden etkileniyor. Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz ki Türkiye ekonomisi 27 çeyrektir kesintisiz bir şekilde büyüme gösteren nadir ülkelerden birisi." diye konuştu.

Ağbal, Türkiye'nin 2015 ve 2016 yıllarındaki büyüme oranı ortalamasının yüzde 3,6 olduğunu aktararak, gelişmekte olan ülkeler içerisinde Türkiye'nin büyüme performansının önemli olduğunu söyledi.

Ekonominin önemli göstergelerinden birinin istihdam olduğunu anlatan Ağbal, şunları dile getirdi:

"Her ne kadar son gelen göstergelerde bir miktar sıkıntı olsa da istihdam piyasalarında ekonomik krizden sonra 6 milyondan fazla insana istihdam sağlamışız. Birçok ülkenin istihdam seviyeleri global kriz seviyelerinin altında ya da hemen hemen aynı seviyede. Halbuki Türkiye bu dönemde sürekli istihdamını artırabilmiş ülkelerden biri. Enflasyon gelişmelerine bakıldığında her ne kadar bu yılbaşı itibarıyla beklentiler bir nebze olumsuz olsa da özellikle son aylarda gıda fiyatları başta olmak üzere aşağı yönlü gelen enflasyon verileri neticesinde enflasyon gerçekleşmesini yıl sonu itibarıyla yüzde 7,5 seviyesinde görüyoruz. Önümüzdeki yıllarda da inşallah enflasyonu daha aşağı seviyelere çekme imkanına kavuşuruz."

Ağbal, ekonominin önemli göstergelerden bir diğerinin cari açık olduğuna dikkati çekerek, tabii ki petrol ve emtia fiyalarındaki gelişmelerin cari açıkla ilgili kendilerini rahatlattığını vurguladı.

Önceki yıllara kıyasla cari açıkta yüzde 4'lere inen gelişmenin görüldüğünü belirten Ağbal, "Önümüzdeki yıllarda yapacağımız yapısal reform neticesinde cari açığın milli gelire oranını yüzde 3,5'e indirmeyi hedefliyoruz." dedi.

Ağbal, bir ülkede ekonominin sürdürülebilirliğine, sağlamlığına işaret eden en önemli göstergenin kamu maliyesi göstergeleri olduğunu ifade ederek, şunları dile getirdi:

"Bütçenizin iki yakasını bir araya getirebiliyor musunuz? Bütçe açıklarınız sürdürülebilir seviyelerde mi? Borç seviyeleriniz gerçekten o ekonomiyi döndürecek, riski azaltacak seviyelerde mi? Bu açıdan Türkiye'de son 14 yılda olağanüstü başarı elde edildi. Bütçe açıklarının milli gelire oranı 1990'lı yıllara göre azaldı. Hep AB'ye özenirdik, 2011 yılından itibaren genel devlet bütçe açıklarımız yüzde 1, yüzde 1,5 arasında seyrediyor. Türkiye'nin genel bütçe açığı birçok ülke tarafından örnek gösterilen bir seviyede. Önümüzdeki yıllarda da bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 1'ler seviyesinde devam edecek. Bu ekonomimizin sürdürülebilirliği açısından son derece güçlü olduğumuz bir yöne işaret ediyor. Azalan bütçe açıkları borcun milli gelire oranını da aşağı çekiyor."

Bir ekonominin istikrarsızlığının en önemli göstergelerinden birinin borcun milli gelire oranı olduğunu ifade eden Ağbal, 2002 yılından bu yana sürekli bir şekilde bunun aşağı geldiğini, şu anda yüzde 32 seviyesinde olduğunu söyledi.

Ağbal, Türkiye'nin buradaki başarısının olağanüstü olduğunu vurgulayarak, "Özellikle global ekonomik kriz sonrasında ülkelerin borç milli gelir oranları yukarıya giderken, Türkiye borcun milli gelire oranını aşağı çekebilen nadir ülkelerden biri. Şu anda yüzde 32 seviyesinde olan borcun milli gelire oranı OVP döneminin sonunda yüzde 30'un altına düşmüş olacak." diye konuştu.

Kamu net dış borcunun milli gelire oranının pozitif olduğuna işaret eden Ağbal, "Kamu borçlarından dış varlıkları çıkartıyorsunuz, biz şu anda yurt dışından alacaklıyız. Ne kadar? Milli gelirin yüzde 4,5'i oranında. Dolayısıyla kamu maliyemiz dış kırılganlıklara, farklı şoklara karşı son derece avantajlı." diye konuştu.

Ağbal, kamu borcunun içerisinde döviz cinsinden borçlanma oranlarında da önemli iyileştirmeler sağladıklarını belirtti.

Gelişmekte olan ülkelerin borcunun milli gelire oranının yüzde 4,7, Türkiye'nin ise yüzde 1,9 olduğunu aktaran Ağbal, "OECD ortalaması yüzde 3 civarında. Türkiye kamu maliyesi açısından çok ciddi başarılara imza atmış durumda." dedi.

- "Stratejik öneme haiz yatırımlara devlet olarak ortak olacağız"

Ağbal, konuşmasında son 1 yılda gerçekleştirilen reform niteliğindeki düzenlemelerden de bahsetti.

Geriye dönüp baktığında önemli düzenlemelere imza attıklarını anımsatan Ağbal, nitelikli insan gücünü Türkiye'ye çekme amacıyla Turkuaz kart ile ilgili yasal düzenleme yaptıklarını belirterek, yakın bir zamanda bunun ikincil düzenlemelerini de hayata geçireceklerini söyledi.

Ağbal, artık tasarım faaliyetlerinin de Ar-Ge Kanunu kapsamında teşviklerden faydalanabileceğini dile getirdi.

Şu anda Türkiye'de 276 Ar-Ge merkezi olduğunu bildiren Ağbal, buralarda 28 bin kişinin çalıştığını, 14 bin Ar-Ge projesinin de kayıtlı olduğunu ifade etti.

Ağbal, 51'i faal, 13'ü yapım aşamasında toplamda 64 teknopark olduğunu belirterek, bu bölgelerde 41 bin Ar-Ge personelinin çalıştığının, 29 bin Ar-Ge projesinin de uygulanmaya devam ettiğinin altını çizdi.

Her bir yatırımcı için teşvik belgesi verme imkanı getirdiklerini hatırlatan Ağbal, bu düzenlemenin önemli avantajları beraberinde getirdiğini vurguladı.

Ülke için stratejik öneme haiz yatırımlara devlet olarak ortak olacakları bilgisini veren Ağbal, kamu alım garantisi ile ilgili de şunları söyledi:

"Süper teşvik kapsamında yapılacak yatırımlarda ürünün özelliklerine, kamunun ihtiyaçlarına bağlı olarak eğer uzun süreli stratejik amaçlarımızla uygun düşüyorsa kamunun halihazırda almakta olduğu bir ürünü bu proje kapsamında doğrudan yatırımcıdan alma imkanı getiriyoruz. 5-10 yıl belirli bir fiyattan alım garantisi getiriyoruz."

Yukarı