TVRadyo
Son dakika gelişmelerinden haberdar olmak ister misiniz?
EVET HAYIR

Trump'ın zaferi küresel ticaret dengelerini değiştirebilir

Trump'ın zaferi küresel ticaret dengelerini değiştirebilir

Trumpın kazanması,TTIP anlaşmasına ilişkin umutları azaltırken, AB’den ayrılmaya hazırlanan İngiltere ve aday ülke Türkiye için yeni fırsatlar sunabileceği belirtiliyor

16 Kasım 2016 Çarşamba, 11:43 Güncelleme: 16 Kasım 2016 Çarşamba, 11:44

ABDdeki başkanlık seçimini Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trumpın kazanması, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) anlaşmasına ilişkin umutları azaltırken, AB’den ayrılmaya hazırlanan İngiltere ve aday ülke Türkiye için yeni fırsatlar sunabileceği belirtiliyor.

ABDde Trumpın "sürpriz" seçim zaferinin ekonomide taşları yerinden oynatabileceği ifade edilirken, Londra merkezli ekonomistler arasında Trump’ın korumacı ekonomik ve ticari politikalarının İngiltere ve gelişen piyasaları nasıl etkileyeceği analiz edilmeye başlandı. Donald Trump’ın özellikle Rusya’ya ilişkin dış politikası İngiltere’den farklı olsa da ortak çıkarların iki müttefik ülke için yeni fırsatlar yaratması mümkün.

Başkanlık seçimi sürecinden Trump’ın, Avrupa Birliği (AB) ile müzakereleri devam eden TTIP anlaşmasından memnun olmadığı biliniyor. Trump’ın beklenmedik seçim zaferiyle Brüksel cephesi de anlaşmanın rafa kaldırılması ya da iptal edilmesinden dolayı endişeli...

AB Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, ABD’deki başkanlık seçiminin ardından yaptığı değerlendirmede, ikili ilişkilere ilişkin çok fazla belirsizlik olduğunu belirtirken, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ise Berlin’de yaptığı bir konuşmada, "ABD’nin küresel ticaret politikasına ilişkin nasıl ilerleyeceklerini bilmek istiyoruz." ifadesini kullanmıştı.

 AB cephesinde TTIPnin geleceği ile ilgili soru işaretleri artıyor

Söz konusu gelişmeler, AB cephesinde özellikle TTIP anlaşmasının geleceğine ilişkin soru işaretlerinin giderek arttığını ortaya koyuyor.

ABD Başkanı Barack Obama, dönemin Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, Şubat 2013te yaptıkları ortak açıklamada, AB ve ABD arasında çok kapsamlı ticaret ve yatırım ortaklığı kurulması için müzakerelere başlama kararı aldıklarını duyurmuştu.

Dünya ticaretinin yaklaşık olarak 3te birini oluşturan ABD ve ABde, anlaşmanın sağlanması halinde gümrük vergilerinin sıfırlanması, gümrük dışı engellerin azaltılması ve yatırım kolaylıklarının sağlanması hedeflenirken, anlaşma ile dünyanın en büyük serbest pazarının oluşturulması da bekleniyor.

Londra merkezli Ekonomi Politikaları Araştırmaları Merkezi’nin araştırmasına göre, ABD ve Avrupa arasında anlaşmanın sağlanması 2027 yılına kadar Avrupa’nın milli gelirine 69-119 milyar avro, ABD’nin milli gelirine ise 50-95 milyar avro katkı sağlayabilir. Trump yönetiminin bu anlaşmanın müzakere sürecini dondurması ihtimali ise sırada bekleyen ve anlaşmaya taraf olmayan diğer ülkelerin önünü açabilir.

Sıranın sonundan ilk sıraya

Obama’nın İngiltere’nin ABden ayrılma kararına ilişkin mesafeli tavrı uzun süredir İngiliz kamuoyunda tartışılırken, referandum öncesi Londra’ya ziyaret ederek AB’de kalınması yönünde telkinde bulunması da İngiliz medyasında eleştiri konusu olmuştu.

Obama, İngiltere’nin AB’den ayrılması durumunda TTIP anlaşmasında taraf olmayacağına işaret ederek, İngiltere’nin ABD ile münferit bir anlaşma konusunda "sıranın en sonunda" olacağını söylemişti.

ABDdeki güç dengesi değişiminin, İngilterenin ABD ile serbest ticaret anlaşması görüşmelerinde Avrupayı bile geride bırakarak ilk sırada yer almasına neden olabileceği, İngiltere ve ABD arasında serbest ticaret anlaşması görüşmelerine başlanmasının bile algısal olarak İngiltere Başbakanı Theresa May’in elini güçlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan, İngiliz Yüksek Mahkemesi’nin ABden çıkış sürecini başlatacak olan 50nci maddenin yürürlüğe konulması için parlamento onayını şart koşması, ardından İngiliz hükümetinin kararı temyize götürmesi Brexit konusundaki endişeleri artırıyor. İngiliz medyasında, hükümetin henüz AB’den çıkışa ilişkin bir planının bulunmadığı öne sürülüyor.

 İngiltere yönünü Hindistan ve Çine çeviriyor

Bu arada, İngiliz hükümeti rotasını gelişen piyasaların büyüme dinamosu olan Hindistan ve Çin’e çevirmeye çalışıyor. Avrupa’dan çıkış müzakerelerine henüz resmen başlanmadan bu iki ülke ile serbest ticaret anlaşması görüşmelerine geçilmesi hedefleniyor. Bu amaçla İngiltere Başbakanı Theresa May, geniş bir heyetle ilk resmi yurt dışı gezisini Hindistan’a gerçekleştirdi.

Osmanlı İmparatorluğunun son Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Ali Kemalin torunu olan İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson ise eylül ayında Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında, ülkesinin Türkiye ile "jumbo (devasa)" bir serbest ticaret anlaşması imzalamak istediğini söylemişti.

İngiltere’nin bir an önce gelişen piyasalarla serbest ticaret anlaşmalarını tamamlamış bir şekilde Avrupa ile müzakere masasına oturması hedefleniyor.

 Kartların yeniden karılması Türkiye açısından bazı fırsatlar getirebilir

Türkiye açısından bakıldığında ise ABD-AB ilişkilerinde kartların yeniden karılması bazı fırsatları beraberinde getirebilir. ABD ve AB arasındaki TTIPye ilişkin müzakereler sürerken, Brüksel, Gümrük Birliği üyesi olan ancak AB üyeliği bulunmayan Türkiyenin TTIP’ye dahil edilip edilmeyeceği yönünde net bir cevap vermekten uzun süredir kaçınıyor.

Masada Türkiye olmaksızın elde edilecek herhangi bir anlaşmanın, mevcut Gümrük Birliği şartlarından memnun olmayan Türkiye’nin ekonomik çıkarları doğrultusunda olmayacağı belirtilirken, Trumpın yeni ekonomi yönetimi tarafından TTIPnin şartlarının yeniden incelenmesi ve müzakerelere İngiltere ve Türkiyenin davet edilmesi ihtimalinin, gelecek dönemde küresel ticaret görünümünde köklü değişikliklere neden olabileceği ifade ediliyor.

AA

 

Yukarı