TVRadyo
Son dakika gelişmelerinden haberdar olmak ister misiniz?
EVET HAYIR

El-Erian Batı'daki popülist dalganın ekonomiye etkilerini değerlendirdi

El-Erian Batı'daki popülist dalganın ekonomiye etkilerini değerlendirdi

Ünlü fon yöneticisi El-Erian, Batı'da yükselen popülist dalganın ekonomik ve siyasi etkilerini değerlendirdi

23 Kasım 2016 Çarşamba, 15:29 Güncelleme: 23 Kasım 2016 Çarşamba, 15:34

Finansal piyasalar, mevcut düzen karşıtı siyasi sürprizlerin ardından, ekonomik teşvik politikalarına ilişkin beklentilerle, geçtiğimiz iki hafta boyunca yükseliş kaydetti. Atlantik okyanusunun her iki tarafındaki merkez bankaları -daha fazla baskı altında kalırken- daha hızlı büyüme ve yüksek enflasyon üretebilecek önlemlere hazırlanıyor.

ABD Başkanlık seçimlerindeki galibiyetinin ardından, Donald Trump ve danışmanları programının büyüme yanlısı kısımlarına (daha fazla altyapı harcaması, deregülasyon ve vergi reformu) hız verme planlarını onayladılar. Buna karşın programın ticaret karşıtı kısımlarına yapılan vurgu azalırken, söylemler gümrük vergileri ve NAFTA'nın yeniden değerlendirilmesi yerine sadece ABD'nin henüz onaylanmamış Trans Pasifik Ortaklığı'ndan (TFF) ayrılması ile sınırlı kaldı.

Diğer bir Trump örneği, İngiltere'de yaşanabilir. Maliye Bakanı Philip Hammond'ın yıllık sonbahar açıklamasında büyümeyi destekleyici bir plandan bahsetmesi bekleniyor. Altyapı harcamalarına, deregülasyon ve vergi reformuna vurgu olabilir.

Her iki siyasi gelişme de Batı dünyasındaki popülist dalganın doğrudan sonucudur. İngiltere'nin Haziran ayında gerçekleştirilen Brexit referandumunda Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma kararı alması ve Donald Trump'ın ABD'nin yeni Başkanı seçilmesi de bu durumun daha şimdiden kaydettiği zaferler. Birkaç örnek vermek gerekirse, İtalya'da anayasal reformlara ilişkin yaklaşan referandumda ve gelecek yıl Fransa ve Almanya'da gerçekleştirilecek seçimlerde de benzer güçler rol oynayabilir. Tüm bunların ötesinde Almanya Avrupa'da daha az mali kısıtlamayı destekleme konusunda istekli olduğunun sinyalini verdi.

Bu durum uzun süredir devam eden statükonun siyasi çıkmaza girdiği yönündeki algıyı işaret ediyor. Bu felç durumunun bir sonucu ise, merkez bankalarına çok uzun bir süredir çok fazla yük verilirken, ekonomik zayıflığa verilen kapsamlı politik cevap oldu. Bunun sonucunda ise piyasalar hızlı büyüme beklentilerini fiyatlama konusunda acele ederek üç önemli ABD hisse senedi piyasasını rekor seviyelere taşıdı. Aynı zamanda faizler getiri eğrisi boyunca yükseldi ve Fed'in Aralık ayında faiz artırımına gitme ihtimalini artırdı.

Merkez bankacıları aynı zamanda ekonomik görünümdeki değişim potansiyelinin de farkındalar. Bu onlara büyük bir rahatlık sağlayacak, en azından şimdilik.

Geçtiğimiz 12 ay boyunca merkez bankacıları “tek seçenek sendromu”nun (alışılmışın dışındaki para politikasına çok fazla bağlı olan bir politika duruşu) karşısında yer aldılar. Büyeme yanlısı reformlar ve mali teşviklere olan ihtiyaçtan bahsettiler.

Merkez bankacılarının kapsamlı politikalara yönelik olumlu bakışı anlaşılabilir. Sonuçta Batı dünyasının karşı karşıya olduğu en büyük zorluk hızlı ve kapsayıcı büyümeyi sağlayabilmek; sadece ekonomik refah içi değil, aynı zamanda kurumsal, siyasi ve sosyal nedenlerden dolayı.

Merkez bankacılarının şu aşamadaki tedbirli duruşu haklı, sadece doğal eğilimlerinden değil. Siyasi beyanların dikkatlice tasarlanmış politikalarla takip edilmesi ve uygulamaların sürdürülmesi gerekiyor. Yoksa hem ABD hem de İngiltere, uzun süreli yavaş ve haksız adil olmayan büyüme süreci yerine daha acılı bir süreç olan stagflasyonu deneyimleme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Gelecek birkaç hafta içerisinde gerçekleşecek olaylar kritik önem taşıyor; sadece merkez bankaları için değil, aynı zamanda yakın zamanda piyasada görülen coşkuyu doğrulamak için. Trump ve Theresa May yönetimleri nominal GSYİH'nin artışını sağlayacak -enflayondansa vurguyu büyümeye yapacak- belirli tedbirler sunmalı. Bu, on yıllık siyasi kutuplaşmanın ardından yapılacak ince bir politik manevra.

Mohamed A. El-Erian

Yukarı