TVRadyo

Memurların zam pazarlığı başladı

Memurların zam pazarlığı başladı

Yaklaşık 3 milyon 200 bin kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin memur emeklisinin maaşlarına 2018 ve 2019 yıllarında yapılacak zammın belirleneceği 4. dönem toplu görüşme sürecinin ilk toplantısı yapıldı

01 Ağustos 2017 Salı, 20:01 Güncelleme: 01 Ağustos 2017 Salı, 20:02

Kamu görevlileri ile memur emeklilerinin maaşlarına 2018 ve 2019 yıllarında yapılacak zammın belirleneceği 4. dönem toplu görüşme sürecinin ilk toplantısı yapıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu başkanlığında, Bakanlığın Reşat Moralı Salonunda yapılan toplantıya, Kamu İşveren Heyeti temsilcileri ile Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ve hizmet kollarında yetkili sendikaların temsilcileri katıldı. KESK temsilcisi ise toplantıda yer almadı.

Yaklaşık 3 milyon 200 bin kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin memur emeklisini doğrudan ilgilendiren görüşmelerin ilk toplantısı, açılış konuşmalarının ardından basına kapatıldı.

Kamu görevlileri ile memur emeklilerinin 2018 ve 2019 yıllarındaki mali ve sosyal haklarının belirleneceği görüşme süreci yarından başlayıp 10 Ağustos'a kadar hizmet kolları komisyonlarının görüşmeleriyle sürecek. İkinci toplantı, 11 Ağustos'ta yapılacak. Kamu İşveren Heyeti, 14 Ağustos'ta kamu sendikalarına teklifini sunacak.

Memur-Sen yüzde 10+6 zam istiyor

Memur-Sen, 2018 ve 2019 yılları için üç alternatifli teklifte bulundu.

İlk teklifte, 2018'in ilk altı ayında yüzde 10, ikinci altı ayında yüzde 6, 2019'un ilk altı ayında yüzde 10, ikinci altı ayında yüzde 8 zam öngörülüyor.

İkinci teklifte, 1 Ocak 2018'den geçerli olmak üzere taban aylığa 75 lira net zam, aylık, taban aylık ve yan ödeme katsayılarına birinci altı ayda yüzde 7, ikinci altı ayda yüzde 7 zam talep ediliyor. 1 Ocak 2019'dan geçerli olmak üzere de taban aylığa 75 lira net zam, aylık, taban aylık ve yan ödeme katsayılarına birinci altı ayda yüzde 7, ikinci altı ayda yüzde 7 zam isteniyor.

Üçüncü teklif ise 1 Ocak 2018'den geçerli olmak üzere ek ödeme oranlarına 15 puan ilave zam ve birinci altı ayda yüzde 6, ikinci altı ayda yüzde 6 zam ile 2019 için birinci altı ayda yüzde 10, ikinci altı ayda yüzde 8 zam talebini içeriyor.

KESK'ten "en düşük maaş 3 bin 450 lira olsun" talebi

Türkiye Kamu-Sen, 2018'de seyyanen net 150 lira, yüzde 10+10 artış ve bu artışların üzerine ekonomik büyüme ve refah paylarını içeren yüzde 3'lük zam ile 2019'da seyyanen net 150 lira ve yüzde 8+8 artış ile yüzde 3 ekonomik büyüme ve refah payı artışı teklifinde bulundu.

KESK ise diğer konfederasyonlardan farklı olarak yüzdelik artışlar yerine, en düşük kamu çalışanı maaşının kira, yakıt, çocuk ve aile yardımı hariç 3 bin 450 liraya çıkarılmasını talep ediyor.

2016 ile 2017'yi kapsayan 3. dönem toplu sözleşmeyle, kamu çalışanlarına geçen yıl için yüzde 6+5, bu sene için ise 3+4 zam yapılmıştı.

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Kamu işvereni, mali disiplin ve bütçe imkanları kavramlarını kalkan olarak kullanma taktiğinden artık vazgeçmelidir. Bu kavramlar, toplu pazarlığın ruhuna, emeğe değer verilmesi duruşuna uygun değildir." dedi.

Yalçın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Reşat Moralı Salonu'nda yapılan 4. dönem toplu görüşme sürecinin ilk toplantısında konuşmasına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu'na görevinde başarılar dileyerek başladı.

Sarıeroğlu'nun sendikacı bir geçmişe sahip olmasının toplu görüşme masasından olumlu sonuçların çıkmasına katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Yalçın, şunları kaydetti:

"Kamu işvereni, mali disiplin ve bütçe imkanları kavramlarını kalkan olarak kullanma taktiğinden artık vazgeçmelidir. Bu kavramlar, toplu pazarlığın ruhuna, emeğe değer verilmesi duruşuna uygun değildir. Toplu pazarlık süreçleriyle ilgili olarak bugünden geriye doğru bir inceleme yaptığımızda, mali disiplin ve bütçe imkanlarının kamu işvereninin, hükümetin, siyasi iradenin toplu sözleşme öncesinde ve sürecinde sıklıkla başvurduğu iki kavram olduğunu görüyoruz. Toplu sözleme süreci yaklaştığında maliye ve ekonominin başındaki bakanlar ve ilgili kurumların üst düzey bürokratları, bu iki kavramı can simidi gibi kullanıyorlar. Bu iki kavramın kamu görevlilerinde ve kamuoyunda oluşturduğu sıcaklığı gidermek için de 'enflasyona ezdirmeme' sosunu bu iki kavramın üzerine bocalıyorlar. Özel sektöre teşvik verirken, vergi yükü hafifletilirken hatta vergi borçları affedilirken bozulmayan mali disiplin biz daha masaya oturmadan her nasılsa bozulma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Vergi cezaları uzlaşmayla indirime tabi tutulurken, ihracat yapan firmalara KDV iadesi yapılırken gündeme gelmeyen 'bütçe imkanları', biz tekliflerimizi açıklayınca masanın ortasına konuluyor. Sermayenin karlılığını artırmak için alacağından vazgeçen, gelirlerinin düşmesini sorun etmeyen irade, kamu görevlilerinin emeğinin karşılığını hesaplarken, hesap makinesinin bir tarafına mali disiplin diğer tarafına da bütçe imkanları tuşunu eklemeyi tercih ediyor."

Kamu görevlilerinin emeğinin karşılığının belirleneceği toplu sözleşmenin mali disiplini bozmanın değil adil paylaşım noktası oluşturmanın aracı olduğunu vurgulayan Yalçın, şunları dile getirdi:

"Toplu sözleşme, bütçe imkanlarını zorlamanın değil kamu maliyesinin kaynaklarını hakça paylaşmanın aparatıdır. Bu çerçevede, kamu işvereninden ve dolayısıyla hükümetten beklentimiz, mali disiplin ve bütçe imkanları kavramlarını tekliflerimize, kamu görevlilerinin haklı beklentilerine karşı kalkan olarak kullanma alışkanlığını terk etmesidir. Bu iki kavramın toplu sözleşme sürecinde üreteceği sonuç, toplu sözleşme masasının kapsamının kavram olarak emek, özne olarak 20 milyon insan olduğunu görmemektir."

"Atılan imzanın gereğinin yapılmadığı konular hala var"

Yalçın, 3. Dönem Toplu Sözleşmesi'nde yer verilen ve tarafların ortak iradesini içeren bazı hükümlerin gereğinin yapılmadığını belirterek, bunun hukuki, ahlaki ve akli bir gerekçesinin olamayacağını söyledi.

Geçmiş dönemde üzerinde uzlaşılan birçok konunun hala uygulamaya geçirilmediğini savunan Yalçın, şu ifadeleri kullandı:

"4/C'li ve kamuda işçi pozisyonunda çalışıp memur görevlerini yürüten personelin istihdama ilişkin statülerinin değiştirilmesine, havacılık tazminatına, fiili hizmet zammına, sivil memurların hukuki durumuna, kadro derece sınırlamasına, işçilikte geçen sürelerin hizmetten sayılmasına yönelik olanlar başta olmak üzere 3. Dönem Toplu Sözleşme'de atılan imzanın gereğinin yapılmadığı konular hala var. Üstelik bu konularla ilgili yapılan çalışma ve akıtılan ter de var. Aradan geçen iki yıla yakın zaman diliminde bu konuları karara bağlama ve kazanım olarak yürürlüğe koyma konusunda yetersizlik mi, yetkisizlik mi, isteksizlik mi var tartışması, konunun magazin tarafını oluşturuyor. Bu yüzden bu çerçevede bir tartışmayı doğru ve gerekli bulmuyorum. Emeğin hakkının alınteri kurumadan verilmesi nasıl bizim değerler piramidimizin gereği ise imzanın gereğinin mürekkebi kurumadan yapılması da aynı kapsamdadır. Bu vesileyle, 4. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin başladığı bugün Kamu İşveren Heyeti'nden, özellikle heyetin iradesine yön veren siyasi temsilci konumundaki Sayın Bakandan 3. Dönem Toplu Sözleşme hükümlerinin tamamının 1 Ocak 2018'e kadar ve ilgili hükümde belirtilen tarihten geçerli olmak üzere yürürlüğe gireceği konusunda bir beyan bekliyoruz. Bu beyan, siyasi bir vaat olarak değil toplu sözleşme metninde siyasi iradeyi temsil eden imzaya sadakat olarak ortaya konulmalıdır."

"Kamu İşveren Heyeti de teklifini sunsun"

Toplu sözleşme sonucunda varılacak kararın maaş bordolarına yansıyacak rakamları değil emeğinin karşılığını alma noktasında talebi bulunan insanları etkileyeceğini ifade eden Yalçın, "Ben, bu masada şu veya bu sıfatla bulunan herkesin toplu pazarlık sürecinin bütününde bu temel düsturla hareket edeceğine inanıyorum." dedi.

Yalçın, toplu pazarlık masasında pazarlığın ya da sözleşmenin konusunu eşya ya da bir hizmetin değil insanın oluşturduğunu söyledi.

Tekliflerini geçen hafta Devlet Personel Başkanlığına sunduklarını anımsatan Yalçın, Kamu İşveren Heyetinin de tekliflerini kendilerine sunmasını beklediklerini dile getirdi.

Tekliflerinin 92'sinin genel, 658'inin de hizmet kollarıyla ilgili olduğunu belirten Yalçın, "Tekliflerin sayısını abartılı bulmak, kamu görevlilerini tanımamak ve kamuyu bilmemek anlamına gelir. Çünkü kamu geniş bir alan. 3 milyon 200 kamu çalışanı ve 1 milyon 900 bin memur emeklisi ile onlarca kurum var." diye konuştu.

Yalçın, 5 milyon kamu çalışanı ile memur emeklisini kapsayan toplu sözleşme görüşmelerinin, bu kişilerin aileleriyle birlikte yaklaşık 20 milyon kişiyi ilgilendirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Faizler yükseliyor ama maaşlarımız yerinde sayıyor. Döviz kurları yükseliyor, maaşlarımız yerinde sayıyor. Büyüme gerçekleşiyor, refah artıyor, maaşlarımız yerinde sayıyor. Maaşın rakamı değişiyor ama alım gücü azalıyor, maaşın tutarı artıyor fakat ederi artmıyor. Bunun gibi sorunlarımız var. Maaşların geldiği noktayı ülkenin büyüme rakamlarıyla kıyasladığımızda ortaya çıkan tablo bizim alacaklı olduğumuzu gösteriyor.

Biz diyoruz ki enflasyonu esas alan, sistemden, büyümeden ve refahtan pay aktaran bir sisteme geçelim. Biz inanıyoruz ki Türkiye ekonomisi maaşların enflasyona yenilmesini değil refah payıyla güncellenmesini esas alacak güce sahiptir. Sözleşme masasının 20 milyon insanın hayatına etki edecek kararlar alacağı gerçeğini aklımızdan hiç çıkarmamalıyız. 4. dönem toplu sözleşme görüşmeleri, uzlaşma kültürümüzü ve hakça bölüşme hassasiyetimizi yansıtan bir toplu sözleşme metniyle sonuçlanmalıdır."

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, "Bizler sayıları 5 milyonu aşan kamu çalışanları ve emeklilerimizin beklentilerini, ihtiyaçlarını, taleplerini, sorunlarını göz ardı edemeyiz ancak hepimiz burada bir karara varırken hem ülkemizin içinde bulunduğu durumu hem de dünya ekonomisinin nasıl bir seyir izlediğini de göz önünde bulundurmalıyız. Ayrıca toplumun diğer tüm kesimlerinin de hükümetimizden beklentileri söz konusudur. Bunları da dikkate alarak inşallah müzakere sürecimizi gerçekleştireceğimizi umut ediyorum." dedi.

Sarıeroğlu, kamu görevlileri ve memur emeklilerinin maaşlarına 2018 ve 2019 yıllarında yapılacak zammın belirleneceği 4. dönem toplu görüşme sürecinin ilk toplantısına başkanlık yaptı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Reşat Moralı Salonu'ndaki toplantıda, görüşmeler sonunda anlaşmaya varma ve müjdeli haberler verme temennisinde bulunan Sarıeroğlu, şöyle konuştu:

"Sendikalar, tekliflerini geçtiğimiz hafta Devlet Personel Başkanlığına iletti. Bu teklifleri esas alarak kamu görevlileri sendikaları heyeti başkanı ve heyetimizle birlikte genel konular ve hizmet kollarına ilişkin görüşme gündemini ve görüşme takvimimizi belirleyeceğiz. Bu takvim doğrultusunda, devletimizin imkanları çerçevesinde kamu çalışanlarının ve emeklilerimizin beklentilerini karşılama çabasında olacağımızı belirtmek istiyoruz. Bu görüşmelerin, ülkemize, milletimize ve tüm kamu çalışanlarına ve tüm memur emeklilerimize hayırlı olmasını diliyorum."

"En düşük devlet memuru maaşı 2002'den bu yana yüzde 97 arttı"

AK Parti hükümetlerinin kamu yönetimine bakış açısının önemli göstergelerinin başında kamu çalışanlarına örgütlenme ve toplu pazarlık hakkının tanımasıyla personel sisteminin demokratikleştirilmesinin geldiğini vurgulayan Sarıeroğlu, hükümet olarak amaçlarının hep daha iyiyi bulmaya ve hep daha iyiye ulaşmaya yönelik olduğunu söyledi.

Kamu çalışanları için rahat bir hayat, vatandaşlar açısından da gelir düzeyi artan bir kamu hizmeti sunma gayretinde olduklarını dile getiren Sarıeroğlu, şunları kaydetti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın da her zaman vurguladığı gibi 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışı doğrultusunda iktidarımızın önceliği her zaman milletimiz olmuştur. Kamu hizmetlerinin verilmesinde en büyük gücümüz insan kaynağımızdır. İnsanı odak alan bir zihniyetin temsilcisi olarak bizler kamu çalışanlarımızı her zaman önemsedik, hem özlük haklarında hem de idari haklarında birçok iyileştirme gerçekleştirdik. 15 yıllık iktidarımız döneminde gerçekleştirilen toplu görüşme ve toplu sözleşme süreçlerinde hükümetlerimizin çözüm odaklı yaklaşımıyla yapılan düzenlemelerde kamu çalışanlarımız için çok önemli kazanımlar elde edilmiştir. Çalışanlarımız ve emeklilerimiz enflasyona ezdirilmemiştir. Enflasyondan arındırılmış bir şekilde aile yardımı dahil en düşük devlet memuru maaşında 2002'den bu yana yüzde 97, aile yardımı dahil devlet memuru ortalama aylığında da yüzde 61 oranında reel bir artış sağlanmıştır."

Kamu çalışanlarının maaşlarına yapılan artışların yanında Tasarruf Teşvik Fonu, Konut Edindirme Hesapları tasfiye edilerek bu fonda biriken paraların hak sahiplerine ödendiğini anımsatan Sarıeroğlu, "Kamuda daha adil ücretlendirme politikasının tesisi için büyük ve önemli adımlar atılmıştır. Yıllardır kanayan bir yara halini alan kurumlar arası ücret dengesizliği 2011 yılında çıkarılan kanun hükmünde kararnameyle giderilmiştir. Farklı kurumlarda aynı unvanda çalışmakta olan kamu görevlilerinin ücretlerinde eşitlik sağlanmıştır. Engelli personelin atamasında da ilk kez merkezi sınav ve merkezi yerleştirme uygulamasına geçilmiştir. 2012 yılından beri gerçekleştirdiğimiz merkezi Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve yerleştirme sonrasında engelli memur sayımızda 9 kat artış sağlanmıştır. İnşallah bu ay içinde de bir atama daha gerçekleştireceğiz." dedi.

Sarıeroğlu, sendikalaşma oranlarında da önemli seviyelere ulaşıldığını dile getirerek, kamu çalışanlarında 2002 yılında yüzde 47 olan sendikalaşma oranının bugün yüzde 70 seviyesine yükseldiğini bildirdi.

"Kamu çalışanlarının ve memur emeklilerinin sorunları bir bir giderilmeye çalışılıyor"

Kamu personelinin haklarını düzenleyen birçok mevzuat sayesinde kamu çalışanlarının beklentilerine uygun düzenlemelerin hayata geçirildiğini vurgulayan Sarıeroğlu, şunları söyledi:

"Bunlar arasında, kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkının tanınmasının yanı sıra sicil sisteminin kaldırılması, disiplin affı, kamu çalışanlarına ilave bir derece verilmesi, hafta sonu il dışına çıkış yasağına son verilmesi ve kamuda başörtüyle çalışma yasağının kaldırılması, banka promosyonunun kamu çalışanlarına ve emeklilere verilmesi, izin sürelerinin iyileştirilmesi ilk sıradadır. Yürürlüğe konulan bu düzenlemeler, aynı zamanda 4688 Sayılı Kanun'un hükümleri uyarınca gerçekleştirilen toplu görüşme ve toplu sözleşme süreçlerinin katılımcı yönetim anlayışının istişare mekanizmalarının ortaya çıkardığı kazanımlardır."

Sarıeroğlu, toplu sözleşme masasının, kamu yönetimini idare edenlerle kamu kurumlarının emek unsurunu temsil eden sendikaların birbirini daha iyi anladığı bir platform olduğunu ifade ederek, masanın iki tarafında bulunanların rakip değil, aynı gemide bulunan büyük bir ailenin mensupları olduğunu belirtti.

Bakan Sarıeroğlu, 15 yıldır kamu çalışanlarının ve memur emeklilerinin sorunlarının bir bir giderilmeye çalışıldığına işaret ederek, "Bizler sayıları 5 milyonu aşan kamu çalışanları ve emeklilerimizin beklentilerini, ihtiyaçlarını, taleplerini, sorunlarını göz ardı edemeyiz ancak hepimiz burada bir karara varırken hem ülkemizin içinde bulunduğu durumu hem de dünya ekonomisinin nasıl bir seyir izlediğini de göz önünde bulundurmalıyız. Ayrıca toplumun diğer tüm kesimlerinin de hükümetimizden beklentileri söz konusudur. Bunları da dikkate alarak inşallah müzakere sürecimizi gerçekleştireceğimizi umut ediyorum." dedi.

"Ülkemiz üzerinde hain emelleri olanlara asla izin vermeyeceğiz"

Türkiye'nin 15 Temmuz'da yaşadığı hain darbe ve işgal girişiminden sonra her alanda olduğu gibi çalışma alanında da hızla yeni bir döneme adım atıldığını anlatan Sarıeroğlu, şöyle konuştu:

"Üzerinde yaşadığımız coğrafya bize hep birlikte asla vazgeçemeyeceğimiz, asla erteleyemeyeceğimiz, asla ihale edemeyeceğimiz sorumluluklarımızın olduğunu göstermiş ve göstermektedir. Stratejik bir coğrafyada bulunmamız, aynı zamanda tarihin bize yüklediği sorumluluklarımızı da güncellemek gibi bir görevimiz olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Yaşadığımız zaman dilimi ve ülkemizin çevresinde yaşanan olaylar bizim asla kayıtsız kalamayacağımız, ülkemizin ve milletimizin geleceği adına müdahil olmamız gereken adımları atmamızı zorunlu kılmaktadır. Onun için çabalıyoruz, onun için teyakkuz halindeyiz ve teyakkuz halinde olmaya da devam edeceğiz.

Türkiye daha bundan bir yıl önce tarihte görülmemiş büyüklükte bir ihanet hareketiyle karşı karşıya kalmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısına uyarak bu hain kalkışmaya direnen aziz milletimizin feraseti ve fedakarlığıyla darbe girişimi bertaraf edilmiştir. Biliyorsunuz, bugün de Sincan'da Akıncı davası başladı. Bu vesileyle, bu toprakları bizlere vatan olarak emanet eden tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yad ediyoruz. Yine toplantımız başlamadan önce Diyarbakır'dan askerlerimizin şehadet haberini aldık. Onlara da Allah'tan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun diyorum. Milletimizin istikbali ve devletimizin bekası için topyekun mücadeleye çok boyutlu olarak devam ediyoruz. Ülkemiz üzerinde hain emelleri olanlara asla izin vermeyeceğiz."

Sarıeroğlu, belirledikleri hedeflere ulaşmanın en önemli ve gerekli koşulunun inanç, azim, diyalog, istişare ve çok çalışmak olduğunu dile getirerek, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çalışma hayatının ahengini sağlamak, paydaşlarımızla güçlü bir diyalog içinde olmak, istihdamı geliştirmek, iş sağlığı ve güvenliği kültür ve uygulamalarını yayınlaştırmak, emeklilikten sağlığa vatandaşlarımızın sosyal güvenlik ihtiyaçlarını sağlamak ve karşılamak, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini tesis etmek için var gücümüzle tüm çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı personelimiz ve emekçilerimizle birlikte çalışacağız. Bakanlığımız, insanı odak alan bir anlayışla 80 milyon vatandaşımızın dün olduğu gibi bugün de gelecekte de daima yanında olacak." diye konuştu.

"Amacımız yasal süreler içinde uzlaşıyla tamamlamak"

Toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan ve sorularını yanıtlayan Sarıeroğlu, istişare ve diyalogun içini dolduracak biçimde güzel bir başlangıç yaptıklarını dile getirdi.

Toplu sözleşme görüşmelerinin 21 günlük süresinin çalışma takviminin belirlendiğini bildiren Sarıeroğlu, şunları kaydetti:

"Hizmet kollarına ilişkin komisyonlarımızı oluşturduk. Bu kapsamda 2-10 Ağustos'a kadar çalışmalarını gerçekleştirecekler. Bu bağlamda büro, bankacılık, sigortacılık, eğitim, öğretim, bilim, sağlık ve sosyal hizmetler iş kolumuz yarın ve ertesi gün çalışmalarını gerçekleştirecekler. Yerel yönetimler, ulaştırma, kültür ve sanat cuma günü çalışmasını gerçekleştirecek. Bayındır, inşaat ve köy, basın-yayın, iletişim, enerji, sanayi ve madencilik hizmet kollarında ise cumartesi günü çalışmalar yapılacak. Pazartesi günü de tarım ve ormancılık ile diyanet ve vakıf hizmet kollarında toplu sözleşme tekliflerinin değerlendirmesi yapılacak. Bu değerlendirmeler yapıldıktan sonra biz yine kamu işveren heyeti ve kamu görevlileri sendika heyetiyle bir araya gelip buralarda yapılan değerlendirmeler ve raporlar doğrultusunda müzakerelerimizi 10 Ağustos ve 11 Ağustos tarihlerinde gerçekleştireceğiz. Sonrasında da kamu işveren heyeti olarak 14 Ağustos’ta teklifimizi sunacağız."

"Amacımız yasal süreler içinde, 21 günlük süre içinde hakeme gitmeden bu sözleşme dönemini sosyal barış içinde konuşarak uzlaşıyla tamamlamak." diyen Sarıeroğlu, şunları söyledi:

"Karşılıklı olarak inşallah güzel bir toplu sözleşme dönemi geçirmeyi arzu ediyoruz. Kamu çalışanlarımıza, kamu emeklilerimize de güzel müjdeler vermek istiyoruz. Bununla ilgili inşallah verimli bir çalışma dönemi gerçekleştireceğiz diyorum. Biliyorsunuz bugün benim de ilk programım olmuştu, inşallah hayırlı uğurlu olur, güzel sonuçlarla güzel işlere imza atmış oluruz diyorum."

Bir basın mensubunun, toplantıda kamu görevlileri sendika temsilcilerinin bazı eleştirilerin olduğunu hatırlatması üzerine Sarıeroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu platform açık bir platform. İçerik de toplantının yapılış şekli de her sene aynı şekilde uygulanıyor. Tabii ki konfederasyonlarımız görüşlerini, önerilerini söyleyecekler, biz de demokratik olgunluk içinde bunları dinleyeceğiz. İlerleyen süreçlerde de karşılıklı olarak görüşlerimizi birbirimize aktaracağız. Dediğim gibi bu işin esası diyalog ve uzlaşı. Bunun için masa etrafında buluşmak ve konuşabilmek ilk esastır, bunu gerçekleştirdik. Herhangi bir süre sınırlamamız olmadan, kısıtlamamız olmadan bütün taraflar görüş ve önerilerini paylaştı. Karşılıklı eleştirilere cevap verilen bir platform değil bu platform. Bu bağlamda başkanlarımızın tüm söylediklerini not aldık. Önümüzdeki dönemde de değerlendirmelerimizi karşılıklı yapacağız inşallah."

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, "Oransal zam, enflasyon farkı verilmesi gibi bir formül artık reel bir artış sağlamıyor. Bizim, insanların alım gücünde reel artışlar sağlayacak bir formül bulmamız lazım. O da refah payı uygulamasının hayata geçmesi, ekonomik büyümelerden pay verilmesidir." dedi.

Koncuk, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Reşat Moralı Salonu'nda yapılan 4'üncü dönem toplu görüşme sürecinin ilk toplantısındaki konuşmasına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu'na görevinde başarılar dileyerek başladı.

Kamu görevlilerinin maaşlarına zam söz konusu olduğunda hükümettekilerin her zaman ülkenin ekonomik gerçeklerini gündeme getirdiğini belirten İsmail Koncuk, fedakarlık beklenen tarafın sürekli kamu çalışanları ile memur emeklileri olduğunu söyledi.

Fedakarlık yapma sırasının artık ülkeyi yönetenlerde olduğunu dile getiren Koncuk, "Türkiye'de ekonomik büyüme var, 2017 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüme açıklandı. Kişi başına düşen milli gelir her geçen gün yükseliyor ve siyasiler bununla övünüyorlar. Bunun anlam ifade etmesi, kamu çalışanlarına bir yansıması olmasıyla mümkün. Ülkede her şey yolunda olacak ama kamu çalışanlarının alım gücü düşecek, böyle şey olmaz." ifadelerini kullandı.

Kamu çalışanlarına enflasyon oranında yapılan zammın "sıfır zam" niteliğinde olduğunu vurgulayan İsmail Koncuk, şunları kaydetti:

"Ekonomi büyüyecek, kişi başına düşen milli geliri artacak ama kamu çalışanlarının son 15 yılda ekonomik büyüme karşısında alım gücü ortalama bir memurun maaşından bin 85 lira düşecek. Bu nasıl iş? 'Enflasyon oranında zam yapıyoruz' deniyor ama enflasyon oranında zam 'sıfır zam' demektir. Artık kimse 'memuru, emekliyi enflasyona ezdirmiyoruz' diyerek övünmesin. Matematik olarak bu çok açıktır. Oransal zam, enflasyon farkı verilmesi gibi bir formül artık reel bir artış sağlamıyor. Bizim, insanların alım gücünde reel artışlar sağlayacak bir formül bulmamız lazım. O da refah payı uygulamasının hayata geçmesi, ekonomik büyümelerden pay verilmesidir. Bunun dışında yapılacak bir artışın sonuç alıcı, insanlarımızı mutlu edici ve doğru olacağını düşünmüyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak refah payını yüzde 3 olarak istedik. Bu geleneksel hale gelmelidir, gelin hep birlikte memur ve emeklilerimizin gelirlerinde reel bir artış sağlayalım."

"Evlatlarımızın geleceği çalınıyor ama çözüm yok"

Koncuk, 3'üncü dönem toplu sözleşme görüşmelerinde üzerinde uzlaşılan ama hala uygulamaya geçirilmeyen kararların olduğunu anımsatarak, "Üzülerek ifade edeyim ama toplu sözleşme sulandırılmıştır. Bu nasıl olabilir? Toplu sözleşme hükümleri uygulanması gereken maddeler içerir. Bu metinler tartışmaya açık değildir. Bir madde o metne girmişse o madde uygulanır ama hala 20 madde uygulanmamış. Bundan sonra yapılacak toplu sözleşmelerde alınacak kararlara insanların nasıl inanmalarını bekleyeceğiz? Bu toplu sözleşmede 2015'de alınan kararların uygulanması yönünde bir karar alınmalıdır." diye konuştu.

Toplu sözleşmede yuvarlak kararların alınmayacağına dikkati çeken İsmail Koncuk, daha önce alınan kararlara rağmen 4/C ve 4/B statüsünde çalışanların kadro sorunun hala devam ettiğini vurguladı.

Koncuk, doğru yapılanları her zaman alkışladıklarını ama toplu sözleşme masasında üzerinde uzlaşılan 20 maddenin uygulanmamasını da kabul etmediklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Üniversiteli işçiler memur kadrosuna alınmadı. 20 bin 4/C'liye kadro verilmedi. 2011'de kaldırılan 4/B'lilik yeniden hortladı. 4/B'lilere kadro artık hiç konuşulmuyor. Taşeronlar konusunda verilen sözler hala uygulanmadı. Sayın Müezzinoğlu, 'Taşeron problemi bizim problemimiz' dedi. Ben de kendisine, 'Formülünüz nedir?' demiştim. Yani bu işler lafla olmuyor. Hala çözüm yok ortada. Söz ağızdan bir kere çıkar. Kamuda 730 bin, özel sektörle 2 milyonluk bir sömürü düzeni var. Evlatlarımızın geleceği çalınıyor ama çözüm yok. Hükümet sözünün arkasında olmalıdır. Vergi dilimi meselesi hala çözülmedi. Hepimiz dile getirdik ama hala bir adım yok. Tüm kamu çalışanları hatta asgari ücretliler bir süre sonra vergi dilimine gidiyor. 'Kaşıkla ver kepçeyle al' dönemi bitmeli ve bu masada bu sorun da çözülmeli."

Kamuya işe alımlarda mülakat sisteminin can yaktığını dile getiren İsmail Koncuk, "Öğretmen, memur alımında mülakat gerçekten can yakar boyut kazandı. İnsanlar KPSS'den 90-95 puan alsa bile torpil aramak durumunda kalıyorlar. KPSS'nin bir anlamı kalmadı. Gelin bunları çözelim, 'mülakat kaldırılsın' diyelim. Bu sistemi siyasi iktidarın da görüp kendilerine bir getirisi olmadığını görmesi gerekir. Mülakat sistemi, bunu çıkaran iktidara düşman yaratmaktan başka bir işe yaramıyor, bu iyi bilinmeli, görülmeli ve hızla ortadan kaldırılmalıdır." şeklinde konuştu.

AA

Haberin devamını mobil uygulamamızdan okuyabilirsiniz!
PİYASA ÖZET
Son %
BIST 100 108.594 -0,02
USD/TRY 3,4947 -0,05
EUR/TRY 4,1121 -0,49
EUR/USD 1,1762 -0,45
FAİZ 11,71 0,86
ALTIN/ONS 1.285,23 -0,51
BRENT 51,66 0,00
Yukarı