TVRadyo

Erdoğan'dan TCMB'ye: Müdahale etmediğimiz için bu hale geliyor

Erdoğan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu

17 Kasım 2017 Cuma, 11:21 Güncelleme: 17 Kasım 2017 Cuma, 17:23

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Mesele memleket meselesi olduğunda, davanın geleceği olduğunda hemen hemen tüm arkadaşlarımız takdire şayan bir sadaketle hareket etmişlerdir.  Biz hasbi oldukça, samimi oldukça, çalıştıkça, ürettikçe milletimiz de bize sahip çıkmayı, desteklemeyi sürdürecektir. Bizi diğer partilerden ayıran en önemli özellik işte bu ruhtur. Sakın ha, dedikodulara, sağda soldaki fiskoslara kulak asmayın. Biz işimize bakacağız, yolumuza devam edeceğiz. Bizim ülkemizde yapacak çok işimiz var, alacağımız çok büyük mesafeler var. Allah'ın izni ile milletimizin bize olan sadakati de artacaktır. İnşallah 2019'da da bu çizgimize sıkı sıkıya sarılarak gireceğimiz tüm seçimlerden başarı ile çıkacağız.

"EKONOMİDE DE BİR OPERASYONLA KARŞI KARŞIYAYIZ"

Ekonomide de ciddi bir operasyonla karşı karşıyayız. Belli ki bir yerlerden Türkiye'nin dikkatinin dağıtılması için düğmeye basılmış. Buna rağmen üstesinden gelemeyeceğimiz bir yükle de hamdolsun karşı karşıya değiliz. Hiçbir rasyonel temeli olmayan Dövizdeki şişkinliğin, kısa sürede ortadan kalkacağını ve kurun tekrar kendi seyrine döneceğine inanıyorum.

Yatırımlar konusunda hem iç hem dış kaynaklı ciddi bir hareketlenme olduğunu biliyorum. Borsa 110 bin seviyesini zorluyor, Merkez Bankası rezervlerimiz düzenli bir şekilde yükseliyor. Bugünler de 120 milyar dolar seviyesine yaklaştı. İhracatta ekim ayı itibarıyla yıllık 154 milyar dolar seviyesini yakaladık ve yükseliş istikrarlı bir şekilde sürüyor. Tabii ki 158'i yakalamış bir ülkeyiz, dolayısıyla da 154 bizim için yeterli değil, onu aşacağız, 158'i de aşacağız. Türkiye bu noktada kararlı bundan hiç şüphe yok, çünkü biz o ivmeyi yakaladık, şimdi onu rahat rahat aşacağız.

"PARAYI FİNANS SEKTÖRÜ GÖTÜRÜYOR"

Faizin sebep enflasyonun netice olduğu kanaatindeyim. Bu konuda beni anlamayanlar er veya geç anlayacaklar. Enflasyon, yok hıyarmış yok salataymış bunlardan kaynaklanan bir şey değil. Ana sebep faizdir, faiz. Bunu öğreneceksiniz. Bunu bütün gelişmeler teyit ediyor zaten. Hala bunu anlamak istemeyenler, batıdaki kafalarla çözmeye çalışanlar tabii ki bizi anlamazlar. Batıdaki kafaların da bir kısmı zaten uygulamaları ile bizi destekliyor. ABD'deki faiz oranları ortada. Japonya ortada. Avrupa ortada. Enflasyonların da orada ne olduğunu zaten görüyoruz. Bizdekilere bunu hala anlamadık. Faiz lobisine çalışıyorsunuz başka bir şey yok. Bu ülkede en çok kazanan hangi kurumlar, kimler? Banka sahipleri, finans sektörü. Onlar götürüyor parayı. Bu kadar yüksek ile kredi vermeye kalkarsan tabii ki yatırımlar bu ülkede yürümez. Hala bunu anlatamıyoruz. Bu konuda maalesef devletin bankaları dahi ciddi bir muhafazakarlık içindedir. Bu iş böyle yürümez, bunu çözeceğiz. Başbakan ile de konuştuk. 15 senedir bunda inat edilmiştir. Faizi düşürdük, enflasyon tek haneliye geldi. 

"MÜDAHALE ETMEDİĞİMİZ İÇİN BU HALE GELİYOR"

Merkez Bankası ne diyor? Kaç kere revize ettiniz, söyledikleriniz hiçbiri tutmuyor ya, tutmaz. Merkez Bankalarının bağımsızlığı var müdahale etmeyiniz. E tamam. Müdahale etmediğimiz için bu hale geliyor. 2018 için mali disiplini elden bırakmayacak ancak ekonomiyi de çok fazla sıkmadan, nefes aldıracak bir orta yolu bulmak zorundayız. Bu konuda ilgili bakanlıklarımızın şimdiden sıkı bir çalışma yapması gerekmektedir. Türkiye'ye diz çöktürmek için sabırsızlıkla bekleyenlere ben bir kez daha sesleniyorum. Başaramayacaksınız. Milletimizi bölemeyeceksiniz. Bayrağımızı indiremeyeceksiniz. Vatanımızı parçalayamayacaksınız. 2023 hedeflerimize ulaşmamızı engelleyemeyeceksiniz. 

TERÖRLE MÜCADELE

Tek yapmamız gereken kendi içimizdeki birliği, beraberliği, kardeşliği ve bununla birlikte milletimizle olan bağımızı güçlendirmektir. Önümüzdeki 1, 1.5 yıllık süreci çok iyi değerlendirdiğimiz de seçimlerde hedeflerimize ulaşmamamız için hiçbir neden yoktur. AK Parti'nin Genel Başkanı olarak ben sizlere güveniyorum. Türkiye içeride ve dışarıda çok zorlu bir mücadele yürütüyor. Daha dün Irak'ın kuzeyinde terör örgütüne yönelik operasyonlarda 2 askerimizi şehit verdik. Rabbim tüm şehitlere rahmet eylesin. Aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Terör örgütünü sınırımızın her iki tarafında da rahat bırakmıyoruz, rahat bırakmayacağız. Onları inlerine kadar takip ediyoruz, edeceğiz. Operasyonlar kesintisiz sürüyor. O bölgede yoğun kar var, yoğun bir kış var ama silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz, güvenlik korucularımız bu temasları aynı kararlılıkla devam ettiriyor. Son terörist de imha edilene veya teslim olana kadar bu operasyonlar devam edecektir.

"ACIRSANIZ ACINACAK HALE GELİRSİNİZ"

FETÖ ile ilgili davalar yavaş yavaş neticelenmeye başladı, elde edilen bilgiler ışığında yeni operasyonlar da devam ediyor. Kazıyana kadar bize durmak yok. Asla ara vermek yok. Hangi kurumumuzda varsa, askerimizde, polisimizde, bakanlıklarımızda, yargıda nerede varsa temizlemeye devam edeceğiz. Onların inlerine girdik zaten. Hep söylüyorum acırsanız acınacak hale gelirsiniz. 

"AFRİN'İ TERÖR ÖRGÜTÜNDEN TEMİZLEMEMİZ GEREKİYOR"

İdlib operasyonu planlandığı şekilde sürüyor. Türkiye, Rusya ve İran olarak ortak bir tutum geliştirme noktasında mesafe katettik. 22 Kasım'da Soçi'de biraraya geleceğiz. Afrin bizim için çok önemli sınırdaşımız konumunda. Afrin'i terör örgütü PYD'den temizlememiz gerekiyor. 

Amerika'nın Suriye krizi başladığından beri verdiği sözlerinin büyük bir bölümünü tutumaması hayal kırıklığı olmuştur. Afrin'de aynı oyuna gelmek istemiyoruz. Çok kolay çözebileceğimiz nice sorun Amerika tarafından ısrarla çıkmaza sürüklenmiştir. Rakka, Mümbiç, Deyrizor böyledir. Bu işi beraber halledelim dediğimiz zaman önceki yönetim, endişe etmeyin demelerine rağmen, Obama kaç kere bu sözü vermiş olmasına rağmen bu sözü tutmamıştır. Ardından gelen yönetim; "Terör örgütü YPG'nin, artık orada biz YPG ile değil, SDG ile işbirliği yapıyoruz". Yapmayın. Bütün bunlar ortada. Siz 12 bin kilometre uzaklıktan acaba Suriye'ye niçin geliyorsunuz? Neden? Bu soru sorulmaz mı? Bana vatandaşım soruyor.

DEAŞ'la mücadele. Başlık bu. Ne yaptınız ya? DEAŞ'a bol bol dolar ödediniz. Benim askerim, ÖSO kahramanca mücadelesini verdi. 2000 kilometrekarelik alan DEAŞ'tan böyle temizlendi. Öbürleri ise zafer işaretleri ile onları dolar ödemek suretiyle uğurluyorlar. Daha önce bütün bunlarla ilgili uyarıları nerede, kim, nasıl, ne yaptı, hepsini bildirdik. Amerika'nın bu örgütler üzerinden hayata geçirmeye çalıştığı senaryonun farkındayız. İttifak başka bir şey ama bu müttefikliğe sığmayacak hareketleri yapmak başka bir şey. Kusura bakmayın yanlışları söyleyeceğiz.

NORVEÇ'TEKİ NATO TATBİKATI

Dün Norveç'te bir durum oldu. Norveç'te düşman tablosu diye bir tablo koymuşlar. Bu tabloda Atatürk'ün resmi ve bir tarafta da şahsımın ismi var. Hedefte bunlar. Bu haber gelince Genelkurmay Başkanımız ve AB'den sorumlu Bakanımız, onlar da Kanada yolundaydı, bizi aradılar. 'Böyle böyle bir durum var. Bu tatbikat da NATO tatbikatı. 40 tane askerimiz var, biz şimdi bu askerimizi çekme kararı verdik, çekiyoruz.' dediler. Dedik ki 'Tabii, hiç durmayın hemen. Velev ki o hedefler kaldırılsa dahi 40 askerimizi süratle oradan çekin.' Böyle bir ittifak, böyle bir müttefiklik olamaz. Gerekli bağlantıları vs yaptılar, yapıyorlar. Oyun başka. Zaman zaman değişik yerlerde de bunlar yapıldı yapılıyor. Maalesef içimizde de bunlar var. Biz silahı güç olarak kabul ediyorsak o zaman bırakalım biz siyaseti. Haktan daha güçlü bir şey olamaz. 

DEAŞ denilen örgütü bu örgütle mücadele ettiğini söyleyenler tarafından icat edilmiş bir katiller ordusu.DEAŞ'ı icat ede kimse, PYD'yi kuran odur. Güya DEAŞ'a karşı mücadele ediyor denilerek beslenen PYD'nin aslında aynı madalyonun diğer yüzü olduğu ortaya dökülmüştür. Bu yüzden DEAŞ ile PYD'nin işbirliğini saygı ile karşıladıklarını söyleyenlerin aleni itiraflarından daha somut bir belge aramaya engel yoktur. Bunlar için DEAŞ, İslam düşmanlıklarını rahatça dile getirmenin bir aracıydı. 

Ülkemizdeki ana muhalefet partisinin yerlilikten uzak bir siyaset izliyor olması dikkat çekicidir. Anlaşılan o ki, kendilerine verilen rol budur. Biz buna rağmen kendilerine siyaset zemininde mücadele edecek ve takdiri milletimize bırakacağız. Biz milli iradeye saygı duyan bir partiyiz. 15 Temmuz'a kontrollü darbe diyerek saygısızlığı yapan partinin başındaki zat, SGK'ya saldırıyor. 

KILIÇDAROĞLU'NA SGK YANITI: TÜFE HESABI İLE ZARARI 42 MİLYARA GELİYOR

Ben buradan tüm milletime, rakamlarla bu zatın SGK'nın başında olduğu dönemi açıklıyorum. "Ben SSK'yı 2 milyar zarar uğrattım" diyor. Siz, SGK'yı 20 milyar zarara uğrattınız diye bize laf geveleyip duruyor. Bu hesap kitap filan bilmez. Hesap uzmanı sıfatı almak hesap uzmanı olmasını getirmiyor. Batırdın mı çıkardın mı? Öyle bir bilmez ki kendi dönemindeki 2.5 milyar zararın bugün TÜFE hesabı ile 42 milyara geldiğinden dahi bu zatın haberi yoktur. Ey Kılıçdaroğlu, aç interneti, orada bu hesabı otomatik yapan programlar var. Bugünki SGK 80 milyonluk Türkiye'nin yüzde 99'una hizmet eden dev bir sosyal güvenlik sistemidir. Sen nasıl hesap yapıyorsun? Kalan yüzde 1 de sadece kendileri istemediği için bu sistemin dışındadır. Mevcut sistemimizde primini imkanı olayan kendisi öder, imkanı olmayan devlet öder. 

Bugünün SGK'sı 2396 hastane ve ülkemizdeki 25 bine yakın eczanenin tamamı ile milletimizin emrindedir. Ayrıca, özel hastanelerden, üniversite hastanelerine kadar tüm sağlık kurumları çok cüzi ödemelerle SGK'lılara hizmet sunuyor. Kanserden hepatit c'ye, beyin filmlerinden yapay kalbe kadar bugün SGK tarafından ödeniyor. İnanın bundan bile haberi yoktur. 

O dönemin SSK'sı toplam nüfusun yüzde 5'ine bile denk gelmeyen 3 milyon emekliye maaş ödüyordu. Bugünkü SSK, 11 milyon 800 bin kişiye emekli maaşı ödüyor. Bu zat, prim giderlerinin oranını yüzde 55'e kadar düşürmüştü. Yüzde 67'dir. 

SSK emeklisi 257 lira maaş alıyordu. Bugün 1430 lira maaş alıyor en düşük SSK emeklisi. Bu rakam Bağkur emeklilerinde çok daha vahim düzeydeydi. Lafa gelince kendi dönemindeki açıkların sebebini erken yaşta emekliliğe bağlar, bizzat kendisi ortatokul öğrencisi oğlundan torununa kadar tüm yakınlarını sigortalı göstermekten geri dönmemiştir. 

Bu ülkenin SSK, SGK gibi kurumlara ne kadar ihtiyacı varsa, derli toplu bir ana muhalefete o kadar ihtiyacı var. Birini biz kurtardık, ötekini kurtarmak da CHP'lilere düşer. 



Haberturk.com

 

Yukarı