TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kredi faizi yeniden yükselişte

Merkez Bankası enflasyonu ve döviz kurunu durdurmak için bankacılık sistemine verdiği likiditeyi kıstı ve gecelik faizleri artırdı. Perşembe günkü bu karardan sonra kur artışı durdu, hatta gevşeme başladı. Döviz sepeti 2.22'den 2.18'e indi. Kurun asıl ilacının faiz olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Bu açıdan ekonomide ciddi durgunluk riski ortaya çıkmadan yeniden faiz düşüşünün ve parasal gevşemenin yolu açılmayabilir.
Çünkü küresel piyasalar çok dalgalı. Yarın en iyi sonuç verecek kararlar alınsa bile, AB uzun ince bir yol kat edecek. Beraberinde küresel piyasalar ve Türkiye ekonomisi de etkilenecek. Böyle bir ortamda döviz kurunu kontrol altında tutmak isteyen bir merkez bankasının faiz silahından vazgeçmesi kolay olmayacak.

ENFLASYON FAKTÖRÜ: Faizde geri adım atılmasını zorlaştıran bir gelişme de enflasyonun yükselme eğilimine girmesi. En azından gelecek yılın ilk çeyrek sonuna kadar böyle bir yükselme potansiyeli görülüyor. Bunun üzerine yeni yükler bindirmek ve enflasyonu çift hanelere çıkarmak istemiyor Merkez Bankası. Uygulanan para politikası da düşük enflasyona dayanıyor. Yoksa yükselen enflasyon ortamında faizleri tek hanede tutmak mümkün olmaz. Olsa da kalıcı olmaz. Hem enflasyon hem de döviz kurundaki gelişmeler faizin düşüşünü engeller nitelikte.

MALİYETLERDE ARTIŞ: Para otoritesinin faizindeki bu artış piyasaların ve ekonominin kullandığı faizlere de baskı yapacak. Çünkü fonlama kaynaklarından birinin faizi artıyor.
■ Bankacılık sistemi kendini yurtdışından da fonluyor. Orada da, en büyük fonlama bölgesi yeniden yapılanmadan geçecek. Bu sırada kredi akışında kesilmeler veya azalmalar olabilir. Bunlarda faizler üzerinde etkili olmaya aday.
■ Artan kurlar zaten dışarıdan fonlamanın maliyetlerini artırmış durumda.
■ Bankaların üçüncü ve en büyük fonlama kaynağı da yurtiçi yerleşikler. Onların kararını en çok enflasyonun düzeyi belirler.

KAYNAKTA SIKIŞMA: Bankaların kaynak temininde maliyetleri artıyor. Üstelik bu kaynaklar küçülüyor da. Hem yurtdışından temin edilen kaynak azalıyor hem de Türkiye'ye gelen sermayede azalma var. Sonuçta kaynak cephesinde bir sıkışma var.
Buna karşılık kredi talebi ekonomik yavaşlamaya paralel azalabilir.
Ancak yine de önümüzdeki dönem kredi faizleri üzerinde yukarı yönde baskı daha hâkim olacak gibi. Bu da 2011'de başlayan kredi faizlerindeki artışın devamını getirebilir. Geçen aralık ayında tek haneye inmiş ve orada ancak beş ay kadar kalabilmiş kredi faiz oranları uzunca bir süre görülmeyebilir.

SONUÇ: "Ayda yılda bir pazar, onu da yağmur bozar." Türk atasözü

 

Yukarı