TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dövizde risk reel sektörün

Döviz kurunda son dönemde ciddi oynaklıklar görüldü. Bir dolar ve bir Euro'dan oluşan döviz sepetinin değeri 2.22'den dün 2.14'ün altına indi. Bu hızlı geri çekilmeye karşılık Merkez Bankası bugün TL'yi güçlendirecek beş aşamalı bir eylem planı açıklayacak. Adı TL'yi güçlendirme olunca kurun gerilemesi amaçlanıyor demek. Diğer gelişmekte olan ülkelerin para birimleri de değerlenirken TL daha fazla değer kazanmış durumda. Bu eğilim daha hızlandırılmak isteniyor demek.
Merkez Bankası tarafından kurun düzeyine bu kadar önem verilmesinin nedenini enflasyona ve oradan da faize olan etkisine yormak mümkün. Yoksa kamu kesiminin toplamda dövizde açık pozisyonu yok. Uzun yıllardan sonra ilk kez böyle bir durumun ortaya çıktığı söylenebilir. Bir süre önce Başbakan Yardımcısı Ali Babacan "Haziran 2011'de kamunun döviz varlıkları net  borcunun üzerine çıktı. Dövizdeki oynamalar kamu açısından sorun
yaratmıyor" dedi.
Dövizdeki oynamalar kamu için sorun yaratmıyorsa geriye üç kesim kalıyor.
■ Finansal kesim denetlendiğinden ve açık pozisyon sınırlaması olduğundan dolayı dövizde açık pozisyon sorunu yok.
■ Hanehalkı yani bireylerin de açık pozisyonu yok. Hatta bankalarda 100 milyar dolarlık döviz hesapları var. Birde, yastık altı dediğimiz henüz finansal sistemin kaydına girmeyen dövizleri söz konusu.
■ Geriye reel sektör kalıyor. Sorun da orada zaten. Merkez Bankası yıl ortası itibarıyla finansal kesim dışındaki şirketlerin döviz varlık ve yükümlülüklerini açıkladı. Reel sektörün açık pozisyonu tüm zamanların en yükseğine, 119.3 milyar dolara çıktı. Bu kadar net döviz borcu var demek. Kurun oynaklığının Türkiye'yi en çok etkilediği alan burası.

 

*** 

Kur oynaması en çok kimi etkiliyor?

Reel sektörde 119.3 milyar dolara yükselen açık pozisyonun kurda kalıcı yükselişlerin bilançolarını da kalıcı biçimde bozması mümkün. 119 milyar dolarlık yük dörtte bir oranında artsa 30 milyar dolar ekstra yük getirir. Reel sektörün bütün bir yıllık kârını hatta daha fazlasını alıp götürür. Ancak durum göründüğü kadar vahim değil. Çünkü reel sektör, borcunun bir bölümünü hedge etmiş. Bir kısmı da dış satışlarla hedge ediliyor. Bir kısmı için de şirket sahiplerinin yurtdışında kendi hesaplarında tuttukları mevduatları var. Her krizde devreye girdiğini gördük.
Fakat yine de 119 milyar dolarlık net açığın bir miktarı gerçekten açıkta. Hedge edilmemiş çünkü bunun da ciddi bir maliyeti var. Her şirketin altından kalkabileceği bir durum değil. Bu açık reel sektörü muazzam bir şekilde rahatsız eder ve etkiler. Özellikle yatırımlar, makine alımları döviz üzerindendir. Satan kredilendirir. Zaten reel sektörün açık pozisyonu ile özel sektör yatırımları birbirine paralel gider. Mesela bu yılın ilk yarısında reel sektörün açık pozisyonu 28.6 milyar dolar veya yüzde 32 arttı. Bu dönemde özel sektörün makine teçhizat yatırımlarının büyümesi yüzde 45'tir. Bir yerde reel sektör döviz bazında borçlanmadan teknolojik ve finansman açısından yatırımlarını yapamaz durumdadır. En yüksek açık pozisyonu da taşıdığına göre, kur oynamalarından en fazla etkilenecek kesim oluyor. Özellikle de son dönemde yeni yatırım yapanlar.
Bu açıdan Merkez Bankası'nın TL'yi güçlendirmesi en çok bu kesimi rahatlatacak. Reel Kesim Güven Endeksi'nin uzun bir aradan sonra ekim ayında pozitif bölgeden nötr düzeyine (101.9) gelmesinin asıl nedeni bu olsa gerek.
 

SONUÇ: "Fırtınalar beni korkutmuyor, çünkü kaptanlığı öğreniyorum artık." Louisa May Alcott


Yukarı