TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Düşük tasarrufta sorun nerede?

Türkiye son yıllarda önemli makro ekonomik sorunlarını çözdü.
■ Enflasyonu çift haneli yüksek düzeylerinden tek hanelere düşürdü.
■ Kamu açıklarını düşürdü ve kamu borcunu küçülttü.
■ Reel ve nominal faiz oranları tek haneli rakamlara geriledi.
■ Bu dönemde aynı zamanda yüksek büyüme de gerçekleşti.
■ İşsizlik sorunu da hafifledi. İşgücüne katılım, istihdam, kayıtlı istihdam artıyor.
Çözemediğimiz bir makro sorun ise yüksek cari açık ve yüksek tasarruf açığı oldu.

EN DÜŞÜK SEVİYEDE: Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın dünkü Bakanlar Kurulu sunumundan iki grafik dikkatimizi çekti.
Bu grafiklerden biri seçilmiş ülkelerin 2010 sonu itibarıyla tasarruf oranlarını, diğeri de Türkiye'nin 1990 sonrası tasarruf oranını gösteriyor.
Tasarrufları büyütmede sınıfta kalmış durumdayız. Hem diğer ülkelerle karşılaştırma hem de geçmişe yönelik bir kıyaslama bize bunu söylüyor.
1990'ların başında yüzde 25'ler düzeyinde seyreden toplam tasarruf oranının milli gelire oranı 2001 krizi sonrasında giderek azalmış. 2010 yılında yüzde 13.9'a inen bu oranın 2011'de yüzde 13.3 düzeyi ile tarihi en düşük seviyesine inmesi bekleniyor. Orta Vadeli Program'da ise 2012 yılında tasarruf oranının biraz yükselerek yüzde 15.2'ye çıkması bekleniyor.

ÇİN İLK SIRADA: Bu oranlar bizi seçilmiş ülkeler içinde 20'nci sıraya düşürüyor. Bizden sonra ABD geliyor. Borç krizine girdiği için küresel krize yol açan ülke. Tasarrufta ilk sıralarda ise dünyanın en yüksek büyümesini gerçekleştiren ülkeler yer alıyor. Yüzde 55 tasarruf oranıyla Çin açık ara önde. Hindistan yüzde 35'le ikinci sırada, Endonezya ve Kore yüzde 33 düzeyinde tasarrufla üçüncü ve dördüncü sırada yer alıyor. Tayland ve Şili yüzde 30 düzeyinde bir tasarrufa sahip.

ASIL SORUN: Türkiye de son yıllarda hızlı büyüyen ülkelerden. Yatırımları da yüksek. Ama bunu daha çok dış kaynaklarla yapıyor. İç kaynakları yetersiz olduğu veya dış kaynakla yapmanın maliyeti daha az olduğundan.
Özellikle iç tasarrufların düşmesi hem yatırımların arttığına işaret ediyor hem de enflasyonla birlikte kar oranlarının düştüğüne. Yurtiçinde enflasyonla birlikte kâr marjları düştü, yurtdışına satışta da değerli TL'den dolayı kârlar azaldı. Faaliyet dışı gelirler de, faizlerin düşmesinden dolayı çok azaldı. Kâr az, sermaye az, yerli tasarruf da az. Yoksa tasarruf yapmayan, çok harcayan bir toplum yapımız yok. Tasarruf edecek gelir azalmış. Sorun orada.

SONUÇ: "Kazanmadan kazan kaynamaz."Türk atasözü

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
15 Kasım 2011 Salı, 17:21 Misafir tasarrufu orta üst ve üst gelir grupları yapar. 2001 - 2011 arasında üst gelir grubunun tasarruf oranında hafif bir azalma (%40'tan %35'e), orta üst gelir grubunun tasarruf oranında ise ciddi bir azalma gözlemliyoruz (%22'den 'ye). ilginç olan, orta üst gelir grubunun toplam vergi yükü (dolaysız artı dolaylı) %25'ten %50'ye çıkmış durumda. yani işvereniniz size brüt yılda 100 bin lira veriyor ise, önce gelir vergisinden %35 civarında kesintiye uğruyor, sonra da tipik harcama sepetinde yaklaşık %23 kdv+ötv etkisi devreye giriyor. kalıyor elde 50 bin liralık net harcanabilen gelir.
15 Kasım 2011 Salı, 14:24 Misafir normalde gelir arttıkça marjinal tasarruf eğiliminin de artması gerekir yani türkiye'nin milli geliri arttıkça tasarruf oranı da artmalıydı. böyle olmadığına göre herhalde türkiye'nin büyümesinin sağlıklı bir büyüme olmadığı açıkça görülebilir. doğrudan veya dolaylı nasıl olursa olsun dış kaynak girişiyle yaşanan büyüme, dış kaynak çıkışıyla geri verilir ve tasarruf/milli gelir oranı da eski seviyesine geri yükselir. dış tasarruflar bu kadar ucuz oldukça daha doğrusu tl kredi faizleri bu kadar yüksek oldukça elbette tasarruf ithal edilecektir. türkiye enflasyon bedelini göze almalı.
Yukarı