TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Faiz 27 ay sonra yeniden çift hane

Hazine gösterge faizi ikinci el piyasada ekimin son haftasından bu yana genelde çift haneli rakamlarda seyrediyor. Kasım ayında ise Hazine ihalelerinde ağırlıklı ortalama faizin yüzde 10'un üzerine çıktığını görüyoruz. Üç iskontolu ihalenin faiz ortalaması yüzde 10.4. Böyle bir oran 2009'un ikinci yarısından sonra ilk kez gerçekleşiyor. Yani küresel krizin hız kaybetmesinden sonra faizler yeniden çift haneye yükseldi. İki yılı aşkın zamanda Hazine'nin borçlanma maliyeti aylık olarak en düşük düzeyine yüzde 7.0 ile Aralık 2010'da ulaştı. Aralık, Merkez Bankası'nın para politikasında değişikliğe gitmesinin hemen ertesi ayı. Enflasyon da düşük düzeylerdeydi. 2011'e gelindiğinde ise yavaş bir tırmanış başlıyor ama mart ve nisandan bu yana belirgin bir hızlanma var. Bu hızlanma kasım ayında çift haneli rakamlara kadar sürdü.

NEDEN YÜKSELİYOR: Peki ne oldu da 27 ay sonra Hazine faizi çift haneyi yeniden buldu?
Üstelik bütçe açığı düşürülmüşken ve gelecek dönemde yüzde 1'e kadar indirilecekken.
Kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 40'ın altına inmişken ve 2014 yılında yüzde 32'ye kadar düşürülmesi hedeflenmişken.
Türkiye'nin kredi notunun önümüzdeki dönemde artması daha muhtemelken.
Sorunun birkaç yanıtı var.
■ Faizi yükselten en önemli etkenlerden biri, nominal faizlerin çok düşmüş olmasına rağmen enflasyonda yükseliş meydana gelmesi. Yukarıdaki tabloda görülebileceği gibi, geçen yılın ağırlıklı ihale faizi yüzde 8.1 olarak oluşurken, yılın ortalama tüketici enflasyonu yüzde 8.57 olmuş. Bu yüzde yarım negatif faiz anlamına gelir. Üstelik stopajlar düşülmeden. Yani negatif faiz geçen yıl başlamış bile.
■ Bu yıl ise ağırlıklı ortalama faiz 11 ay itibarıyla yüzde 8.6 düzeyinde. Aralık ayındaki gerçekleşmeler bu oranı çok az değiştirebilir. Ekim sonu itibarıyla ortalama enflasyon da yüzde 5.93. Ama son iki aylık oranların yüksek çıkacağı ve ortalamayı da yükselteceği dikkate alınırsa belki çok cüzi bir reel faizle bu yılı kapatabiliriz. Burada faizlerin artışında yükselmekte olan enflasyonun bir alt sınır oluşturduğunu belirtmek gerekiyor.

 


***

Avrupa asıl finans kanalıyla etkiliyor

Yukarıdaki yer alan tablodan izlenebileceği gibi, aylık olarak faizlerin sıçrama yapması mart ve nisandan bu yana. Yunanistan borç sorununun yeniden hortlaması da bu tarihlere denk düşüyor. Avrupa kamu borç ve banka sorunu Türkiye'de faiz oranlarını yükselten belki en önemli etken. Bu durum önümüzdeki dönemde de böyle olmaya devam edebilir. Çünkü hem reel sektör hem finansal sektör olarak Türkiye dış kaynaklarının dörtte üçünü Avrupa'dan sağlıyor. Krizle birlikte Avrupa şimdi kendi içine dönüyor. Dışarıya kredileri kısıyor. Bunun Türkiye ekonomisine yansıması ticaret kanalından daha fazla olacak gibi görünüyor.
Faiz oranlarının yükselmesindeki bir başka faktör ise Merkez Bankası'nın faiz oranlarını yükseltmesi ve sıkı para politikasına geçmesi. Bu çerçevede kalıcı ve sabit para politikasından belirsiz günlük para politikasına geçti. Belirsizlikle faizler de yükseliyor. Merkez Bankası böylesi bir politika değişikliğine gitme ihtiyacını, Avrupa'da yaşananlara ve yükselmekte olan enflasyona dayandırıyor. Ancak tek seçenek "günlük politika" veya "belirsizlik politikası mı" diye bakılırsa, elbette değil.

SONUÇ: "Herkes iyi pozisyonlarda iyi oynayabilir, fakat iyi bir oyuncu olmak için kötü pozisyonlarda da iyi oynamak gereklidir." Emanuel Lasker

 

Yukarı