TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Faizler neden daha da yükselebilir?

Dün Hazine faizlerini konu almış ve 27 ay sonra yeniden çift haneli rakamlara yükseldiğini işlemiştik. Bunun birkaç ana nedeni vardı.
■ Birincisi Türkiye'nin dış kaynak gereksinimini sağladığı Avrupa bölgesinin yaşamakta olduğu kamu borç ve banka kriziydi. Kendi derdine düşmesinden ve içine dönmesinden dolayı kredi muslukları ister istemez kısılacaktı ve bundan Türkiye de etkilenecek.
■ Faizin yükselmesinin ikinci nedeni enflasyonun yükselişe geçmesiydi.
■ Üçüncü neden Merkez Bankası'nın izlediği para politikasıydı. Bu politika ekim ayından bu yana sıkılaştırıcı yönde değişti. Merkez Bankası izlediği günlük para politikası ve belirlediği günlük faizlerle bizzat belirsizlik yaratıyordu. Bu belirsizlik de öncelikle yabancıları ürkütüyordu.

FAİZLER NEDEN ARTAR: Dün bu üç faktöre bir yenisi daha eklendi. Türkiye'yi en yakından izleyen ve hakkını teslim etmeye en yatkın kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, ülke kredi notunun pozitif görünümünü durağana çevirdi. Bu "işler iyiye gitmiyor, yakın vadede not artışı beklemeyin" demek. Gerekçeye baktığımızda "kötüleşen küresel koşulları ve Türkiye'nin ABD'den sonra en büyük cari açığa sahip ülke olmasını" görüyoruz. Amerika ile pek çok farkımız var. En başta onların parası dünya parası. Cari açıklarının finansmanı kolay. Bizim böyle bir lüksümüz yok.
Tek başına bile bu not kararı Türkiye'deki faizleri artırıcı etki yapar. Kaldı ki, bazı olayları da tetikleyecektir. Artık gecelik faizlerin daha uzun süreyle tavandan gerçekleşmesi, yüzde 12, 12.5 düzeyinden geçmesi yüksek olasılıktır. Gecelik faizlerin uzun süreli yüksek tutulması da, beraberinde ister istemez yeni faiz artışlarını getirebilir. Tavan faiz bir süre sonra biraz daha yükseltilmek durumunda kalınabilir. Zaten gecelik faizle politika faizi arasında şu anda 6.75 puan fark var. Biri yüzde 12.5'te diğeri yüzde 5.75'te. Böylesi geniş bir koridor olmaz. Bir süre sonra faizin tabanı da yükseltilmek zorunda kalınabilir. Bu da parasal sıkılaştırmanın dozunun artırılması demek. Bankaların artan maliyetlerini kredi faizlerine ve Hazine borçlanmalarına yansıtmaları kaçınılmaz hale gelecek.

NEDEN TÜRKİYE?: Buraya kadar madalyonun bir yüzü. Fitch'in gerekçesine katılmamak mümkün değil. Türkiye'nin cari açığı çok yüksek. Son çeyrek geldi ama bu açığın daraldığına dair ortada somut veriler henüz yok. Buna karşılık madalyonun diğer yüzünde, dünyada pek çok ülkenin kredi notunda yanlışlık varken, neden Türkiye'nin öne çekildiği sorusu var. Ülke notlarının yanlış olduğu benim görüşüm değil. Küresel piyasaların bizzat fiyatlamaları sonucunda ortaya çıkan bir durum. Pek çok ülkenin kredi notu hak ettiğinin çok üstünde dururken Türkiye'nin notu yıllarca düşük tutuluyor. Küresel piyasalar da Türkiye'ye yatırım yapılabilir ülke gözüyle bakıyor. Bu kadar ülke dururken içlerinden neden Türkiye'nin seçildiğinin yanıtını ben de bilmiyorum.

SONUÇ: "Gerçekten başka adalet yoktur." Andre Malraux

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***

Türkiye'nin geleceği iki sektörde

Hükümet yeni yıla yeni teşvik yasasını yetiştirmek istiyor. Dün Vatan Gazetesi'nde Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan demir çelik, otomotiv, makine, kimya, tekstil ve tarım sektörlerini sıralamış. Bu sektörler seçilirken şüphesiz bazı kriterler vardır. En önemlisi de herhalde rekabet gücüdür. Bu sektörler arasında yer almayan turizmi, Türkiye'nin rekabet gücü açısından en güçlü sektörü olarak görüyorum. Bu sektörün ana girdisi tarih, doğa, kültür ve hizmettir. Bizim tekelimizdedir. Yanına tesisi ve eğitilmiş işgücünü koyduğumuzda rakibimiz olamaz. Üstelik döviz kazandırır ve cari açığı kapatmaya yardım eder. Yerli katkı oranı yüksektir.
Tarım ise sıralamada en sonda. Bu sektör de Türkiye'nin rekabet gücü yüksek, üreteceğini satabileceği, katma değerini sıçratabileceği bir sektördür. Sadece Türkiye'de yetişen ürünler var. Hem kırsal kesimi kalkındırma hem gıda güvenliği bakımından stratejik bir sektörü ben olsam en başa koyarım. Türkiye'nin geleceği en başta bu iki sektörde.

Yukarı