TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Gıda güvenliğinde yeni sayfayı nerede açmalı?

Türkiye, gıda ve gıda güvenliğinde yapılan düzenlemelerle 13 Aralık'ta yeni bir sayfa açacakmış. Bu konudaki AB standartları, özellikle insan sağlığını yakından ilgilendiren gıda ve gıda güvenliğinde tam olarak uygulamaya geçecekmiş. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, AB ile müzakereler çerçevesinde 12 adet yönetmeliğin yanında 35 adet yönetmelik ile 83 adet tebliğin de aynı tarihte yayımlanması için çalışmalar devam ediyor. Düzenlemelere göre, tüm gıda işyerlerine onay ve kayıt zorunluluğu getiriliyor. Tüm gıda işletmelerinde AB standartlarında hijyen şartları aranacak. Bu şekilde tüketiciler daha güvenilir gıdalara ulaşabilecek. Hayata geçirilebilirse eğer bize inşallah demekten başka bir şey kalmaz.

HAZIR YEMEK SEKTÖRÜ: Ancak çalışmalar arasında lokantalar ve hazır yemekçiler için bir düzenleme okumadım. Özellikle işyerlerine toplu yemek veren kuruluşların kayıt altına alınması, standartlarının belirlenmesi, gözetim ve denetiminin yapılması konularında yeni bir yaklaşım yok.
Halbuki bu alan son yıllarda hızlı bir gelişme içinde. Hastaneler, üniversiteler, kışlalar, kamu kuruluşları, okullar, hapishaneler dışarıdan yemek satın alıyor. Her yeni gelişmekte olan sektörde görüldüğü gibi, hazır yemekte de başı bozukluk, kayıtdışılık, standartsızlık alıp başını gitmiş gibi. Bazen toplu zehirlenmelere bile rastlıyoruz. Yılda yaklaşık 9 bin kişi yemek zehirlenmesi yaşıyor. Türkiye'de 5 bin işletme var. Kayıtdışılık yüzde 60'larda. Yani Türkiye ortalamasının hayli üstünde. Bilgileri İstanbul Yemek Sanayiciler Derneği Başkanı Sadık Çelik'ten aldık. Sadık Çelik sektörü şöyle anlattı:
■ "Hazır yemek sektörü 6 milyar dolar büyüklüğünde ve 8 milyon insanı doyuruyor. Sektörün yaklaşık yüzde 5'i yabancı sermayeli, yüzde 95'i yerli. Ama pazarın büyüklüğünün yüzde 40'ı yüzde 5 yabancının elinde.
■ Kişi başına yemeği 2.5 liraya da, 7.5 liraya da satan var. Kamu İhale Kurumu 1.80 kuruştan yemek aldı. Hastane yemeği. En ucuz etin kilosu yerli ise 17 lira, ithal ise 13 lira. Öğünde bir etli yemek vereceksin. Kişi başına 150 gram et konulması lazım. Baştan 2.5 lira eder. Bunun yanına çorbayı, ekmeği, salatayı, pilav veya makarnayı ekleyip, tatlıyı veya meyvayı koyacaksın. Normal bir yemeğin maliyeti 5.0- 5.5 liraya çıkıyor. Bugün normal bir yemeği, kâr marjını da koyduğumuzda, 7 liradan aşağı satmamamız lazım.
■ Satılıyorsa ya kârından feragat ediyor, ya zarar ediyor, ya da hile yapıyor. Bu işin hilesi çok. Bu da, obezite veya kansere yol açıyor. Toplum sağlığı, beden sağlığı söz konusu. Biz hazır yemekçilere bir standart getirilsin. Vergi dairesine kayıtlı hazır yemekçi mükellef sayısı 3.200 ama İl Tarım Müdürlüğü'ne kayıtlı üye sayısı 497. Bir işyerinden vergi alan devletin 'Senin ruhsatın var mı' demesi çok mu zor?
■ Biz mahalle aralarından çıkmak, toplu bir araya gelmek, mümkünse organize sanayi bölgelerine taşınmak istiyoruz. Merdiven altlarından çıkmak, geniş mekânlara kavuşmak istiyoruz. Denetimi de kolay olur bunun.
■ Aşırı fiyat kırmalarından dolayı kâr edemiyoruz. Yabancı da gelip satın alıyor yemek şirketlerini. Pazar payında neredeyse yarısına geldiler. Bu sektörün geleceği, potansiyeli var. Şu anda doyurulan insan sayısı 8 milyon ama potansiyel 28 milyon. Bu nedenle sektör iştah kabartıyor."

BİR SAYFA DA BU SEKTÖRE: İşte 8 milyon insanı doyuran hazır yemek sektörünün durumu. Kayıtdışı, kontrol dışı, akıl almaz fiyatlar söz konusu. Bu kadar ucuz mönü nasıl satılır diye düşünmek gerek. Çünkü kamu ihalelerinde ihaleyi kazanmanın yolu en düşük fiyatı vermekten geçiyor. Tam bir başı bozukluktur gidiyor. AB kriterleri bu sektöre de lazım. Bazı alanlarda yeni bir sayfa açmak son derece gerekli ve pakâlâ da mümkün. Ama asıl yeni sayfa açmamız gereken başka ve büyük alanları da unutmadan.

SONUÇ: "İnsan, ne yiyorsa odur." Ludwig Feuerbach

Yukarı