TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yeni bir şey mi var yoksa yıl sonu etkisi mi?

Küresel piyasalar ne yapıp edip yıl sonu hamlesini yapıyor. Son günlerdeki borsaların çıkışını buna yorumluyorum.
Çünkü AB krizinde çözüm yolunda herhangi bir ilerleme yok. Ancak aralık ayı içinde geleneksel AB Liderler Zirvesi yapılır. Tam krizin ortasına denk gelen böyle bir zirveden çözüm çıkması gerektiğini savunanlar olabilir. Haber akışına oynayanlar çıkabilir.
Ancak bu umudun bile küresel piyasaların toplu bir kalkışına gücü yetmez.
Buradaki temel faktör kasım sonu hesap kesim tarihini iyi bir düzeyde geçirmek, yılı mümkünse kârlı kapatmak isteğidir. Zaten aralık ortasına kadar da bu iş taşınabilirse sonrası fiilen tatil, yeni yıla kapak atılmış olacak. Yeni yıl sanki geçmiş yılın devamı değilmiş gibi, yeniden pozisyon açma, pozisyon değiştirme için bir fırsat gibi görülebilir.
■ Yoksa krizin simgesi haline gelmiş İtalya'nın tarihinde ilk defa yüzde 7.5'in üzerinde borçlanmasını neye yorumlayacağız. İlk kez İtalya Hazine'si bu kadar yüksek faizle borçlanıyor. Yüzde 7.5 faizle borçlanıldı diye seviniliyor. Halbuki borçlanma maliyetleri artıyor. İkinci el piyasada faizler yüzde 7'yi geçince piyasalar ortalığı birbirine katmamış mıydı? Üstelik o faiz ikinci el piyasadaydı. Borçlanma maliyetlerine resmen yansımamıştı.
■ Krizin çözümüne yönelik haberler de arka arkaya geliyor. Bir türlü IMF işin içine sokuluyor. ECB doğrudan üye ülkelere fonlama yapma yerine IMF'ye kredi açıyor, IMF de zordaki ülkelere. Bu haberleri piyasalar satın alıyor, etkisini abartıyor, ancak doğrulanmayınca, hatta yalanlanınca, görmezden geliyor. Aslında kayda değer değişen bir şey yok.
Eğer işi daha da abartırlarsa yeni yılda kayda değer bir satış dalgası beklenmeli. Yıl sonu etkisi nedeniyle haber akışı daha bir dikkatle izlenmeli diye düşünüyoruz.

***

Borsanın anahtarı artık devletin elinde

Önceki gün İMKB Genel Kurulu olağanüstü toplandı ve yeni yıldan itibaren üç seneliğine görev yapacak üç yeni yönetim kurulu üyesini seçti. Genel kurul üyeleri banka ve aracı kurumlardan oluşuyor. Şimdiye kadar da 5 kişilik yönetim kurulundan 4 üyenin seçimini yapıyordu, başkan da üçlü kararname ile atanıyordu. Yeni yılda piyasayı temsilen 3 üye yanında kamu tarafından atanacak başkan ile birlikte 4 üye, toplamda 7 üye İMKB'yi yönetecek. Başkanı ve 4 üyeyi ilgili bakan atayacağı ve kamu tarafının çoğunluğu karar yeter sayısını oluşturduğu için, artık borsada kamu ne derse o olacak. Seçimle gelen 3 kişinin söz hakkı olsa bile belirleyici olamayacaklar. Dolayısıyla bir anlamda önceki günkü genel kurul, aracı kuruluşların yönettiği (genel kurul yoluyla) İMKB'yi çeyrek asır sonra devlete teslim ettikleri tarihi bir toplantıya da dönüştü.

SPK'NIN FONKSİYONU: Devlet borsayı ele alıp da ne yapacak? Sermaye piyasasında yeni bir dizayn yapmak ve yeni bir düzen kurmak için ise İMKB doğru adres değildir. İMKB sermaye piyasasının bir bölümüdür ve özellikle ikinci el piyasasıdır. Bu düzeni öncelikli olarak kuracak kurum SPK'dır. O da zaten devletin kurumudur. Yeni bir dizayn için işe borsadan başlamak bu anlamda tıpkı piyasayı canlandırma adına halka arz kampanyasıyla işe başlamak gibi sonuç doğurabilir. Aksayan ayak arz tarafı değil ki. Talep tarafı, yani asıl yatırımcı güveni için kampanya düzenlenmesi lazımdı. Bırakın kampanyayı, piyasanın yerlilerin, geniş kitlelerin yeniden güven duyacağı bir yapıya kavuşturulması gerekliydi. Yapı yenilenmeliydi. Bu yapılmadığı içindir ki, halka arz kampanyasından etkili bir sonuç alınabilmiş değildir. Yine bu yapılmadığı içindir ki, hükümetin icraat yönünden en geride kaldığı alan sermaye piyasasıdır. Burada da işin patronu Sermaye Piyasası Kurulu'dur. Aksayan, iyi gitmeyen, eksik bir şey varsa öncelikle orada aranmalı ve oradan istenmelidir. İhtiyaç duyduğu yetki ve olanaklar da kuruma verilmelidir.

SONUÇ: "Yanlış hesap Bağdat'tan döner." Türk atasözü

Yukarı