TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yüksek uçuşun nedeni kur artışı

Bir süre önce Merkez Bankası Başkanı Erdem Başcı, Türkiye ekonomisinde yumuşak inişin ilk kez gerçekleştiğini belirtirken şunları söylemişti: "Türkiye'de yumuşak iniş gerçekleşti. Uçağın tekerlekleri yere değdi, piste hareket etmeye devam ediyoruz. Kemer ikaz ışıkları henüz sönmedi. Lütfen kemerlerinizi çözmeyiniz, uçak henüz park etmedi. İşin zor kısmını geçtik, yumuşak iniş gerçekleşti, fırtına da arkadan geliyor, fotoğraf böyle."
Konuşmanın yapıldığı 30 Eylül tarihi, aynı zamanda üçüncü çeyreğin son günü. Üçüncü çeyreğe ait milli gelir verileri dün açıklandı. Büyüme oranı bütün beklentileri aşarak yüzde 8.2 düzeyinde gerçekleşti. Geçmişe yönelik rakamlar da yukarı yönde revize edildi. Yılın ilk 9 ayındaki büyüme yüzde 9.6'ya çıktı. 2010 yılı büyümesi yüzde 9 olmuştu. Onun da üzerinde bir büyüme oldu bu yılın 9 ayında. Başkan "yumuşak iniş gerçekleşti" derken veriler yüksekten uçuşun sürdüğünü gösteriyor. Ama tanımlama içinde bulunduğumuz çeyrek dönem için yapılırsa Başkan kısmen haklı çıkabilir. Çünkü son çeyrekte yüzde 5 civarında bir büyümeye inebiliriz. Bu da yıllık büyümeyi yüzde 8 civarında çıkartır.

 

 

NORMALDE HIZ KESİYOR: Üçüncü çeyrekte büyümeyi beklentilerin bir hayli üzerine çıkarak faktör iç tüketimdeki artış ve yatırımlardaki hızlanma değil, dış talepten gelen katkıydı. Yani kur artışının ihracatı artırmasına karşılık ithalatı frenlemesi olgusu yaşandı. Döviz sepetinin değerinin 2.22'ye çıktığında Merkez Bankası'nın müdahalesini hatırlayalım. Yani kur artışı sürmüyor. Dolayısıyla dış talebin büyümeye pozitif katkısı aynen sürmeyecek. Dış katkı bir tarafa bırakıldığında da, yılın üçüncü çeyreğinde ortaya çıkan tablo, ekonominin tedricen yavaşladığına işaret ediyor. Bunun en iyi örneği de yukarıda çeyrekler itibarıyla büyümeye etki yapan kalemlerde gözlemlenebilir.
■ Özel tüketim bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 12.2 artışla tepe noktasını yaptıktan sonra yavaşlayarak üçüncü çeyrekte yüzde 7.0 artışa döndü.
■ Yatırım harcamaları da sert bir fren yapıyor. Özel sektör yatırımları geçen yılın son çeyreğinde yüzde 50, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 38 artış yapmışken bu artış üçüncü çeyrekte yüzde 17 ye indi.
■ Dış talep ise mal ve hizmet ihracatının ithalatın üzerinde katkı yapması nedeniyle büyümenin
bu denli yüksek çıkmasında, sürpriz yapmasında en etkili kalemdi.

***

Demek ki kur yeteri kadar artmamış

Yüksek büyümenin Türkiye'ye bir bedeli yüksek cari açık oluyor. Dün ekim ayına ait ödemeler dengesi verileri açıklandı. Aylık 4.1 milyar dolarlık artışla bu kez piyasa beklentilerinin altında bir gerçekleşme meydana geldi. Bu anlamda yılın son çeyreğinde cari açığın hız keseceğini söyleyen Başbakan'ı haklı çıkartacak bir veri. Ancak cari açıkta geldiğimiz düzey de, yıllık 78.6 milyar dolarla rekor bir düzey. Tam olarak ekonominin yüksekten uçtuğunun bir yansıması.
Cari açığın yıllık bazda rekor düzeyine çıkması bir yana, ekim ayında bu açığı cepten yiyerek finanse etmemiz ayrı bir olumsuzluk. Bu da son aylarda ortaya çıkan bir durum. Temmuz ve ağustos aylarında benzerini yaşamıştık. Ekimde ise 4.1 milyar dolarlık açığın 3.7 milyar dolarını resmi rezervlerden karşıladık. Bu durum elbette sürdürülebilir değil. Üstelik bir yandan kuru tutmak için döviz sat diğer yandan verilen cari açığı rezervden finanse et. Demek ki, kurlar yeteri kadar artmamış.

SONUÇ: "Hazıra dağlar dayanmaz." Türk atasözü

Yukarı