TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İniş sert mi yumuşak mı olacak?

Son açıklanan milli gelir verisi ekonominin yüksek uçuşunu sürdürdüğünü ortaya koydu. Yılın 9 ayındaki büyüme oranı yüzde 9.6, yılın tamamında ise son çeyrekte yüzde 5 civarında bir gerçekleşme ile yüzde 8'lik büyüme yakalanacak.
Son çeyreğin ilk ayı olan ekime ait sanayi üretimi ve ithalat verileri açıklandı. Büyümeyle ilişkisi yüksek iki veri de çok az bir hız kesmeye işaret ediyor. Ancak bunun yanında üçüncü çeyrekte büyümeyi asıl sürükleyen kur artışının son çeyrekte sürmediği dikkat çekiyor. Dolayısıyla net dış talebin büyümeye yaptığı pozitif katkının azalması beklenir. Buna paralel şekilde büyüme son çeyrekte düşerek yıllık büyümeyi de yüzde 8 civarına çekebilir. Geçen yılki yüzde 9'luk büyümeyi bu yılki yüzde 8 büyüme izleyecek. Gelecek yıl hükümetin büyüme hedefi de yüzde 4. Buna karşılık IMF'nin tahmini ise 2012'de Türkiye'nin yüzde 2 büyüyeceği yönünde.

YARI YARIYA DÜŞÜŞ: Yüzde 8'den yüzde 2'ye inebilmek ancak bir veya iki çeyreklik dönemde daralmayla mümkün. Yani IMF'nin öngörüsü şu veya bu nedenden dolayı Türkiye'nin ekonomide sert bir düzelmeyle karşı karşıya kalması halinde gerçekleşebilir.
Buna karşılık hükümetin büyüme tahmini yüzde 4. Aslında bu orana inilmesi de, yeterince sert bir iniş diye tanımlanabilir. En azından büyüme hızının yarı yarıya azalması demek ve bu yeterince sert zaten. Aynı yıl dünyanın ortalama büyüme tahmini ise yüzde 3.

DIŞ KAYNAK BELİRLER: Bu çerçevede Türkiye'nin büyüme oranını daha çok dışarıdan gelecek kaynak belirleyecek. Verilecek cari açık finanse edilebildiği sürece büyüme de sürecek. Finansmanda tıkandığımız noktada ise sert düzelmeyle karşı karşıya kalacağız. Yani yumuşak inişi geçmişte olduğu gibi yine yapamadık.
Hükümetin de Merkez Bankası'nın da ekonomiyi soğutacak tedbirleri almakta elleri oldukça titrek. Çünkü yüksek büyümenin yarattığı istihdam artışı ve bunun siyasi sonucu görüldü. Reel faizler düşüyor. Kur yeterince artmamış. İstihdam artışı ile birlikte kişi başına gelir de artıyor. Finansal servetlerde ciddi artışlar yok ama kayıplar da yok. Bu durum iç tüketimi ve iç talebi canlı tutuyor. Dış finansmanda tıkanma yaşanmazsa büyüme yüzde 4'ün bile üzerinde çıkabilir. Finansman kesildiğinde ise daralma dahi gündeme gelebilir. Tıpkı 2009'da yaşadığımız gibi.

SONUÇ: "Nedenleri değiştirmedikçe sonuçların değişeceğini sanmak ahmaklıktır." Einstein

Yukarı