TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yerlinin de yabancının da finansal varlığı eriyor

Türkiye'de tasarrufların en düşük dönemini yaşıyoruz. Tüketim ve yatırımlar canlı, kâr marjları düşük, getiriler de. Bu nedenle özel sektör tasarrufları yüzde 12'ye gerilemiş.
Böyle bir tablo dışarıdan finansman gerekli kılıyor. Ama dış finansman kaynakları da giderek azalıyor. Yabancıların portföyü kasım ayında 5 milyar dolar azalmayla 92 milyar dolara indi.
Avrupa borç krizi ve Avrupa bankalarının sermayeye olan ihtiyacı kredi akışında yavaşlamaya yol açtı. Haziran ayında 112 milyar dolara kadar çıkan yabancıların Türkiye'deki portföyü kasımda 92 milyar dolara indi. Her ne kadar düşüşün büyük kısmı hisse senetlerinin değer kaybından oluşsa da, son aylarda hem borsadan hem de bonodan yabancıların net satış yaptıkları dikkati çekiyor.
 

AYLIK KAYIP 23 MİLYAR: Sadece dış finansman değil aynı zamanda içerideki finansman kaynakları da azalıyor. Kasım ayı bu anlamda son yılların en kötü ayı oldu. Yerlilerin finansal portföyü bir ayda 23 milyar lira azaldı. Yüzde 2.78'e varan aylık portföy azalması nadir görülen durumlardan biri. Yerleşiklerin finansal varlıkları haziran ayı düzeyine geri döndü. Yerlilerin toplam finansal varlığı temmuz ayında 792 milyar dolardı. Dört ay sonra yine aynı yerde sayıyor.
 

MEVDUATTAN BONOYA: Yerlilerin toplam finansal varlığı 11 ayda yüzde 8.35 artarak enflasyon düzeyinde kaldı ve reel bir büyümesi olmadı.
■ Son aylarda TL mevduattan bir kaçış görülüyor. Nitekim bu gerilemeyle TL mevduatın 11 aylık artışı yüzde 7'yi bulmadı ve enflasyonun altında kalarak reel anlamda küçüldü.
■ Devlet iç borçlanma senetlerine yerlilerin dikkat çeken bir yönelimi başladı. Yabancılar satıyor, yerliler alıyor. Bunun sonucunda yerlilerin yılbaşında 68 milyar lira olan bono tahvil tutarı yüzde 20'lik artışla 823 milyar liraya yükseldi. 2007 sonrasında bono ve tahvilden kaçış eğiliminin tersine dönmeye başladığı söylenebilir. Mevduattan çıkıp bonoya yönelmede Hazine faizinin artışına karşılık mevduat faizinin aşağı yukarı yerinde sayması belirleyici.

REEL GETİRİNİN ÖNEMİ: Bu iki enstrüman arasındaki geçişkenlik bir yana yerlilerin tasarruflarının artmayışı çok önemli bir olgu. Son aylarda ekonomik canlanmanın hız kesmeden devam etmesi, tüketimin ve yatırımların canlılığını koruması tasarruf eğilimini zayıflatıyor. Ancak bunun yanında faiz oranları ki, mevduatta reel bir getiri yok, tasarrufu özendirici olmaktan çıktı. Bono faizi de yükseldikten ve çift haneli rakamları gördükten sonra cazibesini artırdı.
Reel getirinin yokluğu veya çok az oluşu, hatta zararların oluşması yerlilerin tasarruflarını da, Türkiye'deki yabancı portföy yatırımlarını da eritiyor.

SONUÇ: "Parasız düşünür, paralı iki misli düşünür." Tolstoy

 

 

 

 

 

Bono, borsa BES ve katılım hesabına ilgi var
Türkiye'deki yerleşiklerin finansal pozisyonlarında bazı dikkat çeken değişiklikler oluyor. 2011 yılında TL mevduat cazibesini yitirirken, katılım hesaplarına, borsaya, bonoya ve bireysel emekliliğe sınırlı bir yönelim gerçekleşiyor. Katılım hesaplarına daha önce de ilgi vardı. Yeni olan bonoya ve borsaya yeniden ilginin doğması. Borsaya yerli ilgisi, son aylardaki değer kaybından dolayı pek anlaşılamıyor. Ancak yılbaşına göre hisse senedinde yerlilerin payı yüzde 34'ten yüzde 39'a çıktı.

Yukarı