TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Avrupalı banka sermaye arar, derdi bizi de sarar

Garanti Bankası Ekonomik Araştırmalar Müdürü Ali İhsan Gelberi "Küresel Ekonomik Gelişmeler ve Türkiye Ekonomisi" konulu bir konferans verdi. Avrupa'da borç ve bankacılık krizinin gelecek yılın ilk yarısında etkili olmaya devam edeceğini kaydeden Ali İhsan Gelberi bunun nedenini şöyle açıkladı: "9 Aralık'taki AB Zirvesi'nde yeni mali kural yanında Avrupa İstikrar Mekanizması yürürlük tarihinin 2012 ortasına çekilmesi kararlaştırıldı. Bununla birlikte Euro Bölgesi'ndeki bankaların çekirdek sermaye rasyolarının yüzde 9'a yükseltilmesi de 2012 ortasına alındı. En önemli karar buydu.
Avrupa Bankacılık Otoritesi'nin stres testi sonuçlarına göre yüzde 9'luk sermaye yeterliliğine ulaşmak için 114.7 milyar Euro daha sermaye gerekiyor. Bu sermaye, kamu tarafından konulabilir ama bankalar bunu istemiyor. Sermayeye özel sektörün katılımı olabilir ama bu kim olacak sorusu var. Bir de, bankalar risk azaltma yoluyla bu sermaye rasyosunu tutturabilir. Avrupalı bankalar da bu yola gidiyor. Temmuzdan beri başlayan bu süreç Haziran 2012'ye kadar devam edebilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde risk azaltılmasından dolayı sermaye girişinde yüzde 22 azalma meydana geldi."

KALDIRAÇ AZALTMA: Risk azaltma eğiliminin neden Türkiye'yi de etkilediğini ve etkileyeceğini bir tablo ile ortaya koyan Ali İhsan Gelberi, Avrupalı bankalarının gelişmekte olan ülkelerdeki pozisyonu, yani açtığı krediler ve diğer varlıkları üzerinden gitmiş. Ülke veya bölgelerin toplam dış yükümlülüklerinin yüzde pay olarak ne kadarının Avrupalı bankalara ait olduğu hesaplanmış. Kamu, özel sektör olmak dış borçlar ve menkul değerler ile diğer varlıklar buna dahil. Gelişmekte olan Avrupa ülkelerinin toplam dış yükümlülüklerinin yüzde 47.3'ü, Latin Amerika'nın yüzde 17.1'i, gelişmekte olan Asya'nın yüzde 2.3'ü ve Afrika ile Ortadoğu'nun yüzde 13.7'si Avrupalı bankalara ait. Avrupalı bankalar da varlıklarını ve alacaklarını tahsil edip kendi merkezine getirmek istiyor. Bunun adı kaldıraç azaltma.

 

 

***

Satış için fırsat kollarlar

Türkiye'nin toplam dış yükümlülükleri 309 milyar dolar. Beşte biri 60 milyar dolar yapıyor. Ancak Avrupalı bankaların Türkiye'deki varlıkları veya alacakları bu kadardır denemez. Çünkü hisse senedi, gayrimenkul ve doğrudan sermaye yatırımları davar. Yani uluslararası yatırım pozisyonuna giren kalemler. Buna karşılık bu varlıkların hemen likidite edilmesi mümkün değil. Ancak fırsat çıktığında Avrupalı bankaların pozisyon azaltacaklarını hesaba katmak gerekiyor.

NİYE TÜRKİYE: Türkiye'nin dış yükümlülüklerinde Avrupalı bankaların payının yaklaşık yarısı (yüzde 46.3'ü) bir yıldan daha kısa vadeli. Türkiye'nin dezavantajı da burada. Toplam içindeki payı yüksek değilse de, vadesinin kısa olmasından dolayı Avrupa bankalarının risk azaltmasına gideceği ülkelerden biri de Türkiye olabilir. Bir diğer ülke Rusya. Polonya, Macaristan ve Romanya da var ama onlar AB üyesi. Otoritenin isteği riskli varlıkların mümkünse AB üyelerinde azaltılmaması yönünde.

KALDIRAÇ ETKİSİ: Dolayısıyla önümüzdeki dönemde hangi ülkede ne kadar risk azaltılacağı piyasaların seyrini ve o ülkenin performansını belirlemeye aday. Tabii bankalar bu pozisyonu alırken kaldıraç da kullanmışlardı. 1'e 10 kaldıraç üzerinden gidildiğinde küresel bazda 100 milyar dolarlık nakit çekmek için, Avrupa bankalarının trilyon dolarlık satış yapması gerekir. Paranın Avrupa'ya çekilmesinin piyasalar için en yıkıcı ve en etkili tarafı da burası.

SONUÇ: "Tepende kara bulutlar olsa bile, gökyüzünün maviliğinden kuşku duyma." Hint atasözü

Yukarı