TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

490 milyar Euro büyük çöküşü önler

Avrupa Merkez Bankası krizden bu yana ve tarihinde ilk kez en büyük parasal genişlemesine gitti. 21 Aralık'ta 523 bankaya 489 milyar Euro verdi. 1.30 paritesi ile 630 milyar dolar eder. Bir yerde ABD'nin yaptığı iki parasal genişlemenin devamı olarak, üçüncü parasal genişleme diye kabul edilebilir. Ancak bu büyüklükteki bir genişlemenin borsalarda etkisi bir saat bile sürmedi. Emtia fiyatlarını uçurmadı. Döviz kurlarını pek etkilemedi. Bu yönüyle Avrupa daki ilk büyük parasal genişlemenin istenilen sonucu vermediği yorumları yapılıyor.
Bunda yılın sonuna gelinmiş olmasının da etkisi olabilir. Piyasaların tam kadro çalışmaya başlayacağı yeni yılın ikinci haftasını bekleyip görmek gerekebilir.

DOPİNG YOK ÇÜNKÜ: Parasal genişleme ilk başta doping etkisi yapmadı ama zaman içinde etkisini gösterebilir.
■ Çünkü verilen likiditenin miktarı büyük, verilen banka sayısı yaygın. Faizi de, politika faizine endeksli ve yüzde 1.
■ Üstelik likidite 3 yıl gibi uzun vadeli verildi ve bir anlamda sermaye benzeri kredi de sayılabilir.
■ Hemen ilk başta bu likiditenin doping etkisi yapmamasında piyasalarda beklentilerin negatif olmasının büyük payı var. Beklentiler negatifken bollaştırılan likiditenin risk alması da zor. Ne zaman beklentilerde iyileşme olur, 3 yıllığına verilen likidite o zaman riskli varlıklara yönelir.
■ Kaldı ki sorun banka ve sermaye eksikliği sorunu. Bu nedenle Avrupalı bankalar risklerini azaltıyor, gelişmekte olan ülkelerden çıkıyor. Sermaye yeterliliklerini bu yolla tutturmaya çalışıyor. Sermaye yeterlilik oranına ulaşana kadar da riskli varlıklara girmelerini pek beklememek gerek.

FAİZİ GEVŞETTİ: Bu çerçevede verilen yüksek likiditenin gittiği ilk alan hazine kâğıtları. 10 yıl vadeli hazine faizlerinın 21 Aralık tan bu yana yaptığı aşağı yönlü kırılma da bunu doğrular nitelikte. Fransa'nın, İngiltere'nin, Almanya'nın, İspanya'nın, Belçika'nın, İrlanda'nın, Macaristan'ın faizlerinde haftanın son 2-3 gününde belli bir gevşeme var. Aynı iyileşmeyi İtalya kâğıtlarında göremiyoruz. Belki başka bir neden etkili olmuştur. Ancak parayı verenlerin de asıl amacının Hazine kâğıtları alımlarını teşvik etmek ve faizleri düşürmek yoluyla borçların çevrilmesini kolaylaştırmak olduğunu söylemek mümkün. Yani asıl amaç hasıl oluyor gibi.

BATMAMA SİGORTASI: Madalyonun bir yüzünden bakılırsa Avrupa nın banka ve borç krizinin ne ölçüde büyük olduğu görülür. Ancak madalyonun ikinci yüzü de bize, sorun ne kadar büyük olursa olsun, çözümü için iyi bir sigorta poliçesinin satın alındığını söylüyor. Böylesine bir paranın sisteme girmesi bankacılık sisteminde büyük çöküşü veya büyük banka batışını erteler. Parasal genişlemeyle Avrupa sorunu çözmek için belli bir zaman kazandı. Diyelim ki 6 aylık bu zaman içinde sorunlar çözüm yoluna konulabilirse ne iyi. Zaman iyi kullanılmış ve parasal genişleme kendinden beklenen sonucu yaratmış olacak. Bu süre içinde güven geri gelir ve beklentiler iyileşmeye başlarsa piyasaya verilen likidite de riskli varlıklara o zaman yönelebilir.

 

 

 

26 yılın özeti: 1 milyon kişiye iş ve eğitime 400 okul

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası 26 yaşına bastı. Bu sürede 7 büyük yükseliş ve çöküş yaşadı. Geniş kitlelere de ulaştı ama yanlış uygulamalarla bu kitleleri küstürdü. Sonuçta yabancı yatırımcı ağırlıklı bir yapıya büründü.
İMKB 27 yılına devletleştirilmiş bir borsa olarak yeni yönetimiyle giriyor. Piyasa tarafından seçilen 3 üyenin yanında bu hafta da İMKB Başkanı ve diğer üç yönetim kurulu üyesi atanacak. Bakanın ifadesiyle devlet borsayı özelleştirip çekilecek. Borsanın statüsünün ne olacağı piyasanın performansını etkileyecek kuşkusuz. Kozmopolit bir statünün ne sonuçlar ürettiğini geçmişte fazlasıyla yaşadık.
Statü yanında toplum, ekonomi ve devlet olarak borsayı kurup geliştirmedeki amacın ne olduğunu belirlemeliyiz. 1980'lerde "Bizim de bir borsamız olsun" diye İMKB'yi kurmuştuk. Makro ekonomi içinde borsaya bir rol vermedik, sorumluluk yüklemedik. Buna uygun bir yapılanma içinde olmadık.
Ama yine de borsa belli sonuçlar yarattı. 26 yılda 50 milyar dolardan fazla bir kaynağı şirketlere ve özelleştirmeler yoluyla devlete aktardı. Bu, bir kişilik istihdam yaratmanın 50 bin dolarlık sermaye gereği üzerinden 1 milyon kişiye iş demektir. Türkiye'deki toplam istihdamın da 25'te biridir. Bu işi belli bir misyonla ve stratejiyle yapsaydık şüphesiz birkaç katı daha iyi sonuç alabilirdik. 26 yıllık süreçte bunu iyi kullanmadık.
Bunun yanında İMKB'nin ikinci büyük katkısı, Türkiye'ye 400 tane temel eğitim okulu inşa etmiş olmasıdır.

SONUÇ: "Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez." Montaigne

Yukarı