TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Davul zurnayla kriz mi gelir?

Avrupa bölgesi Türkiye'nin ihracat ve dış finansmanını sağladığı bölge. Küresel kriz içinde başka bir uç olarak gelişti. Şimdi küresel kriz, Avrupa üzerinden devam ediyor. Avrupa krizi bu yılın ortasından itibaren yeniden alevlendi. Küresel piyasalar da, Türkiye piyasaları da baskı altında kaldı. Önümüzdeki aylarda yine bu krizin etkisinde kalması bekleniyor. Çünkü bankacılık sorunları çözülmezse daha kötü. Çözümü için Avrupa Merkez Bankası'nın geçen hafta üç yıllığına verdiği yarım trilyon Euro'luk likidite güçlü bir destek. En azından büyük banka batışını önleyecek ve sisteme zaman kazandıracak kadar. Ancak banka sorunu çözülürken de ortalıkta belli bir toz duman olacak. Muhtemelen de Avrupa krizi dip yapacak ve kritik aşamalar geçilecek. Kopacak bu gürültü de piyasaları baskı altında tutmaya devam edecek. Yeni yılın ilk yarısında banka sorununun çözülmesiyle borçların çevrilmesi de belli bir hal yoluna sokulabilir.

NE KADAR HAZIR: Yaşanabilecek böyle bir süreçten Türkiye'nin de etkilenmesi gayet normal. Ekonomi buna ne kadar hazırlıklı? Kriz, banka ve borç çevirme krizi. Türkiye bu iki alanda da çok güçlü. Bütçesi de çok iyi gidiyor. Neredeyse açıklar sıfırlanacak. Makro düzeydeki bu hazırlık yanında yüksek cari  açık Türkiye'nin yumuşak karnı. Özel sektörün de dış borcu var, pazarı da Avrupa. Bu yılın ikinci yarısında ekonomi yönetimi tarafından yapılan açıklamalarla Avrupa'dan gelecek bir krize karşı herkes uyarıldı.

'TEDBİR FELAKETİ ÖNLER': Uyarılar yerini bulmuş olacak ki, reel sektör de krize hazır. Cem Boyner bu hazırlığı "Kriz davul zurnayla geliyor" diye açıklamış. Cem Boyner, Hürriyet'e şöyle demiş: "2001 Anayasa ve 2008 Lehman Brothers krizlerine hazırlıksız yakalandık. Fakat 2009'un şubat ayında hızlı toparlandık ve 2010 altın yıl oldu. 2012'de ise başımıza gelecekler davulla zurnayla geliyor. Konuşulan beklentiler çok olumsuz. Artık konuşulanlardan daha kötüsü değil, daha iyisi olabilir. Sinyaller erken geldiği için herkes tedbirini aldı. Tedbir felaketi önler. Bu nedenle 2012 düşünülenden daha az hasarla atlatılır. Herkes hesabını birkaç kez yapıyor."

***

YERLİ YATIRIMCI BORSADA NİYE YOK?

Önce 2004'te 35 yıllık yüksek enflasyon, ardından Hazine faizleri tek haneli rakamlara indirildi. Hatta 2011'de negatife dönüştü. Kamu kesimi artık çok daha az borçlanıyor. 2005'teki 140 milyar dolarlık borçlanma 2012'de 81 milyar dolara iniyor. Tek haneli enflasyon ve tek haneli faiz hükümetin hedefi.
Böyle bir tablonun hisse senedine yatırımın önünü açması gerekir. Enflasyon düşük, şirketlerin sermaye artırım ihtiyacı az ve dağıttıkları temettünün bir anlamı var. Üstelik faizin baskın rekabetinden kurtulmuş. Hisse senetlerinin sadece yüzde 2 olan temettüsü alınsa faize fark atar. Ancak yerli yatırımcılar borsaya küs.
Yeni değil, en az 10 yıldan beri.
■ 1994 krizinde küsmüş ki, tamamen haklılar. Devletin lisans verdiği kurumlar batarken müşteri emanetlerini de batırmışlar.
■ 2001'de halka açık şirketler batmış. "Burası borsa, şirket de batar" denilebilir. Ama bunlardan bazıları kamu alacağının tahsili amacıyla devlet kurumları tarafından müsadere edilmesi sonucu batmış. Yatırımcı riskiyle bir ilişkisi yok.
2012'ye geldik, pek çok sorun çözüldü ama bu konuda hâlâ bir sonuç yok. Yerli yatırımcı da, bu nedenle borsada yok.

SONUÇ: "Adalet, evrenin ruhudur." Ömer Hayyam

Yukarı