TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Enflasyona yatırım yapan kazandı

Vill Rogers "Enflasyona yatırım yapılır. Çünkü o yükselen tek şeydir" demiş. Bu söz tam da 2011 Türkiye'si için gerçekleşti. Yıl sonu için enflasyon hedefi yüzde 5.5 idi. Dün açıklanan veriler yüzde 10.45'lik bir gerçekleşmeye işaret ediyor.
Hedeften yüzde 100 sapma meydana gelmiş. İşte enflasyonun 2004 sonrasında ikinci kez çitf haneli rakamları görmesi, altın ve döviz dışındaki bütün finansal yatırım araçlarının getirişini negatife çevirdi. Negatif olanları da büyüttü. Borsayı yüzde 30 kayba taşıdı, banka hisselerini yüzde 38 kayba. Eğer enflasyon hedef civarında gerçekleşseydi TL faizleri ve ona dayalı fonların getirişi de pozitif olacaktı.

EN KAYIPLI 4. YIL: Tasarruf sahipleri açısından 2011 kayıplı bir yıl oldu. 1984 sonrasının en kayıplı dördüncü yılı diyebiliriz. Tablonun tümünü yayımlamak mümkün değil. Aşağıda son 5 yıllık reel getiriler sıralanıyor. Son 5 yılın olduğu gibi, son 12 yılın en kötüsü de 2011. Çünkü bundan önce tasarruf sahiplerinin toptan kayba uğradıkları yıl, 2000 senesiydi. 2000'de Hazine faizi yüzde 2, üç aylık mevduat yüzde 2.9, Cumhuriyet altını yüzde 9.1, Euro yüzde 17.9, dolar yüzde 10.3, yatırım fonları yüzde 13.1 ve hisse senetleri yüzde 55.3 reel kayba uğratmıştı.

  • Körfez krizinin patladığı 1990 yılında da bütün yatırım araçlarının getirisi negatifti.
  • Seçimin ertesi yılı olan 1988'de de, dolar hariç, bütün yatırım araçları enflasyon karşısında kaybettirmişti.

Bu anlamda 2011 senesi son 28 yılın en kötü geçirilen 4. yılı oldu.

 

***

 

Para reel kesime ve tüketime gitti

2011 yılında enflasyon yükseldiği için yatırım araçlarının nominalde pozitifgetirilerinin reelde negatife dönüştüğü bir gerçek.
Ama bu konuda madalyonun bir de öteki yüzü var. Tam seçim öncesinde yıllık enflasyonun yüzde 3.99'a kadar düşmesi, kredi faizlerinin tarihi en düşük seviyelerine gerilemesi ve tek haneli rakamlara inmesi, kredi kolaylıkları, tüketimi, reel ekonomik aktiviteleri finansal taraftan daha kârlı hale getirdi. Merkez Bankası politika faizini düşük tuttuğu için para alternatif alanlar aradı. Faizlerin, TL'nin, yatırım araçlarının getirisi bu kadar düşük olduğundan, para iç tüketime, gayrimenkule, reel varlıklara ve reel ekonomik aktiviteye gitti. Finansal taraftaki kayıplar, bu gidişi 2011 'de azamileştirdi.
Bunun sonucunda 2011 'in 9 aylık döneminde yüzde 9.6 büyüme sağlandı. Dünyada ikinci en yüksek büyüyen ekonomi olduk. Bu nedenle reel ekonomiye yatırım yapanın kazandığı, finansal araçlarda bekleyenlerin kaybettiği bir yılı yaşadık. Tasarruf oranı da bu nedenle yüzde 12'ye inerek tarihi en düşük seviyesine geriledi.
Para her zaman kendini korur. Ya da kendini koruyanın eline geçer. Göz göre göre kimse negatif getiriye razı olmaz.

SONUÇ: "Paranın kulağı yoktur ama duyar. Paranın bacakları yoktur ama koşar."Japon atasözü

Yukarı