TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Cari açıkta artık düşüş dönemi

Cari açık yıllık bazda 2009'un ekim ayından beri ilk kez geriledi. İki yıllık tırmanışının ardından Ekim 2011'de 78.6 milyar dolarla en yüksek düzeyine çıkan cari açık kasım ayında 77.8 milyar dolara geriledi. Aylık cari açık da 5.2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Ekim ayı açığı 4.1 milyar dolardı. Aralık ayının yılın son ayı olması nedeniyle hem dış ticaret açığı hem de cari açık yüksek çıkıyor. Ama ekim ayının rakamının düşük olması nedeniyle yılın son çeyreği için ortalama aylık 5 milyar dolar civarında bir açık ortaya çıkıyor. Bu da yıllık olarak 60 milyar dolara denk gelir.
Dolayısıyla yılın son çeyreğinde cari açıkta belli bir düzelmenin başladığını söylemek mümkün. Bu anlamda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümet kurulurken haziran ayında söylediği "Siz merak etmeyin. Son çeyrekte cari açık belirgin bir şekilde azalacak" tahmini doğru çıkıyor.
Yıllık bazda 77-78 milyar dolar düzeyine çıkan ve aralık ayındaki rakamla birlikte yılı 76-77 milyar dolara tamamlaması beklenen cari açığın büyüme hızı son çeyrekte 60 milyar dolarına inmiş durumda. 2011 rakamı tahminlerin üzerinde gerçekleşti ve beklenen milli gelire oranı yüzde 10 civarında çıkacak gibi. Böyle bir rakam tüm zamanların en yüksek rekoru olmaya aday.
Çünkü 2012 yılına hız kesmiş bir cari açıkla giriliyor. Aylık ortalama 5 milyar dolarlık açıkla yıllık cari açık 60 milyar dolara iner. Bir yılda 15 milyar dolarlık iyileşme anlamına gelen bu rakam 2012 yılı cari açık hedefiyle de uyumlu. Hükümetin bu yılki cari açık tahmini 65.4 milyar dolar düzeyinde. Bunun da beklenen milli gelire oranı yüzde 8'e denk geliyor. Tahminim milli gelirde daha iyi bir rakam yakalanabilir ve cari açık yüzde 7.5 dolayına dahi inebilir.

***

Bu yıl geçen yıldan daha iyi olabilir mi?

Miktar ve oran olarak en kötüsü geride kalan cari açığın finansman tarafında da 2012 de bazı iyileşmeler görülebilir. En azından doğrudan yatırımlar tahmin edildiği gibi 15 milyar dolara çıkarılabilirse açığın finansman kalitesi artar. 2011 de daha yüksek bir cari açığa karşılık gelen doğrudan yabancı sermaye miktarı 12 milyar dolarla sınırlı. Ortaya konulacak yeni teşvik sisteminin doğrudan yatırımları çekmede belli bir katkısı olabilir.
Bir de Merkez Bankası' nın ortaya koyduğu bir tablo veya iddia var. Net bir şekilde "2012 yılında TL değerlenecek" diyor. TL'nin değerlenmesi demek, Türkiye'ye gelen yabancı portföy yatırımları için 2011 de olmayan bir kazanç anlamına geliyor. Bu da kurun düşüşünden elde edilecek kazançtır. Eğer TL' nin daha fazla değer kaybetmeyeceğine
inanılırsa bu durum yabancı portföy yatırımlarını da artırıcı etki yapabilir. Portföy yatırımlarındaki artışın bizzat kendisi TL'nin değerlenmesine veya kurun gevşemesine yol açabilir. Böyle bir olumlu döngü de yaşanabilir.
TL değerlenecekse bunun en olumlu etkisi enflasyon tarafında ortaya çıkabilir. Bu durum 2012 yılında enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara indirme ihtimalini güçlendirir.
Enflasyonda iyileşmeyi de cari açıktaki daralmanın yanına koyarsak geçen yıla göre 2012 yılında ekonomide iki net kazancımız olabilir. Hani büyüme hızı fazla düşmezse bu yılki ekonomik görünüm geçen yıldan daha iyi bile olabilir.

SONUÇ: "Engellerin en yıldırıcısı insanın kendisidir." Sokrates

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
13 Ocak 2012 Cuma, 09:52 Misafir kurları düşük tutarak ihracatı dahada güç hale getirmekle çarı açık sorunu giderilemez. ihracat yapan sanayiciyi düşük kur politikaları yüzünden yok etme noktasına geldiğimizin farkındalaradır muhakkak. katma değeri çok düşük ürünlerde yaptığımız ihracat artışlarını ihracatımızın yükseldiği gibi absürüt iddalar olabiliyor. ancak katma değeri yüksek ürünlerin ihracatı ülkeyi kalkındırabilir. bu da düşük kur politikaları ile yapılması mümkün değil. düşük kur ve düşük faiz ile ülkenin kalkınabilmesini düşünmek hayalden öte gitmez. düşük kur düşük faiz ancak tüketimi arttırır.başka da birşey olmaz
Yukarı