TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Getiri yok tasarruf da yok

Yurtiçi tasarruflar yüzde 12'ye düşerek tarihi en alt seviyeye indi. Tasarrufları teşvik etmek amacıyla yeni bir paketin üstünde çalışıldığı belirtiliyor. Bu çerçevede bireysel emekliliğe yeni teşvikler getirileceği, mevduatta vadeyi uzatmak için uzun vadenin stopajının düşürüleceği kamuoyuna yansıdı.
Diğer yandan Türkiye dünyada en çok altın kullanıcısı ülkeler arasında. Yaklaşık 5-6 bin ton altın stoku olduğu tahmin ediliyor. Bu altınların en azından bir kısmının kasalardan veya yastık altından çıkarılıp ekonomiye kazandırılması, ölü yatırım olmaktan çıkartılıp aktif ve daha kârlı kullanılması için, geçmişten beri çalışmalar var. İstanbul Altın Borsası'nın kuruluş amaçlarından biri de buydu. Son yıllarda fiyatların çok yükselmiş olmasının da etkisiyle altınlar finansal piyasalara çıkmaya ve ekonomiye katkı sağlamaya başladı.

ALTIN HESABI: Şimdi bu eğilimi daha hızlandırmak için Maliye'nin vergi istisnası getireceğini Sefer Yüksel, Habertürk Gazetesi'nde haberleştirdi. Buna göre altınını getirip bankada altın mevduat hesabı açandan stopaj alınmayacak. Diğer mevduatlardan kesilen Altın, bankada altın olarak saklanırken üzerine bir de vergisiz getiri alınabilecek.
Bu oldukça avantajlı bir durum yaratır. Türk halkı da altını çok sevmiş ve iyi biriktirmiş. 5-6 bin ton altın stoku en azından 250 milyar doların üzerinde bir kaynak eder. Nereden bakılırsa bakılsın, altın Türk halkının mevduattan sonraki en yaygın tasarruf aracıdır. Şimdi vergi teşviki ile bu araç yastık altından çıkarılıp ekonomiye yönlendirilmek isteniyor.

KİM NE KAZANACAK?: Zaten 2009 ve 2010'da daha yaygın olmak üzere 10 milyar dolara yakın bir altın ihracatımız veya ithalatı azaltıcı altın arzı oldu. Yükselen fiyatlar halkı altın almak yerine daha çok satışa yönlendirdi.
Satış değil ama bankaya getirilecek altına şimdi vergi teşviki geliyor.
■ Bu durum, altın sahibi vatandaşa yarayacak. Altınını altın olarak tutup üzerine bir de vergisiz faiz alacak.
■ Bu işe aracılık edecek bankalara da normal mevduatların zorunlu karşılıklarını altınla tutma olanağı getirildi.
■ Bir avantaj sağlayan taraf da, zorunlu karşılık yoluyla kendisine getirilecek altınları rezervlerinde gösterecek olan Merkez Bankası olacak. Ne kadar yastık altı altının finansal piyasalara çıkması, o oranda rezerv artışına yol açacak.
■ Toplamda ülkenin kazancı ise yüzde 12 ye inmiş olan özel sektör tasarruf oranını bu yolla
yükseltmek olacak. Başarılırsa veya başarıldığı oranda iyi iş olacak.

YERLİ TASARRUFU BIRAKTI: Buna çok da ihtiyaç var. Çünkü Türkiye'de hem yerli tasarruflar hem de yabancı portföyü artmıyor. 2011 yılında artmamış, aksine azalmış. Yerlilerin toplam finansal varlıkları 2010 sonunda 736 milyar lira iken, 2011 sonunda 811 milyar liraya yükselmiş. 75 milyar lira artmış. Bunun da oranı yüzde 10.1. Ancak tüketici enflasyonu aynı dönemde yüzde 10.45. Reel olarak bir artış yok. Yerinde sayma var. Hatta faiz getirileri dikkate alınırsa tasarrufların en azından o oranda artması normal bir gelişme. Bu durumda 2011'de tasarruf artışı bile olmamış. Halk tasarruf edememiş, servetinden ve yıllık olarak ekonomik faaliyetinden elde ettiği gelirleri yeniden harcamış veya yatırıma yönlendirmiş. Paradan para kazanamamış, bunun ortamını bulamamış veya sunulan kazancı yeterli bulmamış, kazanmak istememiş.

YABANCI GELMİYOR: Yabancıların Türkiye portföyü de 2011'de azaldı. 2010 yılını 113 milyar dolar düzeyinde bitiren yabancı portföy tutarı, 2011 'i 92 milyar dolarda tamamladı. 21 milyar dolar veya yüzde 18 düzeyinde azaldı. Bu azalmada hisse senedinden yabancıların net bazda satıcı olmaları ve değer kayıpları etkili oldu. Bunun yanında kur artışından ve faiz artışından dolayı mevcut portföylerin zarar etmesi, Avrupa krizi de devlet iç borçlanma senetlerinde yılın ikinci yarısında satış getirdi.

 

Çöküş yok ama risk iştahı kırılır
Yeni yılla birlikte Türkiye'nin dövize sert müdahale edip faizi de yükseltmesi, risk iştahında artışla birleşince geçen haftadan itibaren yabancıların tahvile ve hisse senedine geri döndükleri görüldü. Merkez Bankası Başkanı'nın konuşmasının etkisiyle yerlilerin de harekete geçmesi, Türkiye'yi diğer gelişmekte olan ülkelerden pozitif yönde ayrıştırdı. Ancak bu pozitif ayrışma veya gelişme de bir hafta sürdü. Çünkü bu haftaya bozulan bir atmosferde giriyoruz. Başta Fransa olmak üzere 9 AB ülkesinin kredi notları kırıldı.
Böyle bir gelişme bekleniyordu ve belli ölçüde fiyatların içine girmiş olması gerekir. Ama ne kadar? Bir de notu düşürülen ülke sayısı 9. Toplu indirimin etkisinin de daha fazla olması beklenmeli. Bu toplu not kırılması beklendiği ve belli ölçüde fiyatlara yansıdığı için, bir yıkıma yol açmaz. Cuma günüAvrupa piyasalarının ve ABD piyasalarının verdiği ilk tepkinin sınırlı olması buna işaret ediyor. Çöküş yok ancak pozitif havanın ve risk iştahındaki artışın da kırılması muhtemel. Kredi kuruluşları not kırmada piyasaları daha az etkilemek için belki pozitif havayı kolluyorlar. Ama belki de piyasaların yönünü değiştirecek şekilde bir etkiyi de yaratıyorlar.

SONUÇ: "Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına." Türk atasözü

 

 

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
16 Ocak 2012 Pazartesi, 20:11 Misafir tasarrufun azalmış olmasının temel nedeni ulusal tasarrufa katkısı en yüksek olan üst-orta gelir grubunun üzerindeki ağır vergi yüküdür. evine iki makul maaş giren bir ailenin brüt ücreti ile doğrudan ve dolaylı (kdv, ötv, ithal vergileri) vergiler çıktıktan sonra cebinde kalan rakamı gördüğünüzde dudağınız uçuklar. orana vurulduğunda %60 gibi bir rakam çıkar vergi oranı, isveç'ten bile yüksektir bu.
Yukarı