TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

En kötü geride kaldı mı?

Önce Avrupa'da 9 ülkenin kredi notu düştü. Piyasalar pek aldırmadı. Gerçi fiyatların içine girmişti ama 4'ünün iki basamak, sayısının 9 ülke olacağını nereden biliyorlardı ki, böylesine milimi milimine ayarlama yapabilsin. Hiç değilse ince ayarını çekmesi beklenirdi. Olmadı.
■ Dünyanın üretim merkezi haline gelen Çin'in büyümesinin beklenenin altında gelmesini piyasalar pozitif yorumladı.
■ AB'nin kurtarma fonu EFSF'nin kredi notu kırıldı, finansal piyasalar yine yola devam dedi.
Olumsuzlukları küresel piyasalar görmüyor, görmek istemiyor. Demek ki, bu dönemi pozitif bir eğilimle geçirmek istiyorlar.
Yoksa Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in belirttiği gibi, "Avrupa krizinde en kötüsü geride mi kaldı?"
Kaldıysa yolumuz açıldı demektir. Küresel risk alma iştahı kalıcı biçimde artabilir.
Ancak sorunun yanıtı için yapılanlara ve gelişmelere bakmak gerekli.

AVRUPA NE YAPTI: Şimdiye kadar Avrupa krizinde yapılan en etkili iş, ECB'nin 523 bankaya 3 yıllığına ve yüzde 1 faiz üzerinden 489 milyar Euro'luk likidite vermesidir. Sermaye benzeri böyle bir krediyle bankaların ayakta kalması garanti altına alındı. En büyük endişe kaynağı bertaraf edildi.
Şubat ve mart ayında iki kez daha böyle likidite verme olayı gerçekleşecek. Piyasalarda oluşacak stres bir
kez daha alınacak. Yani para olacak, parasızlıktan dolayı kimse batmayacak.
■ Bunun dışında AB, bankaların sermaye yapılarını güçlendirmeyi öne çekti ve bu yılın ortasına aldı. Bankalar yüzde 9'luk çekirdek sermeye yeterliliğini bu tarihe kadar sağlayacaklar.
■ Yine aralık ayında yapılan AB Liderler Zirvesi'nde Yunanistan'ın borçlarının yüzde 50 silinerek geriye kalanının yeniden yapılandırılması kararlaştırıldı. AB, Yunanistan dışında başka herhangi bir ülkede borç silinmeyeceğinin garantisini verdi. Bu da ülke iflaslarının önüne set çeken bir gelişme olarak yorumlanabilir.

TEYİT İÇİN ÜÇ KOŞUL: Bu gelişmeler çerçevesinde Avrupa'da en kötünün geride kaldığını söyleyebilmek için, üç koşulun yerine gelmesini bekleyeceğiz.
■ Öncelikle AB'deki resesyonun daha derinleşmediğini gösteren birkaç veri ortaya çıkmalı.
■ Yunanistan'ın saç tıraşı artık realize edilmeli.
■ Bankaların yıl ortasında uymaları gereken sermaye yeterlilik rasyosuna göre sermaye ihtiyaçları tamamlanmalı.
Bu üç koşula göre Avrupa krizinde henüz en kötü geride kalmadı.
Ama verilen ve verilecek likidite bankalar için çok önemliydi. Daha kötüye gidişi engelledi, piyasaların ve bankaların ayakta kalmasını sağladı. Bu faktörün yılbaşı etkisiyle birleştiğine tanık oluyoruz.

***

ABD 3'üncü parasal genişlemeye gider mi?

Amerika ekonomisinde ise kayda değer bir düzelme gerçekleşiyor. Bunu önce istihdam verilerinde gördük, sonra emlak piyasasında öncü veriler gelmeye başladı. Reel ekonomideki bu düzelmeyi finansal piyasalar fiyatlamaya başladı. Bu nedenle Amerikan piyasaları diğer piyasalardan pozitif yönde ayrışıyor. ABD para birimi dolar da değer kazanıyor. Avrupa parasal genişlemeye gittiğinden, faizleri düşürdüğünden ve kriz yaşamakta olduğundan dolayı Euro değer yitiriyor, karşılığında dolar değerleniyor.
Buna karşı ABD'nin önlemi ise yeni bir parasal genişlemeye gitmek olabilir. Ne de olsa yarattığı paranın yarıdan biraz fazlası ABD dışına çıkıyor. Dolar dünya parası olduğundan parasal genişlemenin Amerika'da enflasyon yaratma oranı veya olasılığı diğer ülkelere göre daha düşük. Bu nedenledir ki, Amerika parasal genişleme kararlarını daha kolaylıkla verebiliyor. Bu kez ekonomisi resesyona girdiğinden veya kötüleştiğinden değil, dolar daha fazla değerlenmesin diye bunu yapıyor.
Üstelik bu yıl başkanlık seçimi yapılacak. İki güçlü neden ABD'yi üçüncü parasal genişlemeye götürürse iki kıtada birden likidite bollaşacak. Bu durum kısa vadeli olarak finansal piyasalarda şişkinlikler yaratabilir, varlık fiyatlarının düşmemesini engelleyebilir veya yükselmesini beraberinde getirebilir.

SONUÇ: "Paraya dağlar bile yol verir."Türk atasözü

Yukarı