TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Evet, bu yıl geçen yıldan daha iyi olacak

Geçen perşembe günü yapılan TÜSİAD Genel Kuruluna katılan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan "2012 yılı 2011'den daha iyi bir yıl olacak, her açıdan" dedi. Babacan bu sözleri özellikle büyümenin 2011'de yüzde 8'in biraz üzerindeyken 2012'de yüzde 4 civarına inecek olmasının, ekonomide bir gerileme gerçekleşiyor gibi algılanmasını düzeltmek için söyledi. "Türkiye 2012 yılında yine büyüyecek ama büyüme hızı yüzde 4 olacak."
Ancak benim takıldığım konu daha başka. 2012 yılı her bakımdan 2011 'den daha iyi olacak mı acaba?
Bu konuyu daha önce 12 Ocak tarihli yazımda aynı başlıkla işlemiştim, ben de benzer görüşteyim. Neden bu görüşte olduğumu kendime göre belirlediğim 10 makro veri ile anlatabilirim. Bu makro göstergelerin çoğu geçen yılki düzeyinden daha iyi olacak veya pozitif eğilim gösterecek diye tahmin ediyorum. Sonuçta bazı risklerin seçim yılı olması nedeniyle asıl 2011 yılında gerçekleştiğine, enflasyonun çift haneye yükseldiğine, cari açığın çift haneyi bulduğuna, faiz oranlarının çift haneye yükseldiğine, Türk Lirası'nın yüzde 23 oranında devalüe edildiğine şahit olduk. Bu verilerin, bu yıl bozulmasından daha çok düzelmesi ihtimali var. Yılın bütününe baktığımızda büyümenin yaklaşık yarı yarıya hız keseceğini bir yana bırakırsak, diğer bütün göstergelerin daha iyi çıkma ve yılın tümünde ekonominin daha iyi olma ihtimali bana yüksek geliyor.

SONUÇ: "Korku umutsuz, umut da korkusuz olmaz." Spinoza

 

10 makro gösterge iki yılın karşılaştırması

1-BÜYÜME: Yüksek büyümeden yüzde 4' lere, orta hızla büyümeye inilecek. Reel rakamlarla milli gelir büyümesine büyüyecek ama ele aldığımız makro verilerde tek ve en önemli olumsuz trend bu konuda ortaya çıkıyor.
2-TL'NİN DURUMU: Asıl değer kaybını 2011 de yaşadı. Yüzde 23 düzeyinde değer yitirdi. Bunun enflasyona yansımasını da gördük. Devalüasyonun bu düzeyi ekonomiyi yıllarca rahat götürecek bir düzey değil. Ama bu yılı da kurtarmaya yetebilir. Merkez Bankası'nın kesin ve net bir şekilde "TL değerlenecek" taahhüdü de bu konuda önemli bir güvence.
3-ENFLASYON: Çift haneyi geçen yıl gördü. Bu yıl yeniden tek haneli rakamlara düşme ihtimali yüksek. Enflasyonda yeniden tek haneye inmek bir kazanç sayılabilir.
4-CARİ AÇIK: 2011'de milli gelirin yüzde 10'una yaklaştı. Yeni yıla hız keserek giriyor. İç tüketim patlaması kontrol altına alındı. İthalat gereğinin azalmasıyla birlikte cari açıkta daha düşük oranlara inilebilir.
5-BORÇ STOKU: AB tanımlı borç stokunun milli gelire oranı 2011'de yüzde 39.8'e indi. Buradaki iyileşme 2012 de de sürecek ve oran yüzde 37'ye inecek. Avrupa ve dünyada borç krizi yaşanırken Türkiye' nin düşük borçluluk oranı en güçlü yanlarından biri.
6-BÜTÇE: Merkezi Yönetim Bütçesi 2011'de tahmin edilenden daha iyi çıktı ve açığın milli gelire oranı yüzde 1.3 olarak gerçekleşti. 2012 yılı için hedeflenen açık yüzde 1.5. Kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasından, 2B arazilerinin satışından ve bedelli askerlik uygulamasından gelecek kaynaklar bütçenin bu yıl da sağlam gidişini
beraberinde getirebilir. Bütçedeki bu sağlam duruş da, krizde Türkiye'nin en büyük koruyucularından biri.
7-BANKACILIK: Avrupa bankacılık krizi yaşıyor ve banka sermaye yeterlilik rasyosunu bu yıl ortası itibarıyla yüzde 9'a yükseltme kararı aldı. Bu oran, Türkiye'de yıllarca iki katı düzeyinde gerçekleşti.
8-FAİZLERİN DÜZEYİ: Bu konudaki bozulma asıl 2011 de gerçekleşti. Yüzde 6.86 düzeyine kadar inen Hazine faizleri çift haneli rakamlara yükseldi. Merkez Bankası'nın yüzde 5.75'e kadar indirdiği politika faizi, faiz koridoru çerçevesinde fiilen yüzde 11.5'e çıktı. Yılın üçüncü haftasında bu oran yüzde 7 ye geri döndü. Eğer enflasyon düzeyi tek haneli rakamlara inecekse buna bağlı olarak faizler de gevşeyebilir.
9-BORSANIN DÜZEYİ: İMKB geçen yıl ortalama yüzde 25, dolar bazında ise yüzde 37 kaybettirdi. Halka arz bakımından da vasat bir yıl yaşadı. Sadece 826.5 milyon liralık hasılat elde edildi. Asıl kaybı geçen yıl yaşayan piyasanın performansı hem fiyat yönünden hem halka arz yönünden düzelmeye aday. Bu konuda yeni çıkarılacak Sermaye Piyasası Kanunu ve hükümetin bu alana önem vermeye başlaması yeni bir fırsat yaratabilir.
10-İSTİHDAM DÜZEYİ: Büyüme hızının yarı yarıya azalacak olmasının istihdamdaki iyileşmeyi yavaşlatması, hatta durdurması beklenebilir. Ancak istihdamda azalma da olmayabilir. Bu açıdan 2012 kayıp bir yıl sayılmayabilir. Hatta yeni teşviklerle kamuya alımlarla istihdam artışı tıpkı büyüme gibi, azalarak da olsa sürebilir.

Yukarı