TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Sermaye piyasasında yeni düzene doğru

2003 yılından itibaren önce Sabah Gazetesi'nde sonra Habertürk'te sermaye piyasasında yeni bir düzen kurulması gerektiği üzerine çeşitli yazılar yazdım. Hatta vurguyu artırmak için 2004 yılında Sabah Gazetesi'nde "Borsada
devrim" başlığıyla arka arkaya 8 yazı kaleme aldım. Konu geniş ve sermaye piyasası açısındandı, ama logo o zaman birlikte çalıştığımız Cüneyt Toros'un önerisiyle "sermaye piyasası" yerine "borsada devrim" olarak çıktı. Sanırım o zamanki borsa başkanı bu yazıları "beni devirecekler" diye algıladı ve çeşitli eleştiriler yöneltti. SPK Başkanı da, bir televizyondaki söyleşimizde "Bunlar yapılmazsa halk burayı kumarhane gibi algılar" sözümüzden yola çıkarak piyasayı kötü algılattığımızı bir yazıyla bildirdi. Aradan 6-7 yıl geçti. O dönemin başkanları da gitti. Hükümet ekonomideki gelişmelerden memnun ama sermaye piyasasının buna ayak uyduramadığını, geride kaldığını düşündüğünden işe el attı. İMKB'nin yönetimini devletleştirdi. Yeni atamalar yaptı. Yeni bir Sermaye Piyasası Kanunu çıkarılmasına yeşil ışık yaktı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan yeni kanunun yaz dönemi Meclis tatile girmeden yasalaşacağını açıkladı. SPK da, kanun taslağını kamuoyuna açıkladı. Bu taslağı detaylarıyla ele almayacağım. Ancak hemen belirteyim ki, umduğumu pek bulamadım. SPK'nın deneyimini ve gücünü eksik yansıtıyor gibi geldi bana. Bu haliyle yeterli değil ama yine de bir adım. Zaten sermaye piyasasının sorunu bir kanunla çözülemeyecek kadar büyük, uzun zaman alacak, uzun uğraşlar gerektirecek ve hükümetin sürekli desteğini gerektirecek bir konu. Çünkü çok zaman kaybedildi. Şimdi telafisi için de zaman gerekiyor.

***

Çözüm için bir neslin geçmesi mi gerekir?

En son 1999'da revize edilen ve aradan 11 yıl geçtikten sonra düzeltme ihtiyacı artan bir kanun değişikliğinden daha radikal değişiklikler beklerdim. Asıl da sermaye piyasasının aradan geçen 11 yıllık sürede kazanımlarını kaybettiği bankacılık düzenlemelerine karşı atağını beklerdim. "Diken battığı yerden çıkar" derler. Sermaye piyasası da, en büyük yarayı batan bankalar ve bu bankaların halka açık iştiraklerindeki küçük hissedarların hisselerinin kamu tarafından müsadere edilmesinden gördü. Yeni bir banka batışı inşallah bir daha yaşanmaz. Ama bu piyasa "inşallah" ile yürümez. Battığı zaman yine o bankanın tasfiyesinde halka açık olsun olmasın bütün şirketler müsadere edilecek, kurunun yanında yaş da yanacak.
2000 ve 2001 yıllarında batan banka ve şirketlerde 420 bin hisse senedi yatırımcısı kayba uğradı. Şirket bu, batar da, yatımcının riskidir denilebilir. Ancak bu şirketlerin zamanında ve doğru biçimde kamuoyunu bilgilendirmesi gerekiyor. 1999'dan sonra değişen Bankalar Kanunu ile bu artık mümkün olamıyor. Şu anda da bankalar borsanın neredeyse yarısı. İştiraklerini de dikkate alırsak yarısı. Yani çıkarılacak kanun bir kere borsanın yarı şirketini kapsamayacak.

ARACI MAĞDURLARI: Sermaye piyasasını geçmişte çok hor kullandık. Çok yanlışlıklar yaptık. 1994 krizinde 16 aracı kurum battı. Bu aracı kurumlar devletin verdiği yetkiyle lisansla çalışıyordu. Devlet tarafından denetleniyordu. Tasarruf sahipleri de sermaye piyasasına ancak bu aracı kuruluşların aracılığıyla gelebiliyor. Batan aracılar, aynı zamanda müşterilerin portföylerini de batırdı, iç etti. Bunu devlet önleyemedi. 1999'da çıkarılan kanunla 16 aracı kurum için Özel Fon kuruldu. Aradan geçen 1 7 yıla rağmen halen tasfiyesi tamamlanmayan, mahkeme koridorlarında bekleyen aracı kurum davaları var. Halen 10 binlerce kişi alacağını alamamış. Para bir tarafta duruyor, mağdurlar ise ya öldü, ya hasta ya da artık alacağından umudunu kesmiş durumda. Bu örnekler toplumun içinde yaşıyor.
Unutturmak zor. Ancak bir nesil geçmesi gerekir ki, unutulsun. 1999 sonrası batan veya başına bir iş gelen aracı kurum sayısı oldukça az ama yatırımcıları birkaç ay içinde tedrici tasfiye sonucu paralarını alabildiler. Sermaye piyasası güven yaratma, geçmişle barışma ve helalleşme, yeni bir sayfa açma adına bu özel fon ve iflas aşamasındaki aracı kurumlardan alacak sorununa çözüm getirmeli. Hatta 80'li ve 90'lı yıllardan kalan ve çözülmeyen tek ekonomik sorun gibi kaldı.

FONLARA AYRI PATRON: Bizim sermaye piyasasında yabancılar başarılı ve iyi sonuç aldılar. Piyasanın da yaklaşık üçte ikisine hâkim oldular. Bu yönüyle yabancı payının en yüksek olduğu ülkelerden birisiyiz. Yerli yatırımcılar ise bu piyasaya bireysel olarak geldi. Haklarını korumada yetersiz kaldılar. Kurumsal yatırımcı olabilmek için yatırım fonlarının, emeklilik fonlarının gelişmesi, bunun için de iyi getiri sağlaması, yani ana yatırım aracına getiri açısından yaklaşması gerekirdi. Bu konuda piyasa kötü bir sınav verdi. Yeni Kanun taslağının bu konudaki çözümü ise yatırım
fonları kuruluşunun banka ve aracı kurumların ellerinden alınması şeklinde oldu. Bunun için fon yönetim şirketleri getiriliyor. Mevcut kurulu fonlar için de herhalde bir geçiş süreci verilecek. Bu bir çözüm mü? Bankalar ile aracılık faaliyetlerinin birbirinden ayrılması nasıl ve ne kadar çözüm olduysa bu önlem de benzer sonuçları doğurabilir. İş SPK'nın etkin denetim ve yaptırımına gelip dayanıyor. Eğer kişisel yerli yatırımcılar sermaye piyasasına birey olarak değil de, iyi getiri sağlayan yatırım fonları aracılığıyla gelmiş olsaydı yaşadığı darbelerin bir bölümünü yaşamayacak, hak ve hukukunu da koruyabilecekti. Piyasanın da çok ihtiyacı olan yerli kurumsal yatırımcı tabanı gelişecekti.

ARACILARA CEZA MI: Geçmiş dönemin başarısızlığı aracı kuruluşlara kesilmiş gibi hissettim. Hem fonları artık kuramayacak olmaları hem de Aracı Kuruluşlar Birliği'nin Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'ne dönüştürülmesinden dolayı. Artık bu kurumda sadece aracılar olmayacak, SPK'nın belirlediği sermaye piyasasının diğer tarafları da yer alacak. Bu piyasanın asıl gücü yatırımcılardan gelir. Para yoksa piyasa da yoktur. Yatırımcıların bu kurumda yer alıp almayacağını, alacaksa nasıl alacağını da doğrusu belirleyici görüyorum.

KORUMA FONU: Sadece hisse senedini kapsayan Yatırımcı Koruma Fonu'nun kapsamı genişletiliyor. Diğer sermaye piyasası araçlarına ve tüm yatırımcılara teşmil ediliyor, adı da Yatırımcıları Tazmin Merkezi'ne dönüşüyor. Bu da olumlu gelişme. Yetmez, yola devam.

SONUÇ: "Geçmişi hatırlamayanlar onu tekrarlamaya mahkûmdurlar." Santayana

Yukarı