TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Risk alma iştahı piyasalarla sınırlı kalır mı?

Piyasaların seyrinde son ayların dip noktası yılın ikinci haftasının ilk günü olan 9 Ocak diye kabul edilebilir. Tam teşekküllü işlemlerin başladığı tarih. Aylardır nakde geçen uluslararası yatırım ve emeklilik fonları bu haftadan başlayarak gelişmekte olan piyasalarda alıma geçtiler. Avrupa parasal genişlemesinin de etkisiyle risk iştahı arttı. Son haftada buna ABD Merkez Bankası'ndan gelen doping etkisi eklendi. Bu üç etkiyle pozitif eğilim üç haftasını doldurdu.

ÜÇ HAFTALIK BİLANÇO: Üç haftada elde edilen sonuçlar şöyle:

■ Gelişmiş dünya borsalarının ortalamasını yansıtan MSCI Endeksi yılbaşından bu yana yüzde 4 arttı.

■ Gelişmekte olan borsaların ortalamasını veren MSCI Endeksi yüzde 8 yükseldi. Gelişmiş piyasaların tam iki katı. Türkiye Borsası yüzde 11.88 artışla dünyada en çok değerlenenler arasında 6. sırada yer aldı.

■ Emtia fiyatlarını izleyen Reuters'ın CRB Endeksi yüzde 9 yükseldi. Para borsalar ve faizler yanında emtialara da gitmeyi ihmal etmedi.

■ Paranın gelişmekte olan ülkelere yönelmesinin etkisiyle para birimleri dolar karşısında değerlenmeye başladı. Euro da dahil çok az para değer kaybederken diğer paralar yüzde 9 a varan oranda değer kazandı. Türk Lirası da yüzde 5.76 ile en çok değerlenen paralar arasında 9. sırada.

■ Gelişmekte olan ülkelere fon akışından dolayı faizler gevşiyor. Bu olgu Türkiye'de, TL'nin değer kazanacağı yönünde verilen taahhüdün ve mayıstan itibaren enflasyonun tek haneye ineceği beklentisi sonucu fazlasıyla yaşandı. 2011 yılını yüzde 11.04'ten kapatan Hazine gösterge faizi yüzde 9.63'e düştü.

DEVAMI ÖNEMLİ: Madalyonun ilk yüzü kısa vadede finansal piyasalarda gerçekleşen parlak bir resmi yansıtıyor.
Ancak açıklanan son raporlar, IMF'nin tahminleri ve Uluslararası Finans Enstitüsü nün raporu, bize madalyonun öteki yüzünün sönük olduğunu söylüyor. Küresel fon akımlarında belli bir zayıflama bekleniyor. Fakat bu raporlar ve anketler, birkaç hafta önceki durumu ve beklentileri yansıtıyor, piyasaların pozitif trende girmesini içermiyor. Bu trendin sürmesi ise beklentileri ve ekonomik kararları da değiştirecek sonuçlar ortaya çıkartabilir. Herkes para kazanıyor. Servetini veya varlığını büyütüyor. Finansal taraftaki bu iyileşmenin reel ekonomiye, tüketime, üretime ve yatırımlara da yansıması beklenir. Bu açıdan finansal piyasalardaki pozitif trendin sürüp sürmeyeceği reel ekonomi ve dünyanın büyümesi açısından belirleyici olacak gibi.
Bu durumda gelişmekte olan piyasalara daha fazla fon girişi de mümkün hale gelebilir. Hatta ondan sonra IMF küresel büyüme tahminlerini artırabilirde.

SONUÇ: "Değişim, biri bir sonraki aşamayı görünce başlar." W. Drayton

 

 

 

 

Yukarı