TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İyi başladık, devamı gelir mi?

Türkiye, büyüme hızının yaklaşık yarı yarıya düşmesine rağmen diğer makro verilerde kötüleşmeye izin vermeden, enflasyonu ve faizi tek haneye düşürebilir, cari açığın milli gelire oranını yüzde 10'un altına çekebilirse bu yılı geçen yıldan daha iyi bir performansla kapatacak. Bu konuda 12 Ocak ve 23 Ocak tarihlerinde iki yazı yazdım. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da aynı görüşte. Sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da 2012'nin daha iyi bir yıl olabileceğini söyledi.
DÜNYAYA BAĞLILIK: Bunun olabilmesi bir ölçüde Türkiye' nin elinde ama ekonominin dışa açıklığından dolayı da dünyadaki gelişmelere bağlı. Dünyada Avrupa'ya bakıyor. Bu kıtadaki gelişmeler, kamu borç sorunu ve banka sorununda alınabilecek mesafe yönü belirleyecek.
Bu açıdan yılın ilk ayını gayet iyi geçirdik. Çünkü piyasalara istediği verildi, bol ve ucuz likiditenin artışı ile risk iştahı yeniden artmaya başladı. 21 Aralık'ta yapılan üç yıllık yüzde 1 faizli 489 milyar Euro'luk banka fonlaması risk iştahının yeni yıldan itibaren artmasında önemli rol oynadı. Ardından da ABD Merkez Bankası'nın parasal genişlemeyi 2013 ortası yerine 2014 sonuna kadar uzatma açıklaması ayrı bir doping etkisi yaptı.
OCAK AYININ BİLANÇOSU:
Ocak ayında gelişmekte olan borsalar yüzde 9.32, gelişmiş piyasalar yüzde 4.38 arttı.
■ Dünya ekonomisinde güçlü bir büyüme beklenmezken emtia fiyatları ortalama yüzde 9.90 yükseldi. Buna karşılık petrol yerinde sayarken kıtalararası kuru yük taşımacılığının fiyatı tarihi düşük düzeylere indi. Baltic Dry Endeksi bir ay içinde yüzde 52 değer kaybederek 2008 sonundaki dip değerine çok yaklaştı. Navlunlar dünya ticaretinde daralmaya yorumlanabilirdi. Ama, sanayi üretiminde önemli bir emtia olan bakır fiyatlarında yüzde 9.5'lik yükseliş navlunlardaki çöküşün başka nedenleri de olabileceğini düşündürüyor. Gemi arzındaki artışlar buna yol açmış olabilir.
■ Para gelişmekte olan ülkelere yönelince bu ülkelerin para birimleri de değerlendi. Reuters'in izlediği 44 para biriminden 34'ü ocak ayı içinde yüzde 8' e kadar değerlendi. Değer yitiren para sayısı ise 10. TL yüzde 9.17 ile en çok değerlenen 9. para.
■ Faiz oranları da gevşedi. 10 yıllık vadeli ABD hazine kâğıdının faizi yüzde 1.87 den 1.79 a, Alman faizi 1.83'ten 1.78'e, İtalya faizi 7.00' den 5.98' e, İspanya faizi 5.11 den 4.99'a geriledi. Türkiye nin 2 yıllık gösterge faizi de yüzde 11.17 den 9.38'e düştü. 2 puana yakın düşüşte dışarıdan fon girişi, TL'nin değerlenmesi ve bunun sonucunda enflasyonun tek haneli rakamlara ineceğine güvenilmesi etkili oldu.
ŞUBATIN SONU ÖNEMLİ: Ocak ayının iyi geçirilmesinin ardından şubat ayında bu eğilimi sürdürebilecek haber ve olay akışı mevcut.
■ Bir kere aya iyi başlıyoruz. Beklentilerde düzelme var.
■ İkincisi Avrupa bankalarının sermaye bulup bulamayacağı konusu yıl ortasında belli olacak. Ama verilen likidite desteği ile banka batmayacağı da garanti altına alındı.
■ En önemlisi de, ayın sonunda Avrupa Merkez Bankası'nın ikinci ve son, üç yıllık yüzde 1 faizlik fonlamayı yapacak olması. Bu ihale beklentileri ayın sonuna kadar taşıyacak kadar güçlü. Çünkü verilecek olan para. Ucuz ve uzun vadeli. Miktarı da oldukça ve beklenenden fazla olabiliyor.
GİDİŞİ NE BOZAR: Şubat ayını da finansal piyasalar genelde risk iştahı yüksek ve pozitif yönde geçirdiğinde, bunun beklentiler ve tüketim üzerinde etkileri görülebilir. Avrupa Merkez Bankası'nın ikinci parasal genişlemesinin nasıl etki göstereceği ve buna FED'in ne tepki vereceği ise pozitif etkiyi mart veya nisan ayına taşıyabilir. Bu oyunu banka sermayelendirmesinin açıklanmasına kadar sürdürmek de mümkün. İlk ayı kurtardıktan sonra ikinci ayı, sonra üçüncüsünü kurtarmak da olanaklı görünüyor. Ama bu durum madalyonun bir yüzü.
Madalyonun ikinci yüzünde ise bu senaryoyu bozacak bir ülke iflasının meydana gelmesi olabilir. İhtimali az ama gerçekleşmesi halinde etkisi büyük ve negatif olacak bir gelişme.

SONUÇ: "Tepende kara bulutlar olsa da, gökyüzünün maviliğinden kuşku duyma." Hint atasözü

Yukarı