TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Çekten çekmeye devam mı tamam mı?

Ticari hayatın asıl finansmanının çek ve senetle döndüğü bilinir. Bir yerde kayıtdışılığın yaygınlığından bir yerde maliyetinin düşüklüğünden dolayı çek ve senet kullanımı çok yaygındır. İş yapan insanlar sermaye veya bankalardan kredi yerine yazdıkları çek ve senetle başkalarının veya piyasanın parasını kullanmaktadırlar. Tabii ki bu kullanımın kendi itibarları veya ödeme güçleri ile de bir ilişkisi vardır. Kullanılan çek ve senetlerin büyüklüğünün milli gelirin yüzde 40’ı civarında olduğunu Merkez Bankası hesaplıyor. Bu çok büyük oran.

MİLLİ GELİRİN % 28’İ: Bunun içinde çek kullanımı daha yaygın. Bankalar Birliği’nin hesaplamalarına göre kullanılan çeklerin toplam tutarı milli gelirin yüzde 28’ini buluyor. Çekin kullanım şekli bizde farklı. Vadeli yani ileri tarihli olarak kesiliyor çekler. Tahsil tarihi gelene kadar da elde ele dolaşıyor, arkasında ciro eden edene. Sayısı çift haneli rakamları bile geçebiliyor. Ödeme tarihinde ise karşılıksız çıkması durumunda ciro edenlerin herhangi biri sorumlu tutulabiliyor. Ekonomik bir suç oluşuyor. Karşılığında hem para cezası var hem de hapis cezası. Şu anda hapishanelerde de 1.500 dolayında çek tutuklusunun bulunuyor.

110 BİN DOSYA SIRADA: Ancak bu sayı hızla artabilir. Çünkü Yargıtay’da bekleyen karşılıksız çek dosyası sayısı 110 bin. Tam dört daire sadece çek dosyalarına bakıyor. Yılda bakılabilen de 25 bin. 110 bine ulaşmak için 5 yıllık bir zaman gerekiyor. Türkiye’deki ceza davalarının yüzde 15’i karşılıksız çekle ilgili. Bir yerde yargının ana işi olmuş, yargı sürecini meşgul etmiş ve tıkamış da denilebilir. Ekonomide işler iyi giderken ve borçların ödenme imkânı artmışken çek sorununun büyümesi, çok yaygın olarak kullanılmasından ve sorunun birikmesinden kaynaklanıyor. Yıllık ortalama yaklaşık 20 milyon çek kesiliyor, bunun da 1 milyona yakını karşılıksız çıkıyor. Rakamlar 2001-2011 dönemini kapsıyor. Krize göre bu sayı değişiyor. Örneğin 2009’da 2 milyona dayanmış ama 2010’da 1 milyonun, 2011’de ise 500 binin altına inmiş.

HAPİS CEZASI KALKIYOR: İşte Meclis’ten geçen Kanun Tasarısı hem hapisteki 1.500 kişiye hem de Yargıtay aşamasındaki 110 bin dosyaya ve diğer yerel mahkemelerde davası süren 10 binlerce dosyaya, dolayısıyla kişiye hapis cezasını kaldırıyor. Karşılıksız çekin adli para cezası ise devam ediyor. Kanun Cumhurbaşkanı’nın onayından sonra yürürlüğe girerse, ekonomik suça ekonomik ceza çerçevesinde AİHM’ye başvurular ve dolayısıyla Türkiye’den tazminat talepleri de duracak.

YENİ UYGULAMA: Hapis kalkarken çekte kötü niyetli kullanımları azaltmak için, pozitif ve negatif çek uygulaması getiriliyor. Burada çek kullanıcılarının son 5 yıllık sicilleri izlenecek. Bunu da Kredi Kayıt Bürosu yapacak. Çeki kabul etme aşamasında çeki verenin son 5 yıllık sicili pozitif veya negatif olarak görülecek. Kaç çek kullanmış, kaçı geri dönmüş, kaçı karşılıksız çıkmış bilinecek. İsteyen çeki kabul edecek, istemeyen etmeyecek. Tüccarların veya şirketlerin birbirlerinin riskini alıp almama isteği burada belirleyici olacak.

ETKİSİ NE OLUR: Yapılan yeni düzenlemenin pozitif etkileri elbette çok ancak madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde bazı olumsuz etkilerle de karşılaşabiliriz.

* Hapis cezasının kaldırılmasından dolayı çekin önemi azalabilir. İlk başta ince eleyip sık dokumaktan dolayı çek kullanımı azalabilir.

* Bu yönüyle kaydi para yaratma ve ekonomik aktivitede marjinal bir kayıp da yaşanabilir.

* Hapis cezasının kalmasından sonra çek ve senet tahsilatı işi yeniden canlanabilir.

Türkiye kayıtdışılığı azaltamadıktan ve vadeli çek uygulamasını ortadan kaldıramadıktan sonra bu pilav daha çok su çeker.

SONUÇ: “Suçu toplum hazırlar, suçlu işler.” Buckle

Yukarı