TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Gerçek ihracat 77 milyar dolar

İthalatın ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldığı bir basın toplantısından ihracata yönelik bir başlık çıkarmak ters gelebilir. Bizim 2011 yılı ihracatımız 1 35 milyar dolar. Ne oldu da gerçek ihracat 76.8 milyar dolara iniyor? Bu fark 1 35 milyar dolarlık ihracatın içinde 58.2 milyar dolarlık ithalatın bulunmasından kaynaklanıyor. Netleştirirsek geriye 76.8 milyar dolar kalıyor. Ya da madalyona öteki yüzünden bakarsak, 58.2 milyar dolarlık mal ithal etmişiz, üzerine 76.9 milyar dolarlık katma değer ilave edip 135 milyar milyar dolarlık ihracata ulaşmışız da denilebilir.

ÜRETİMİN % 43'Ü İTHAL: Üretimin ithalata veya ihracatın ithalata bağımlılık oranı yüzde 43. Şüphesiz ki çok yüksek bir oran ve aynı zamanda da çok değişken. Bir yılda bu oran 3 puan birden yükselmiş, yüzde 40 tan yüzde 43 e çıkmış. Kriz yılı 2009'da ise yüzde 38 e kadar düşebilmiş.
Böyle bir bağımlı yapı, ne kadar büyüme o kadar üretim, ne kadar üretim o kadar ithalat artışını ve beraberinde cari açığı getiriyor. 2011 bu bakımdan örnek bir yıl. Çünkü hızlı büyüme yanında bu büyümenin büyük ölçüde iç tüketimden kaynaklanması sonucu ithalata bağımlılık artmış. Üretim daha çok yurtiçi talebi karşılamaya yönelince dış açık rekor düzeye varmış.

İTHALAT HARİTASI: Her ay ihracat rakamlarını bir basın toplantısı ile açıklayan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan bu kez yıllık verilerin açıklanması nedeniyle ithalatı masaya yatırdı. İlk kez ithalatla ilgili kurumların verileri birleştirildi ve ortaya Türkiye'nin ithalat haritası çıkarıldı. Burada hazır giyim, hayvancılık, mobilya, sebze-meyve gibi sektörlerin ithalata bağımlılığı yüzde 20'nin altında ve en düşük. Bu sektörler aynı zamanda ihracatta yaratılan yerli katma değerin en yüksek olduğu sektörler. Bunun da bir tablosu ilişikte yer alıyor. Dış satımda en yüksek katma değeri hazır giyim, motorlu kara taşıtları, tekstil, sebze-meyve, makine, madencilik sektörleri yaratıyor.

ÖNLEMİ VAR MI: İthalata bağımlılığın artışına ise bakan 5 temel neden sıraladı. İç talebin hızlı artışı, ihracatın artışı, emtia fiyatlarındaki yükseliş, aşırı değerli TL ve üretim yapısı.
■ Üretimi hiç olmayan veya çok az olan malların ithaline Türkiye 2011 de 100 milyar dolar
ödedi. Ham kauçuk, palm yağı, kakao, petrol ve türevleri, altın gibi konularda yapılabilecek bir şey yok.
■ İkinci 100 milyar dolar da üretimi az yapılan ara mallarına gitti. Yassı demir-çelik, kömür, ilaç, kağıt, kimyasal ürünler, seramik, pamuk gibi ürünlerde üretim pekala artırılabilir. İthalatı sınırlama konusunda asıl yapılacaklar da bu grupta.
■ 40 milyar dolar ise üretimi yeterli olduğu halde ithal edilen mallara ödendi. Tekstil, konfeksiyon,
ayakkabı, çanta, otomobil, mobilya gibi genelde nihai tüketime yönelik kalite ve marka farklılığından dolayı tercih edilen mallar.
Bunun için tüketici tercihlerinin ve zihniyetinin değişmesi lazım. Üretim tarafında da kalite artışı yanında markalaşmaya gidilmeli. Ancak bu zaman alacak, sadece sektörlerin veya şirketlerin gücü de marka yaratmaya yetmeyebilir. Makro ölçekli bir strateji ile ancak sonuca ulaşılabilir.

YANLIŞ YAPTIM: Bakan Zafer Çağlayan bir örnek de geçmişteki kendi iş yaşamından verdi: "1994 krizinde tıkandım. İlk kez ihracata yöneldim ve kurtuldum. Ardından tekrar iç pazara döndüm. 2001 krizinde yeniden tıkandım ve yeniden ihracata sarıldım. Ben hata yaptım. Dışa yönelmek sadece sıkıştığında acil çıkış kapısı değil. Bunun bir sürekliliğinin olması lazım. Firmaların iç pazar odaklı çalışması ithalata bağımlılığı artırmaktadır. Türkiye mevcut üretim düzeyi ve deseniyle ihracatını yüzde 23-30 aralığında artırma potansiyeline sahiptir."
İthalata yönelik bu duyarlılığı çok yararlı buldum. Devamı geldiğinde yararlı sonuçlarının ortaya çıkacağını düşünüyorum.

SONUÇ: "Zihin de paraşüt gibidir, açıldığında iş görür." Dennis VVaitley


Yukarı