TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dışarısı kötüyse içerisi iyidir mi?

Şubat ayı için imalat sanayi kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi açıklandı. Şubatta kapasite kullanımı yüzde 72.9 oldu. Bu rakam geçen yılın şubat ayında yüzde 73 idi. Yani yerinde sayan bir kapasite kullanımından söz edebiliriz. Geçen yılla aynı düzey iyi sayılır. Çünkü bu yıl için büyümenin hız kaybetmesini bekliyor ve hedefliyoruz.

MORALLER İYİ: İkinci veri Reel Sektör Güven Endeksi. Üretim kesiminin geleceğe yönelik sipariş, üretim hacmi, stok miktarı, yatırım harcaması, toplam istihdam beklentisi ve genel gidişattan beklentilerini yansıtan bu endeks 107.1 düzeyi ile pozitif bir seyir izliyor. 100 sınırının altı negatif, üstü pozitif gelişmeleri ifade eden endeks ocak ayına göre zıplamış, 98.6'dan buraya çıkmış. Rakam geçen yılın aynı ayındaki 114.3 seviyesinin altında ama aynı zamanda Haziran 2011 sonrasının en iyi rakamı. Bu verinin geçen aylara göre iyileşmesinde şüphesiz küresel bazda risk alma iştahındaki artış ve finansal piyasalardaki düzelmenin etkili olduğunu varsaymak gerekiyor.

RİSK İŞTAHININ ETKİSİ: Reel kesimin bu yüksek morali ve geleceğe yönelik iyimser beklentilerinin gelecek aylardaki gerçekleşmelere ve verilere yansımasını görebileceğiz. Hem kapasite kullanımının düşmemesi hem de Reel Kesim Güven Endeksi'ndeki artış bize ekonomide yılın ilk çeyreğinin umulandan, beklenenden ve hükümetin resmi hedeflerinden daha iyi bir gerçekleşme olduğunu gösteriyor.
Bunda etkili olan faktörlerden biri, küresel likiditeki artış ve faiz oranlarındaki indirimlerin sürmesidir. Risk alma iştahındaki artışı bu destekliyor. Risk iştahındaki artış da, dış kaynak akışına çok hassas olan Türkiye ekonomisinin büyümesini ve cari açığının finansmanını destekliyor veya sağlıyor. Dışarıdan kaynak geldiği ölçüde büyüyen bir ekonomi için 2012 küresel koşulları elverişli olmaya devam ediyor. Yani dışarısı düzelmediği veya sınırlı kötü olduğu sürece, Türkiye'nin iyi durumunu veya mevcut ekonomik dengelerini sürdürmesi ihtamali artıyor.



Talep devam edecekse enflasyon nasıl düşecek?

Dışarıda para bol ve ucuz olunca, gidecek ülke arayınca bu da Türkiye'nin cari açığını finanse etmesini, şirketlerin dışarıdan kaynak bulmasını, bankaların borçlarını çevirmesini kolaylaştırdı. Bu küresel ortamın da yıl ortasına kadar sürmesi beklenebilir. Belki devamı da olabilir.
Bu da bizi hükümetin hedeflediği oran olan yüzde 4'ün üzerinde bir büyümeye doğru götürür. Büyüme hedefi yukarı yönde rahatlıkla aşılabilir.
Buna karşılık cari açığın milli gelire oranı daha yavaş düşebilir. Ama yine bu oranın yüzde 10'un altına sarkmasını beklemek gerek.
Büyümenin beklenenden yüksek çıkacak olmasının enflasyonla mücadeleye olumlu bir katkısı ise olmaz ama olumsuz da olmaz. Çünkü, çift haneli yıllık enflasyonun TL'nin değerlenmesine paralel bir şekilde önümüzdeki aylarda tek haneli rakamlara düşmesini bekleyebiliriz. yani küresel risk iştahı artışının Türkiye'deki büyümeyi artırırken ve cari açıktaki düşüş hızını yavaşlatıcı sonuçlar doğururken, enflasyonun da düşmesine katkı sağlıyor.
Talep artışının nasıl olup da fiyat artışlarına yol açmadığının yanıtını ise artan kapasiteler ve rekabetten ziyade içinde bulunulan ortama bağlamak gerekir. Davranışlar değişti artık.

SONUÇ: "Dünkü güneşle bugünkü çamaşır kurutulmaz." Türk atasözleri

Yukarı