TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yunanistan olmasaymış piyasalar çökecekmiş

Aralık ayındaki AB Liderler Zirvesi'nde kararlaştırılan mali sıkılaştırma üye ülkeler tarafından mart ayının ilk günlerinde kabul edildi. Gerçi içinde bulunduğumuz borç krizine hemen bir faydası yok ama daha uzun vadede işe yarayabilir ve yeni bir mali krizi önlemeye katkısı olabilir.
■ Avrupa Merkez Bankası'nın bankalara verdiği 3 yıllık yüzde 1 faizli kredinin ikinci ayağı da tamamlandı. 1 trilyon Euro'yu bulan bu kaynak bir yerde bankaların batmamasını sigorta etti ve ülke borçlarının çevrilmesini kolaylaştırdı. İtalya ve İspanya'nın faizlerinin yüzde 5'in altına inmesi bunu gösteriyor.
■ Yunanistan'ın borç takası geçen hafta kazasız belasız atlatıldı. Takasa katılım oranı tutturuldu ve komşunun 105 milyar Euro borcu silindi. Bu hafta Yunanistan'a söz verilen 130 milyar Euro'luk ikinci yardım paketinin onaylanmasına sıra geldi. Böylece 19 Mart'ta Yunanistan 14.5 milyar Euro tutarındaki borç geri ödemesini yapacak ve iflas etmekten kurtulacak. AB krizinde çok önemli bir eşik de böylece aşıldı.
■ Geriye Avrupa bankalarının yıl ortasında yüzde 9'luk asgari sermaye yeterlilik oranını tutturmak için sermaye bulmaları kalıyor. Bunun için daha süre var.
■ Tabii ki bunun arkasından da AB'nin yeniden büyümeye geçmesi gerekecek ki, krizden çıkılsın, resesyondan kurtulunsun.

NEYİ SATIN ALDILAR:
AB krizinde önemli bir eşiğin geçilmesi finansal piyasalarda öyle iyi karşılanmadı. Yeni bir çıkış veya risk alma iştahı yaratamadı.
Kaldı ki aynı haftada ABD ekonomisinin de giderek düzelmekte ve normale dönmekte olduğu haberleri geldi. Son açıklanan tarım dışı istihdam beklentilerin üzerinde gerçekleşti, işsizlik oranı yüzde 8.3 ile aynı kaldı. Piyasalar bu iyi haberleri de satın almadı.
Neyi satın aldılar?
■ Birincisi, Fed Başkanı Bernanke'nin son konuşmasında ekonominin normale dönüşüne atıfta bulunmasını ve yeni bir parasal genişlemeye vurgu yapmamasını.
■ İkincisi, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi'nin basın toplantısında yeni bir para paketinden bahsetmemesini.
Bu nedenle de her iki kıtadaki olumlu gelişmeler finansal piyasalarda aynı olumlulukla karşılanmadı.

 

Bir dönemin sonunu ne belirleyecek?

Geçen hafta iyi haberler iyi karşılanmadı. Ama sert satışlar da olmadı ve bir çöküş gerçekleşmedi. Madalyonun öteki yüzünden bakarsak da "Yunanistan'ın takası başarısız olsaydı piyasalar çökebilirdi" diyebiliriz. Neyse ki bu test başarılı bir şekilde atlatıldı. Piyasalar neden iyi olamadığına gelince...
Küresel kriz sonrası finansal piyasalar "merkez bankalarının sağladığı bol likidite ve tarihi düşük faiz" zemini üzerinde yükseliyor. Şimdi uyuşturucu bağımlısı gibi, bunun devamını istiyorlar. "Merkez bankaları bassın paraları, biz onu alıp daha yüksek oranlardan satalım veya değerlendirelim, kâr edelim" yaklaşımındalar. Ancak ekonomilerin düzelmekte olduğu dönemde bu artık mümkün değil. Bol likiditenin de bir sonu olmalı. Hem ekonomi düzelecek hem bol ve ucuz paraya devam edilecekse enflasyonu kimse tutamaz. Piyasalar sanki bugünkü fiyat düzeylerini gerçekçi olmayan beklentilerle yakalamış ve bunu korumaya çalışıyorlar. Bu da bir yere kadar gider.
Nereye kadar gideceği ise bol likidite döneminin sonuna veya böyle bir algının oluşmasına bağlı. İşte o aşama aldatıcı balayı döneminin bittiği, gerçek hayatın başladığı bir aşama olacak. O aşamada fiyat dengeleri yeniden kurulacak. Bu dengenin, ekonomik durum toparlanmakta olduğu için, o kadar da aşağıda kurulması gerekmeyebilir. O zamana kadar da, piyasalar gelecek likiditeye bağlı aşağı veya yukarı yönde dalgalanabilir.

SONUÇ: "Her yokuşun bir inişi, her gelişin bir gidişi vardır." Türk atasözü

 

Yukarı