TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Borçlanmak neden iyi gelir?

BDDK, Finansal İstikrar Raporu'nun içeriğini yeniledi. Ortaya bankaların, reel sektörün, hanehalkının finansal durumunu gözler önüne seren bir yayın çıktı. Yerlilerin finansal varlık ve yükümlülükleri 2003'ten itibaren ilk kez yayımlandı. Bu veriler önemli, çünkü tasarrufu teşvik paketi yeni açıldı.
■ Hanehalkının 2011 sonunda 509 milyar lira finansal varlığı ve 206 milyar lira borcu bulunuyor. Finansal varlıklardan borcun çıkarılmasıyla bulunan net varlık 303 milyar lira.
■ Aynı rakamlar dolar bazında 268 milyar dolarlık varlık, 109 milyar dolarlık borç ve 160 milyar dolarlık net finansal varlık biçiminde.
■ Rakamların hepsi çok düşük. Finansal varlıklar da, borçlar da, borçların milli gelire oranı da. 2011 sonu itibarıyla borçların milli gelire oranı daha yeni yüzde 16'ya ulaşmış. Halbuki bütün gelişmiş ülkelerde borçluluk yüzde 50'nin üzerinde. Gelişen ülkelerde ise bizim gibi yüzde 50'nin altında.
■ Gelişmiş ülkelerde enflasyon düşük, vade uzun, finansal piyasalar derin, aracılık maliyetleri düşük, paraya ulaşım kolay. Hanehalkı borçlanıyor ve tüketiyor. Böylece büyüyor, milli gelirlerini ve kişi başına milli gelirlerini artırıyor ve zengin ülke oluyorlar.
■ Biz ise az borçluyuz ama milli gelir de kişi başına gelir de az.
Üretmek için tüketmek, tüketmek için de finansman gerekli. Bunun için hesaplı kitaplı yapılan borçlanmaların artması lazım. Her şeye peşin parayla yetişmek zor.

Ne kadar çevrilebilir borçlanma o kadar kişi başına gelir artışı

2003 yılında varlıklarının yüzde 5'i veya milli gelirin yüzde 1.8'i kadar olan hanehalkı borçları 2011 sonunda yüzde 40 ve yüzde 16'ya yükseldi. Borçlar hızlı arttı. Arttı ki, milli gelire oranı da yükseldi. Geleneklerimize göre borçlanma kötüdür. Ama madalyonun bir de öteki yüzü vardır. Bu borçla ne yapılacağı ve geriye ödeme gücü çok daha önemlidir.
Burada alınabilecek yol bir hayli fazla. Borçlanma oranının yüzde 50'lerin üzerine çıkabilmesi ancak gelir ve tasarruf artışı sağlanarak, ödeme gücü artırılarak mümkün. Ne kadar sürdürülebilir ve ödenebilir borçlanma yapabilirsek, o kadar ekonomik gelişme ve kişi başına gelir artışı da yaratabiliriz. Ya da bunun tam tersi de geçerlidir.
Geçmişte de böyle oldu zaten. Kişi başına gelir 2003'te 4.548 dolardan 2011 'de 10.444 dolara durduk yerde ya da "gökten zembille para yağarak" gelmedi.

SONUÇ: "Borç yiğidin kalesidir." Türk atasözü

Yukarı