TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Avrupa bankacılık krizinde

Avrupa banka krizini aşmak için AB yıl sonunda ulaşılması gereken yüzde 9'luk sermaye yeterlilik rasyosu hedefini bu yılın ortasına aldı. 100 milyar Euro üzerindeki sermayeyi bankaların bir aydan kısa bir sürede nereden ve nasıl bulacakları, bulamazlarsa nasıl bir yol izleneceği belli değil. Muhtemelen 28-29 Haziran'daki AB Liderler Zirvesi'nde konu netleşebilir. O zamana kadar sermaye bulamayan bankalar belli olur. Bunun karşılığında ne yapılacağı, kamu sermayesi konulup konulmayacağı karara bağlanır.
O tarihe kadar Avrupalı bankalar öncelikle AB dışındaki varlıklarını ve iştiraklerini likidite etmeye devam edebilirler. Dolayısıyla bu satışların AB dışında ve özellikle gelişmekte olan piyasalarda baskı yaratmayı sürdürmesi beklenebilir. Nitekim geriye yönelik baktığımızda yabancıların mayıs ayında Türkiye'de net bazda satıcı olduklarını görüyoruz. İMKB'de mayıs ayında yabancı satışları 493 milyon dolara vardı. Dolaşımdaki hisse senetlerinde yabancıların payı da uzun bir aradan sonra ilk kez yüzde 61.72 ile en düşük düzeyine indi.


Türk bankaları G-20'nin zirvesinde


Avrupa nın bankacılık krizini yaşadığı bu dönemde Türk bankalarının durumu gayet sağlam. Geçen hafta yapılan Türkiye Bankalar Birliği Genel Kurulu'na sunulan verilerde görüyoruz. Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın'ın sunumunda yer alan veriler G-20 ülkeleri içinde Türk bankalarının ilk sıralara yerleştiğini ortaya koyuyor.
■ Yukarıda yer alan grafikten de izlenebileceği gibi, Türk bankaları G-20 içinde sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 16.5 ile ikinci sırada, ortalama özkaynak karlılığı bakımından yüzde 18.9 ile beşinci sırada, tahsili gecikmiş alacaklarda yüzde 2.7 ile yedinci sırada yer alıyor. Yani en az batağı olan yedinci ülke.
■ Yine Hüseyin Aydın'ın sunumunda bankacılığın 2011 yılı 2002 yılı ile karşılaştırılmış ve son 10 yılda alınan mesafe ortaya konulmuş. Mevduatın krediye dönüşme oranı 2002 de yüzde 38'den 2011 'de yüzde 98'e çıkmış, 2012'de yüzde 100'ü bulmuş. Mevduatın tamamı krediye dönüşüyor artık.
■ Bankaların kredi portföyü de çeşitlenmiş. Bireysel ve kurumsaldan oluşan kredilerden 2011 'de KOBİ'ler de ciddi pay almaya başladı. KOBİ'lerin payı yüzde 23'e ulaşmış.
■ Bankaların aktif yapısı da önemli değişime uğradı. Devlet iç borçlanma senetlerine yatırımları aktiflerinin yüzde 40'ından yüzde 23'e düştü, kredilerin payı ise yüzde 25'ten yüzde 56'ya çıktı.

SONUÇ: "Beni öldürmeyen beni güçlendirir." Goethe

Yukarı