TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

ABD başkanlık seçimlerine kadar sen sağ ben selamet mi?

Küresel piyasalar ve Türkiye piyasaları hazirandan bu yana pozitif eğilim sergiliyor. Arka arkaya üç ayı bulan bu dönemde yabancılar 2 milyar doları hisse senedi, 10 milyar doları tahvil olmak üzere toplam 12 milyar dolarlık Türkiye kâğıdı aldılar. Merkez Bankası ağırlıklı ortalama fonlama faizini yüzde 10'dan yüzde 6'ya doğru çekti. Türkiye tahvillerine yatırım yapanlar iyi para kazandı. İMKB ise yüzde 25 primle bu dönemde en çok kazandıran borsa oldu. Türkiye piyasalarındaki iyileşme büyük ölçüde küresel piyasalardaki gelişmelere paralel gerçekleşti.
İLK EŞİK GEÇİLDİ: Küresel piyasalara yön veren gelişmelerden biri ise kriz içindeki Avrupa'nın ne yapacağıydı. Nihayet Avrupa Merkez Bankası kendisinden beklenen ve piyasaların istediği adımı attı. Vadesi 3 yıla kadar olan ülke tahvillerini sınırsız miktarda alacak. Her ne kadar sınırsız denilse de ECB'nin kararına muhalefet eden Almanya'nın miktar konusunda belli bir limit koyduğu tahmin edilebilir. Piyasalar ise bu limitle pek ilgilenmiyor. Kararı, tamamen görmek istedikleri gibi yorumluyor.
İKİNCİ EŞİK YARIN: Avrupa krizini aşmada bir başka eşiği de, Almanya Anayasa Mahkemesi'nin Avrupa İstikrar Mekanizması ESM'ye yarın onay verip vermeyeceği oluşturacak. AB'nin kalıcı kurtarma fonu olacak ESM'nin onay alması durumunda Almanya, AB krizinin yükünü sırtlanmayı da kabul etmiş olacak. Bu durum, AB krizinin dönüşümünde önemli bir kilometre taşı olmaya aday. ECB'nin tahvil alım kararı, Almanya'nın katı tutumunu gevşettiğine yorumlanabilir. Merkel'i yumuşatan nedenler ve çevresel faktörlerin normalde Almanya Anayasa Mahkemesi için de geçerli olması beklenir. Çünkü, AB'nin lideri Almanya ise bu bölgenin kriz yaşamasından da, düzelmesinden de aynı paralelde etkilenmesi kaçınılmaz.
ÜÇÜNCÜ EŞİK FED'DEN: Bir gün sonra yani 13 Eylül'de ABD Merkez Bankası'nın üçüncü parasal genişleme kararı alıp almayacağı da piyasalar için kritik öneme sahip. Piyasaların aldığı bunca pozisyondan sonra üçüncü parasal genişlemenin gelmemesi yıkım olur. Bu da ABD'nin başkanlık seçimi öncesinde ekonomide sorun yaşamasına yol açabilir. Bağımsızlık çekincesiyle seçim öncesinde karar almayacak bir FED, böyle bir durumda Cumhuriyetçiler'in elini güçlendirmiş olacak. Yani FED bir karar alsa da almasa da sonuç siyasi olacak. Bu nedenle bir karar vermek zorunda. Bu karar da parasal genişleme yönünde olursa küresel piyasaların mevcut seyri bir süre daha korunabilir. Bu süre de, azami ABD seçimleri ile sınırlı. Böyle bir dönemde başka ne istenir ki?

SONUÇ: "Bahşiş atın dişine bakılmaz."Özbek atasözü

 

Büyümede 3. çeyrek neden kritik?

Yılın ikinci çeyreğine ait büyüme tahminlerin altında çıktı. Beklenen yüzde 3.3 iken çıkan büyüme yüzde 2.9. Sanayi üretiminin yüzde 3.6 arttığı bir dönemde benim beklentim bu civarda bir
gerçekleşmeydi. Geçmiş çeyreklerde böyle olmuştu. Dolayısıyla ikinci çeyrek büyümesi birinciyi geçecek ve her çeyrekte giderek artan rakamlarla karşı karşıya kalacaktık. Yıl bazında yüzde 4'ü aşan, yüzde 5 civarında bir rakamla karşı karşıya kalacaktık. Ancak ikinci çeyrekte sanayi üretimi ile büyüme arasındaki ilişkide bir sapma söz konusu. Bu nedenle dün açıklanan veriler tahminimi biraz aşağıya çekmeme yol açtı. Yıllık bazda 1 puana yakın azalmayla büyümenin yüzde 4 civarında olmasını bekliyorum. İkinci çeyreğin de daha sonra yukarı yönde revize edilebileceğini tahmin ediyorum. Dış talep büyümeyi desteklemeye devam ederken iç talep 2009 sonrasında ilk kez daraldı ve büyümeyi aşağı çekiyor. Bunda da özel yatırımlarındaki gerilemenin ve inşaat sektöründeki durgunluğun önemli payı bulunuyor. İkinci çeyrek büyümesinin düşük çıkmasından sonra üçüncü çeyrek verileri kritik hale geldi. Bu çeyrekte büyüme toparlanmazsa biz hükümetin ekonomide rota değişikliğine gidebileceğini tahmin ediyoruz.

Yukarı