TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Düşüş sırası kredi faizinde

Avrupa ve ABD merkez bankalarından sonra parasal genişleme konusunda bizim merkez bankamız da tavrını ortaya koydu.
■ Merkez Bankası dün faiz koridorunu, üst bantı indirim yoluyla daraltmaya karar verdi. İlk hamlede faiz 1.5 puan düşürüldü. Bankalar faiz koridorunun üst sınırını baz alarak kredilerin maliyetini hesaplıyor. Yüzde 11.5 üst banta karşılık kredi faizleri çeşitlerine göre yüzde 12.3 -17.7 arasında değişiyor. Ortalama olarak ticari krediler yüzde 14.50, konut kredileri yüzde 12.31, taşıt kredileri yüzde 15.53 ve nakit krediler yüzde 1 7.73 faizden veriliyor. Rakamlar temmuz sonu itibarıyla geçerli.
■ Merkez Bankası faiz koridoru yerine zorunlu karşılıkları daha çok kullanmaya başladı. ROK değişikliği ile TL zorunlu karşılıkların dövizle tutulan kısmı artırdı. Bu yolla Merkez Bankası kendisine 3.6 milyar dolar daha rezerv kazandırırken bu kadar TL likiditeyi piyasaya bırakacak, yerine döviz likiditesini çekecek. Bu da TL faizlerin daha gevşemesine, döviz kurlarının düşmemesine destek olabilir.
■ İki kararı ile Merkez Bankası kredi faizlerinin düşmesi sürecini başlattı ama bunun için verilen destek de zayıf. Güçlü diyemiyoruz, çünkü faiz koridorunun üst sınırında yapılan 1.5 puanlık indirimin aynen kredi faizlerine yansıması zor. Bunun bir nedeni faiz koridorunun anlamını iyice yitirmiş olması. Temmuz ayında indirim yapılmış olsaydı hemen hemen aynı oranda kredi faizlerine yansıma gerçekleşebilirdi. Şimdi ise zor.
■ Bu zorluğun bir diğer nedeni de, batak kredi oranının yeniden artmaya başlaması. BDDK verilerine göre, tahsili gecikmiş alacakların brüt miktarı 20.1 milyar lira. Toplam kredilere oranı ise haziran sonunda yüzde 2.63 düzeyinden 10 Eylül'de yüzde 2.88'e yükseldi. Bankalar kredi maliyetlerine, batak kredilere ayırdıkları karşılıkları da ekliyorlar. Batak oranının giderek artması krediler konusunda bankaları hem iştahlı olmaktan alıkoyuyor hem de kredilerin maliyetini yükseltiyor.
■ Kredi artışının önündeki bir başka engel ise yıl sonu itibarıyla toplam kredi artışının yüzde 15'le sınırlanması. Halen yıllık bazda artış oranı yüzde 18. Bu kısıt bankalara kredilerde 'ayağınız frende kalsın' diyor. Bırakın gaza basmayı 'ayağınızı frenden çekin' mesajı bile yok. Bu hem siyasi hem ekonomik bir karar. Merkez Bankası'nın dünkü tavrı ise bu yöndeki ilk ve tek mesaj. Bu mesajın tekrarlanmaya ve güçlendirilmeye ihtiyacı var. Sadece Merkez Bankası'nın tavır değişikliği de yetmez, nasıl ki kredi kısıtlamasına ekonomi yönetimince karar verildi ve bu işe BDDK öncülük etti, şimdi eğer ekonominin canlanması için kredilerde yeniden artış isteniyorsa, aynı sıranın izlenmesi gerekiyor.
■ Bütün bunlara rağmen Merkez Bankası'nın indirdiği 1.5 puanlık koridor faizi, aynı oranda olmasa da, kredi faizlerini bir ölçüde gevşetecek.
■ Karar mevduat faizlerinde de başlayan düşüşü destekleyebilir.
■ Merkez Bankası faizleri düşürme yönünde asıl kararını daha önce verdi ve uygulamaya koydu. O da bankaların ortalama fonlama faizinin çift haneli düzeylerden önce tek haneli rakamlara indirilmesi ve son olarak yüzde 6.17'ye düşürülmesiydi. Merkez Bankası'nın fiili politika faizi bu. Buradaki hızlı düşüş beraberinde Hazine faizlerini de çekti. Geçen hafta sonu itibarıyla 2 yıl vadeli gösterge Hazine kâğıdının faizi yüzde 7.03'e kadar geriledi. Bu da Hazine faizlerinin tarihsel olarak en düşük ikinci faiz oranını oluşturuyor.
■ Dünyada ve Türkiye'de hemen hemen bütün faiz çeşitleri düşüyor. Düşmeyen ise Türkiye'deki kredi faiziydi. Şimdi sıra onda. Düşüş ise çeşitli nedenlerden dolayı yavaş ve ölçülü olmaya aday.

SONUÇ: "Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştıramayan okçudan daha başarılı sayılmaz." Montaigne

Yukarı