TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

En kritik veri ihracat artışı

Dün Türkiye'nin bu yıl için en büyük ekonomik kazanımının AB dışına ihracatını yüzde 34 gibi yüksek bir oranda artırabilmesi olduğunu ifade ettim. Çünkü dış satımımızın ağırlıklı olduğu bölge Avrupa, borç ve banka krizi içinde büyüyemiyor. Bu yıl için ekonominin yüzde yarım dolayında küçülmesi bekleniyor. Gelecek yıl da bu bölgeden büyüme bekleyen yok gibi. Doğal olarak ekonomisi küçülen bölgeye ihracatımız artamıyor. Sadece Türkiye'nin değil başka ülkelerin de bu bölgeye ihracatı artamıyor. Bu nedenle yılın 8 aylık döneminde AB bölgesine ihracat yüzde 9.4 azaldı.
İhracatta rota veya bölge değişikliğine giderek ve bunu başararak, Avrupa ile aynı kaderi yani ekonomik daralmayı paylaşmaktan kurtulduk. Her ne kadar Türkiye'nin ekonomik yapısı artık daha sağlamsa da, yüksek cari açıktan dolayı en kritik önemdeki veri ihracat artışı. İhracatı artırmadan büyümeyi artırmak iç tüketimle mümkün, bu da hemen ithalat artışına ve cari açık patlamasına yol açarak büyümenin ve istikrarın önündeki en büyük engeli oluşturuyor. Dolayısıyla cari açık engeliyle karşılaşmadan büyüyebilmenin yolu ihracat artışından geçiyor.
İhracat artışında ipin bir ucu bizde ve bizim yaptıklarımızda ama diğer ucu da ithalat yapanda. Yani ihracat artışı için her şeyden önce dünya ekonomisinin veya belli bir bölgesinin büyümesi lazım. Bu açıdan bakınca dünyanın gelişmiş bölgeleri olarak Amerika ve Avrupa yıllarca düşük büyümeyle karşı karşıya kaldı ve kalacak. Allah'tan ABD'ye ihracatımız düşüktü. Ama Avrupa'da bir ayağımızdan yakalandık. Şimdi buradan gelen kaybı da, ihracatın rotasını değiştirerek aşıyoruz. Ortadoğu, Asya ve Afrika pazarlarına ihracatın bu yıl yüzde 34 artması ve genel ihracattaki payının yüzde 60'ın üzerine çıkması bunun bir sonucu ve gelecek yıllar için büyümenin de güvencesi gibi.

 

Krizden çıkış için 10 yıl mı gerekiyor?

İhracattaki bu rota değişikliğinin devam etmesi, kazanılan yeni pazarların korunması da şart. Çünkü Avrupa pazarının ne zaman açılacağı krize bağlı. Şimdiden yapılan tahminler normalleşmenin 5 yıl daha alabileceği yönünde.
IMF Başekonomisti Olivier Blanchard ın dün Reuters'e yansıyan açıklamasında "Küresel ekonomide henüz kayıp 10 yıl diyemeyiz. Ama düzelme için krizin başlangıcından sonra en az 10 yıl süre gerekecek" dedi. 2008'de başlayan krizin 2018'de normale döneceğini varsayarsak yolun yarısındayız demektir. Bu tahmini karamsar bulmak mümkün. Ancak büyük krizlerin etkilerinin uzun sürdüğü dikkate alınırsa da gerçekçi bulunabilir. Zaten FED'in ABD için krizden çıkış tahmini 2015 ortasına kadar uzadı. Avrupa'nın ise daha geç toparlanması bekleniyor.
Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Peter Diamond da benzer görüşleri taşıyor ve ABD'nin Avrupa'dan daha önce normalleşeceğini söylüyor. Yapı Kredi Bankası'nın Bankacılık Akademisi'nde konuşmacı olarak Türkiye'ye gelen Peter Diamond şunları söyledi: "Kısa vadede karamsar, uzun vadede iyimserim. Dünya er veya geç bu krizden çıkacak. Bu tür yaygın finansal krizleri yaşandığı dönemlerde ekonomi literatüründe ve ekonominin yapısında büyük değişimler yaratıyor. Tıpkı Büyük Buhran'da olduğu gibi. Şimdi de benzer büyük değişimlere ve devimlere ihtiyaç var. Krizden çıkışın anahtarı ülkelerin ortak veya koordineli hareketleriyle olacak."
Bu değerlendirmeler Türkiye'nin Avrupa pazarının tekrar canlanmasını bekleme gibi bir lüksü olmadığını gösteriyor. Daha 5-6 yıl süreyle ihracat artışı olmadan Türkiye ekonomisinin belli bir büyümeyi tutturması mümkün değil. Bunca yıldır düşük büyümeye mahkûm olmak ise hem büyük talihsizlik, hem de beceriksizlik olurdu.

SONUÇ: "İnsan, uçurumun kenarına gelmeden kanatlanamaz." Nikos Kazancakis

Yukarı