TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Reyting artışının asıl etkisi faize

Türkiye'nin kredi notu 18 yıl aradan sonra yeniden yatırım yapılabilir seviyeye çıkarıldı. Amerika'da başkanlık ve kongre seçimleri yapıldı. Böylesine kritik eşiklerin aşıldığı bir haftada ne değişti? Yurt dışında varlık fiyatlarında ekim ayında başlayan düzeltme seçim sonrasında da devam etti. Bunda da üç faktör etkili.
■ Haziran ayından bu yana devam eden değerlenme süreciyle kar realizasyonuna ihtiyaç duyulması.
■ Yaklaşan yıl sonu nedeniyle bazı fonların ve yatırımcıların nakde geçme ihtiyacı.
■ Başkanlık seçimlerinin geçilmesi ve ABD'de mali uçurum denilen yeni yılla birlikte bazı vergi artışlarının yürürlüğe girmesi ve harcama paketlerinin kalkacak olması. Herhangi bir erteleme olmazsa ABD ekonomisinin 2013 yılında yeniden resesyona girmesinden korkuluyor. Erteleme için de Cumhuriyetçiler ile Demokratlar'ın uzlaşması gerekli. İki taraf arasında zor bir pazarlık sürecinin yaşanması bekleniyor. Amerika başta olmak üzere küresel piyasalarda fiyatlanan bu. Sorun çözülene kadar da fiyatlanmaya ve düzeltmeye devam edilecek gibi. Daha 1.5 aylık zaman var.
FAİZ 6.46 İLE DİPTE: Türkiye piyasalarında neyin değiştiğine baktığımızda en çok faizin etkilendiğini görüyoruz. Kurda da belli bir etki var ancak az. Merkez Bankası'nın sözlü müdahalesi aslında kurdaki etkiyi azalttı TL'nin aşırı değerlenmesini önlemek için atılan adımlar faizleri tarihi en düşük düzeylerine çekti. Reyting artışı öncesinde yüzde 6.91 olan Hazine faizi haftayı yüzde 6.59 ile kapattı ama cuma günü yüzde yüzde 6.46'ya kadar düştü. Bu oranlar 1984'ten bu yana, yani düzenli hazine ihalelerinin yapılmaya başlandığı ve ikinci el piyasanın oluştuğu dönem için, en düşük düzey.
SÖZLÜ MÜDAHALE: Faizin gerilemesinde Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın sözleri de etkili. Sepet kur olarak dövizin 2 seviyesine yaklaştığı aşamada yaptığı açıklamalar politika faizini dahi düşürebileceğini çağrıştırdı. Özellikle "ticari kredi faizi yeni yılda tek haneyi görecek" sözü, kredi ve mevduat faizleriyle birlikte Merkez Bankası'nın politika, fonlama ve faiz koridoru oranlarını da düşürebileceğini gösteriyor. Bunun için de, yurtdışından sermaye girişinin hızlanması ve bunun döviz kurunu aşırı düşürmesi veya TL'yi aşırı değerlendirmesi temel şart oluyor. Başçı'nın açıklamalarıyla kur kendini kısmen toparladı, Hazine faizleri de Merkez Bankası faiz düşüreceğinden dolayı düştü.
BİR GÜNLÜK KUTLAMA: Borsa ise zaten reyting artışını önceden satın almıştı. İlk gün kutlamasını yaptı, haftayı ise reyting öncesinin biraz üzerinde, yüzde 0.55 primli kapattı. Bu da bir şey. Çünkü gelişmekte olan piyasalar yüzde 2.5, gelişmiş borsalar yüzde 1.4 geriledi. Borsa, dünyadan kopamayacak ama performans yönünden ortalamanın üzerinde kalmaya devam edecek gibi.

FAİZDE 29 YILLIK REKOR KIRILDI

2009 yılına kadar zaten tek haneli faizle tanışmamıştık. 1984'te başlayan düzenli Hazine ihalelerinde oluşan ağırlıklı ortalama faiz yüzde 42 idi. Sonraki yıllarda enflasyona ve risklere paralel yüzde 100'lerinde üzerine çıkıldı. En yüksek olduğu yıl yüzde 158 ile 1994'tü. 2001 krizi sonrasında önce enflasyon tek hanelere düşürüldü, ardından bütçe açıkları azaltıldı ve borç oranları indirildi. Marko
ekonomik riskler azalırken dünyada küresel krizle birlikte genel bir faiz düşüşü ve likidite artışı ortamı yaratıldı. Bütün bunlar Türkiye'de üç haneli rakamlara yükselmiş olan faizleri tek haneli rakamlara indirdi, son not artışıyla birlikte de 1984'ten itibaren 29 yılın en düşük faiz oranı olan yüzde 6.46'ya inildi. Reel faizler ise 1990 sonrasında geçen yılın ardından ikinci yıl da negatif olmaya aday.

SONUÇ: "Rüzgârın yönünü değiştiremiyorsanız, yelkenlerinizi değiştirin."Max Depree

Yukarı