TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bu yılın başarısı cari açık ve notta

"Bu yılın ekonomideki başarısı nedir?" diye baktığımızda herhalde "Cari açığın düşürülmesi ve kredi notunun yatırım yapılabilir düzeye çıkarılması" diyebiliriz. Gerçi "Milli gelirin yüzde 7'si civarında çıkacak bir cari açığın neresi başarı?" denilebilir. Çünkü bu haliyle bile dünyanın en yüksek cari açıklarından birisi. Ama bir de geçen yılki durumunu hatırlayalım. Milli gelirin yüzde 10’unu bulmuş bir cari açık var. 78.5 milyar dolara kadar yükselmiş. Gerçi dünyadaki bol likidite ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye hareketleriyle bu açığı finanse etmek mümkün. Ama o haliyle dünyanın en çok cari açık veren 4. ekonomisi düzeyine çıktığımız ve bunun Türkiye’yi bir hayli kırılgan yaptığı da doğru. İşte 1 yıl gibi kısa sayılacak sürede cari açıkta yaptığımız iyileştirme bu. Milli gelirin yüzde 10’undan yüzde 7’sinin, yıl sonu itibarıyla 77 milyar dolardan 55 milyar doların altına inen bir cari açık. Eğer bundan sonraki 3 aylık süreçte cari açık gerilemeyip yatay seyrederse yılı 55 milyar dolarla tamamlayacağız. 800 milyar dolarlık bir milli gelirin yüzde 6.8'ine denk gelecek. Kaldı ki, yatay gidiş için bile ekonominin biraz daha canlanması ve ithalatın artması gerekiyor. Eğer bu ithalat artışı olmazsa yıl sonu cari açık daha da düşük düzeylerde kalabilir.
Hükümet de 64 milyar dolarlık bir açık hedeflemişti. Çeşitli tahminler hiçbir zaman 60 milyar doların altına inmedi. Hele de 55 milyar hiç. Peki bu kadar sapma neden?
■ Birincisi, iç tüketimin tahmin edilenden daha fazla daralması, Suriye ve terör olaylarının çakışmasının bunda belli bir etkisi olabilir. İç tüketimle birlikte ithalat azalıyor.
■ İkincisi, enerji fiyatlarının korkulduğu kadar yükselmemesi. Bunda ABD seçimlerinin payı ne kadardır bir süre sonra herhalde görürüz.
■ Üçüncüsü ve belki en önemlisi, yılbaşında tahmin edilmeyen kadar bu yıl ihracatın iyi gitmesi. Özelikle de Avrupa dışına yönelme stratejisinin tutması ve öngörüler arasında hiç olmayan net altın ihracatının tam bir patlama göstermesi dış ticaret açığının ve dolayısıyla cari açığın hızla azalmasında etkili.

 

Yılın talihsizliği bütçede

Geçen yıl Türk Lirası yüzde 25'e varan oranda değer kaybetti. İç tüketim artışı da ivme kaybetmeye başladı ve bu yıl artış sıfır düzeyine indi. Üreticilere mal satmanın kapısı olarak ihracat gösterildi. Hem kur artışı nedeniyle ihracat yapmak cazipti, hem de iç pazara mal satmak zordu. İki yönlü kıskaç altında ve Avrupa'nın 2009 sonrasında ikinci kez resesyona girdiği bir yılda, Türkiye toplam ihracatını yüzde 14 artırabildi. 9 ayda Avrupa'ya ihracat yüzde 8 azalırken Avrupa dışına ihracat yüzde 34 arttı.
İthalatın azalması, iç tüketim artışının durmasının etkisi, dolaylı vergilerle gelir toplayan bütçeyi negatif etkiledi. İthalde alınan KDV yerinde saydı. Toplam vergi gelirleri yüzde 8.7 artabildi. Bütçe giderleri ise yüzde 18 büyüyünce bütçe açığı geçen yılın aynı dönemine göre 10 kat arttı. 10 aylık süreçte bütçe açığı geçen yıl 1.7 milyar liradan bu yıl 18.7 milyar liraya yükseldi. Bir de eylül ayında yüklü kamu zamları olmasaydı herhalde tren rayından çıkar, işi toparlayamazdık.
Bu yıl dış açık ne kadar iyi gittiyse iç açık dediğimiz bütçe açığı da o kadar kötü gitti. Bu da yılın ekonomideki kırılganlığıydı.

SONUÇ: "Hüner ardınca koş, halka hüner saç; kapılar bağlama, er ol kapı aç." Genceli Nizami

 

Yukarı