TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Halkımız tasarruf etmiyor borcu gelirinin yarısında

Merkez Bankası’nın dün yayımlanan Finansal İstikrar Raporu’nda yer alan veriler, Türk halkının hâlâ tassarruf eğilimin düşük kalmaya devam ettiğini, kredi sınırlamasına karşılık borçluluk oranının yükseldiğini ortaya koydu. Aşağıda yer alan tablodan izlenebileceği gibi, bu yılın üçüncü çeyreği sonunda borçların harcanabilir gelire oranı yüzde 47.4’ten yüzde 48.1’e çıktı. Gelirlerin yarısı düzeyine yükselen bir borç stoku oluştu.

KUR VE FAİZ RİSKİ YOK:

Hanehalkının tasarruf düzeyi yüzde 7.5. Bu oranın son 5 yıllık ortalaması yüzde 8.8. Borcun atmasına karşılık hanehalkının iki konuda durumu iyi. Biri faiz diğeri de kur riskinin olmaması. Tüketici Kanunu çerçevesinde faizler sabit tutulduğundan faizin artmasından hanehalkı etkilenmiyor. Bireylerin döviz kredisi, dövize endeksli kredi kullanımı da yasaklandı. Böylece tüketici kredilerinde kur riski de ortadan kaldırıldı.



HARCAMA NEDENLERİ:

Bu yasaklama ve sınırlamalara karşılık hanehalkı tüketimden vazgeçmiyor, bunun için borçlanıyor ve tasarruflarını artırmıyor. Buna birden çok neden sıralanabilir.  Toplumun tüketim isteği zaten yüksek. Hızlı nüfus artışı ve nüfusun genç olması, kentleşmenin devam etmesi gibi demografik özellikler tüketimi destekliyor.  Son yıllarda enflasyonla birlikte faiz oranlarının düşmesi ve bankaların kredi kullandırma iştahının artması, bireylere ilk kez borçlanma olanağı kazandırdı. Bu da hanehalkının borçlanarak tüketime yönelmesine yol açtı.  Tüketimi destekleyen önemli bir faktör de, kredi kartına taksit olanağının Türkiye’de aşırı biçimde kullanılması. Taksitlendirme, vadeye yayarak ödeme gücünü artırıyor.  Geleceğe duyulan güven de tüketimi ve borçlanmayı teşvik ediyor. İstihdam artıyor. Ekonomik ve siyasi stabilite işin ve gelirin devamını olası kılıyor. Geliri ve işi kaybetme korkusunun azalması “kötü günler için birikim yapmayı” gereksiz kılıyor. İnsanlar harcıyor.  Sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması ve sosyal yardımların artması da, bireylerin yaşlılığa hazırlık için tasarruf etmesini zayıflatıyor.  Tasarrufları finansal piyasalarda elde edilen gelirler ,geçmişe göre ciddi düşüşler gösterdi. Faizli enstrümanlar ve döviz için bu durum geçerli. Ama halkın finansal varlıklarının yüzde 70’i de bu iki araçta. Getirinin azalması veya negatif getiri, tasarrufa özendirici değil, hatta harcamaya, reel ekonomiye yatırıma zorlayıcı. SONUÇ: “Hayatımız, yaptığımız tercihlerin toplamıdır.” Dr. W. Dwyer

Yukarı