TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

2013 için Türkiye'nin hikâyesi güçlü

Bu yıl yüzde 48.5'e ulaşan getirisiyle dünya birinciliğine yükselen İMKB'nin 2013'te de prim yapmaya devam edebileceğini dün belirtmiştik. Bunun ana koşullarını da ortaya koşmuştuk.
■ En başta küresel piyasalardaki atmosferin bozulmaması şart.
■ İran veya Ortadoğu kaynaklı kalıcı bir risk unsurunun ortaya çıkmaması da gerekiyor. Çünkü petrol fiyatları yoluyla Türkiye'yi cari açık ve enflasyon açısından vuruyor.
■ Bu iki temel faktörün yanında, Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinde negatif gelişmeler yaşanmamalı. Siyasi istikrar, ekonomik istikrar sürmeli, piyasayı geriletecek kamusal bir müdahale yapılmamalı, piyasa yapısının ve kurumların yenilenmesi tamamlanmalıdır.
KAMU HİSSE FONU: Bununla birlikte içinde bulunduğumuz süreçte kamunun borsaya yapabileceği müdahale kendini belli etmiş gibi. Buna halka arz yoluyla müdahale diyebiliriz. İyi yönetilirse, dozunda ve ayarında kullanılırsa, makul fiyatlardan yapılırsa, iyi organize edilirse bu yolla yapılan müdahale yararlı ve piyasayı büyütücü de olabilir. Seçimlerin yapılacağı 2014 öncesinde kamuya gelir lazım. Bunun bir kısmının halka açılma yoluyla sağlanacağını anlıyoruz. Halk Bankası ile ilk örneğini de gördük. Başarılıydı, kamunun elde ettiği gelir de 4.5 milyar lirayı buldu. Aralıklarla halka arzlara devam edilebilir. Tek bir şartla giderek daha fazla payın yerlilere ayrılmasıyla. Yani arzın yüzde 20'si değil, giderek daha büyük bölümü yerli yatırımcılara tahsis edilebilir. Piyasa patlamasına karşı dikkatlice yapılacak halka arzların piyasa değerlerine zararı değil yararı bile olur. Aksi karmaşık, yatırımcıların zararına yol açan ve piyasayı daha büyüme aşamasında boğan bir harekete dönüşebilir.
■ Yılbaşından itibaren bireysel emeklilik sisteminde brüt asgari ücretin yüzde 25'i kadar devlet katkısı yapılacak. Bu kamu katkısı 10 yıl boyunca sistemde kalınması halinde geçerli. Yani uzun vadeli bir yatırım ve sermaye piyasasının ruhuna son derece uygun. Bunun yanında reel getiri artık Hazine kâğıtlarında veya faizli enstrümanlarda değil, riskli varlıklarda söz konusu. Bu anlamda hisse senetleri ve hisselere dayalı yatırım araçları, özel sektör tahvilleri öne çıkıyor.
■ Hem yerli yatırımcıların kolektif yatırım ihtiyacını kaliteli bir şekilde karşılamak, hem de kamunun halka arzlarını emmek için, kamu hisse senedi fonları kurulabilir. Halka arz edilecek şirketlerin bir kısım hissesi bu fonlara devredilirken, bir kısmı da piyasada satılabilir. Bu fonlara bireysel emeklilik fonları da yatırım yapabilir. Arzın bu şekilde planlanması BES'in başarılı olması ve hayal kırıklığı yaratmaması için de gerekli.
■ Aksi takdirde BES fonları piyasadan hisse senedi almak durumunda kalacaklar ki, ucuzu artık pek yok. Fiyatlar belli bir yere geldi. Derinliği olan hisse senetleri yabancıların elinde. Onlar da pek satmıyor. Satacakları fiyatları vermek de, uzun süre kâr edememeyi göze almak demek. Bu durumda kamunun yüzde 25 katkı verdiği bireysel emeklilik de pek tatmin edici kârlı sonuçlar doğurmayabilir, hayal kırıklığı yaratabilir.
■ BES tarafından gelebilecek talep yanında alternatif yatırım araçlarının negatif getirisinden dolayı yerlilerden de hisse senedine talep gelebilecek. Çünkü faizlerde reel getiri artık yok ve bu devam edecek gibi. Döviz kurları da, sermaye girişlerinin devam etmesi nedeniyle yakın zamanda kazandıracak gibi durmuyor. TL değerli olmaya devam edebilir. Bu iki ana yatırım aracındaki varlıklar yerlilerin finansal servetlerinin yüzde 80'ini oluşturuyor. Buradan sermaye piyasasına kaymalar mecburen olacak. Hisse senedine veya özel sektör tahviline doğru yönelmeler 2013'te sürecek. Borçlanma araçlarında yönelme başladı bile.
■ Enflasyonun yüzde 6'ya doğru gerilemesi ve önümüzdeki dönemde yüzde 5'lere inme ihtimalinin olması, hisse senedine yatırımı cazip kılan önemli bir neden. Borsada şirketlerin ortalama temettü verimi yüzde 2 dolayında seyrediyor. Yüzde 2, yüzde 5-6'lık enflasyonun üçte birini karşılıyor. Kaldı ki, bu oran ortalama ve yüzde 2'nin altında kalanlar gibi, enflasyonun üzerine çıkan kâr payları bile var. Düşük enflasyon temettü verimini artırarak hisse senedi yatırımını cazipleştiriyor.
■ Hisse senedi ve sermaye piyasasını sürükleyecek temel iç dinamiklerden biri büyüme olacak. Türkiye bu yıl çok önemli bir dönüşümü sağladı. İhracatını AB dışına taşımayı başardı. Bunda iç pazar büyümesinin sıfır düzeyine indirilmesinin de payı var. Ama artık enflasyon ve faizler tarihi düşük düzeylerde. Ayaklar frenden çekildi, gaza basılmak üzere. İhracatın yanına iç talep artışı da eklendiğinde, yeniden yüksek büyüme sağlanacak. Büyüme sırasında cari açığı artırmamayı başarırsa da, ikinci reyting kuruluşundan yatırım yapılabilir kredi notu gelebilir.
Türkiye'nin 2013 için ekonomideki hikâyesi güçlü. Borsadaki hareket, bu güçlü hikâyenin önceden fiyatlanması ve öncü hareketleridir.
Böyle bir süreçte borsa tarihi 5 sentlik düzeyi aşabilir. Aşmanın ötesine de gidebilir. Ama önce ilk etabı ve bazı gerçekleşmeleri görelim.

SONUÇ: "Yol, engelin kendisidir." Zet sözü

Yukarı