TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bilim ataşelerine radar vazifesi

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin rekabet gücünü artırmada, üretim ve milli gelir içinde ihracatın payını yükseltmeyi ancak icat, inovasyon ve teknolojik sıçramayla yapabileceğini söyledi. Teknoparkların kurulmasını teşvik ettiklerini, araştırma ve geliştirmeye daha fazla kaynak ayırdıklarını belirten Nihat Ergün bu tür desteklerin milli gelire oranının yüzde 0.50'den yüzde 0.85'e çıktığını kaydetti. Oran gelişmiş ekonomilerde yüzde 2.5-3 düzeyinde seyrediyor. Sanayinin ülke ekonomisi için vazgeçilemez olduğunu vurgulayan Nihat Ergün, yenilikçiliğin, teknolojinin ve icatların olmadan sanayinin gelişemeyeceğini, sanayi olmadan da ekonominin küresel krizlerde ayakta kalamayacağının görüldüğüne işaret etti. Nihat Ergün bütün bu nedenlerle 81 ilin 81'inde de 10 yıl içinde bilim merkezleri kuracaklarını, bazı ülkelere bilim ataşeleri atayacaklarını, başarılı teknoparklar ve üniversiteleri ön plana çıkartacaklarını söyledi. Yüksek teknolojili ürünlerin payı halen yüzde 5'te ve bunun yüzde 20'ye çıkması gerekiyor. Havacılık ve uzay sanayi, sağlık ve ilaç sektörü yatırımları, öğrencilere dağıtılacak bilgisayar tabletlerinin adı olan Fatih Projesi de bilimiş sektöründe teknolojik sıçramalara yol açabilir. İşte Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergünle bir kısım köşe yazarlarının yaptığı teknolojik sohbetten Bakan'ın söyledikleri.

 

'Rekabet gücümüzü icat, inovasyon ve teknolojiyle artıracağız'

BİLİM ATAŞELERİ: Büyükelçiliklere ilk kez bilim ataşeleri atanacak. Bunun için 10 kadro tahsis edildi. İlk etapta ABD, Almanya, Çin, Güney Kore ve Japonya'ya atama yapılacak. Bu ataşeler teknolojik ve bilimsel gelişmeleri izleyecek. O ülkelerde çalışan, iş yapan Türk bilim adamları arasında bağı kuracak. Yurtdışında 2500 dolayında teknoloji alanında çalışan Türk olduğunu belirledik. Bir network oluşturacaklar. Bu bilim insanlarından bazıları yılda bir kez Türkiye'ye getirilerek programlar yapılacak. Bu insanların bilgi, birikim ve görüşlerinden yararlanacağız. Çalıştıkları şirketlerin Türkiye'ye ofis veya temsilcilik açma olanaklarını araştıracağız.
BİLİM MERKEZLERİ: 81 ile irili ufaklı da olsa bilim merkezi kuracağız. Bunu da 10 yıl içinde yapacağız. Kocaeli, Konya, Bursa, Eskişehir ve Ankara'da birer merkez kuruldu. Bu merkezler çocukların, öğrencilerin ve ailelerin bilime dokunmasını sağlayacak. Bu merkezlerde birçok bilimsel olay canlı olarak yaşatılacak. 300 aktivite gerçekleştirilecek. Bilime ilgi ne kadar gelişirse bilimsel gelişme de o kadar artar. Bugün Amerika'da birçok aile alışveriş merkezlerine gitme yerine bilim merkezlerine gidiyor. Bu merkezlerde kafeler de bulunuyor. ABD'de 350 bilim merkezi var, Çin 300 tane kurdu.
TEKNOPARK KONTROLÜ: Teknoparkları yıllardır teşvik ediyoruz. 12 tanesi kurulma aşamasında. Şimdi performans kriterlerini belirledik. Kim ne kadar patent almış, bunun ne kadarı lisansa dönüşmüş, ürün geliştirmiş mi, teknolojiyi geliştirmiş mi, bunu ihracata dönüştürmüş mü, buna bakacağız. Düşük performans gösterenlere artık destek vermeyeceğiz. Oluşacak listeyi de bir aya kadar açıklayacağız. Teknoparklarda ODTÜ, Bilkent, İTÜ, Yıldız Teknik iyi görünüyor. Bir de girişimciliği ve yenilikçiliği öne çıkan üniversiteler var. Geçen yıl ilkini yaptığımız tespitte Sabancı, ODTÜ, Bilkent, Özyeğin, İTÜ, Boğaziçi gibi üniversiteler öne çıktı. Bunu artık her yıl tekrarlayacağız ve üniversite tercihlerinden önce açıklayacağız. Adaylar ona göre tercihlerini yapsınlar diye.
MELEK YATIRIMCI: Bizde icat ve icatçı çok ama bunu hayata geçirecek icraatçı az. Risk sermayesi fonları veya diğer adıyla melek yatırımcılar işte bu noktada çok önemli. Yapılan yeni icatların hayata geçirilmesi için son derece gerekli bir mekanizma. Bu sistem sayesinde icatçıyla icraatçı buluşuyor. Daha önce melek yatırımcıların bir düzenlemesi yoktu, şimdi var. Vergi muafiyeti yanında ve kamusal denetim de getirildi bu kuruluşlara. Çünkü bu konuda bazı şikâyetler alınıyordu. Malum melekler çeşit çeşittir. Şeytan da bir melektir, Azrail de bir melektir. Burada koruyucu ve yol gösterici bir fonksiyon bekliyoruz.

 

İhracatta pazar kaymasının getirdiği handikap

Bakan Nihat Ergün, Avrupa pazarının daralması kaşısında Türkiye'nin Ortadoğu ve Afrika pazarına yöneldiğini ama bunun teknolojik ürün payını artırmanın önünde bir handikap oluşturduğunu söyledi. Yeni pazarların yüksek teknolojili ürünlere talebinin az olduğuna işaret eden Nihat Ergün şunları kaydetti: "Sanayinin dönüşüm yaşadığı bir süreçten geçiyoruz. Yeni sektörler geliyor ve teknolojik değişimler gerçekleşiyor. Sanayici eskisi kadar idealist değil. Kâr maksimizasyonu ön planda ve
çok da uluslararası bağlantılı çalışılıyor. Sanayi, öteki sektörlerin hızlı ilerlemesi karşısında yavaş kalabilir. Ama sanayiden vazgeçtiğiniz zaman, dünyadaki dalgalanmalarda, krizlerde ayakta kalmanız zorlaşır. Bizde sanayi orta teknolojilere yoğunlaşmıştı. Düşük teknolojik ürünlerin payı yüzde 50, orta teknolojik ürünlerin yüzde 45, ileri teknolojik ürünlerin de yüzde 5 idi. Şimdi düşük teknolojik ürünlerin payı yüzde 25'e indi, orta teknolojik ürünlerin payı yüzde 70'e çıktı, ileri teknolojik ürünlerin payı yüzde 5 ile değişmedi. Ya burada patinaj yapacağız ya da sıçrayacağız. Ancak katma değer yaratarak milli gelir ve üretim içinde ihracatı daha yukarılara taşıyabiliriz. Buradaki son yıllardaki talihsizlik ise Avrupa pazarının daralması. Yerine ikame ettiğimiz Ortadoğu ve Afrika bölgesi düşük
katma değerli ürünleri talep ediyor. Bu nedenle yüksek teknoloji ürünlerin payı artmıyor."

Yukarı