TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

'Not artar, satarım'cıların tuzağı

İstanbul Borsası dur durak bilmeden yükselişine devam ederken, ikinci yatırım yapılabilir ülke notunun beklendiği Moody's'ten "Türkiye'nin kredi notu" ile ilgili telekonferans duyurusu geldi. Bir anda not geliyor beklentisine kapılındı. 24 Ocak Perşembe akşam saatlerine doğru konferansın not artırımıyla ilgili olmadığını Moody's yetkilileri açıkladı. Borsadaki keskin düşüş de o zaman başladı. İMKB-100 Endeksi 86.787 puana kadar çıkmışken gelen satışlarla 6 iş gününde yüzde 9 değer yitirdi ve 78.980 puana indi.
Bu sırada dünya borsalarında satış dalgası yoktu. Hatta gelişmiş borsalar yükselişini sürdürüyordu.
SADECE BORSADAN ÇIKIŞ: Kaldı ki, döviz ve faiz piyasasındaki hareketler de Türkiye'den para çıkışına işaret etmiyor. Hatta dolarda gerileme, Hazine ikinci el faizlerinde düşüş söz konusu oldu. Burada Merkez Bankası'nın izlediği politikaların etkisinden bahsedilebilir. Türkiye'den genelde para çıkışı yok. Ama hisse senetlerinden yabancı çıkışı olabilir. Hatta hisse senedinden çıkanların yönelmesiyle kısa vadeli Hazine kâğıtlarında faiz daha hızlı geriledi.
Hisse senedi piyasasında yabancı çıktıysa ne kadar çıktı? Merkez Bankası'nın haftalık bazda izlediği veriler 24 Ocak'a kadar. MKK'nın verileri de artık 2 gün geriden değil, yeni yıldan itibaren 10 gün gecikmeyle geliyor. Son veriler 21 Ocak'a ait. Bize yabancıların 24 Ocak'tan itibaren pozisyon değişikliği hakkında bir fikir vermiyor.
BANKALAR YABANCILARDA: Ama bitişikte yer alan Banka Endeksi iyi bir fikir veriyor. Bankaların halka açık kısmının yaklaşık yüzde 70'ten fazlası yabancıların elinde. Borsayı asıl ve sert düşüren de bankalar oldu. İMKB 100, sanayi ve finansal hisseleri de içeren bileşik bir endeks.
Bu endeksin en büyük kısmını oluştaran Banka Endeksi ise 24 Ocak'tan bu yana yüzde 12.8 düştü. Aynı dönemde Sanayi Endeksi'nin kaybı yüzde 5.4'te kaldı. Bankaların değer kaybının yarısından da az. Düşüşe bankalar öncülük ediyor, sanayi istemiye istemiye bu düşüşün peşinden sürükleniyor gibi.
Neden bankaları satıyorlar?
BİR YILDA %103 PRİM: Çünkü borsada en çok artan, en hızlı prim yapan bankalar da ondan. Banka Endeksi'nin son dönemdeki en düşük düzeyi veya yükselişe geçtiği dip noktası 9 Ocak 2012. Son bir yılda yüzde 103 arttı. Dolar bazında artışı daha da yüksek. Halbuki Sanayi Endeksi aynı dönemde yüzde 47.8 arttı. Yine Banka Endeksi'nin yarısı kadar değil. İkisinin ortalaması diye alabileceğimiz İMKB-100 de yüzde 76.1 yükseldi. Satış onun için bankalardan geldi.

 

BU KADAR GÜÇLÜ VE SERT SATIŞA YOL AÇAN NE?

Moody's bugün artırmıyorsa belki daha sonra artırabilir. Borsanın bu kadar büyük tepki göstermesinin nedeni ne?
Yatırım yapılabilir ilk not artışının verildiği 5 Kasım'dan bu yana borsanın yükselişi ivme kazandı. İkinci bir derecelendirme kuruluşu tarafından ikinci yatırım yapılabilir seviyenin verilmesi ve not artırım sürecinin böylece tamamlanacağı bekleniyordu. Birinci ile ikinci not artırımı arasındaki geçen sürede hisse senedi piyasaları prim yapıyordu. Yükseliş ihtimali çok artan bir piyasaya yatırım bu nedenle yapıldı. Bunu da daha çok bankalar üzerinden gerçekleştirdiler. Niyetleri de ikinci not artırımıyla satıp kârlarını realize etmekti.
FIRSATI KAÇIRMA KORKUSU: Moody's açıklaması gösterdi ki, kısa sürede not artırımı yok. Bu nedenle daha fazla beklenilmedi. İyi prim yapmış bir piyasada, bir yerde olgunlaşmış meyveyi toplamak için, daha fazla beklemeyi göze alamadılar. Fırsatı kaçırma korkusu satışların sert olmasına, alıcıların piyasadan çekilmesine yol açtı. Zaten yabancı böyle planlamış ve böyle davranıyorsa onu karşılayacak yeteri büyüklükte ve güçte yerli yatırımcı da yok ki. Bir süre sonra veriler açıklandığında bu durum netleşmiş olacak. Borsanın böylesine sert satış yemesine, ikinci not artırımı geldiğinde satar çıkarım diyenlerin kurduğu taktiksel tuzağın neden olduğunu tahmin ediyoruz.
Durum böyleyse bir kaç ay sonra gelebilecek bir not artırımında demek ki, çok daha güçlü bir kâr realizasyonu yaşanabilecekti. Çünkü o zaman da belli ölçüde yerli yatırımcılar piyasaya gelebilirlerdi. Ne de olsa devreye bireysel emeklilik teşvikinin girmesi yerlilerin piyasaya katılımını artırabilirdi. Bu açıdan kâr realizasyonunun erkene alınması piyasanın istikrarı açısından yararlı da olabilir.

SONUÇ: "Tuzaktan kurtulan kuş, kırk yıl çatal çotura (iki dal arasındaki çatal ayrımı) konmaz." Türk atasözü

Yukarı