TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yaşlılar parasını neden yiyor?

Yapı Kredi Bankası'nın yaptırdığı "Türkiye'de Yatırım Tercihleri Araştırması" ilginç sonuçlar ortaya koydu. Öncelikle "gençler harcar yaşlılar tasarruf eder" anlayışının son yıllarda yıkıldığı, değiştiği anlaşılıyor. 800 kişiyle yapılan görüşme sonucuna göre, 30-40 yaş arasını temsil eden gençlerde tasarruf etme eğilimi artıyor. Bunun somut kanıtlarından biri bankalarda hizmet alan varlıklı müşterilerin yaş ortalamasının gittikçe düşmesi. Ankete katılan varlıklı müşterilerin 30-40 yaş arasında olanlarının oranı yüzde 40 tan yüzde 47'ye çıktı. İkinci kanıtı da, 250 bin lira ve üzeri mevduat sahipleri sayısının 2012 yılında 70 bin artarak 279 bine çıkması.
Araştırma 40-50 yaş arası varlıklı kesimi yaşlı sınıfına koyuyor. Bu grubun yüzde 80'den fazlası hobilerini gerçekleştirmeyi, gezmeyi, yemeyi, içmeyi daha çok tercih ediyor.
Yaş ilerledikçe tasarruf eğiliminin azalması beklenen ve olması gereken bir gelişme. Beklenen ömrün sonu yaklaştıkça tasarruf neden edilir ki? Eskilerin deyimiyle bir kenarda "kefen parası" duruyorsa iyidir. Asıl olan gençlerin tasarruf etmesidir, çünkü bu grupta beklenen ömür daha uzundur. Araba, ev alınacaktır. Gençliğinde yapamadıklarını, tüketemediklerini gelecekte gerçekleştirecektir. Tasarruf eğilimi konusundaki bu gelişmeler ekonomideki normalleşmenin ve gelişmenin doğal bir sonucudur, iyidir de.
Burada yaşlanmaya başlayan grubun tasarruf eğiliminin azalması ve parasını yemeye başlamasına bir gerekçe de geçmişteki yüksek finansal kazançları gösterebiliriz. O yüksek getirilere alışanların şimdiki son derece düşük hatta negatif getirilere razı olması zordur. Bir kısım insanın parasını veya kazancını harcaması bundan olabilir.
Ama daha da önemlisi, yaşlanmakta olan bu gruptaki harcama eğilimi, geleceğe duyulan güvenle paraleldir. Demek ki bu kişiler ömürlerinin geride kalan kısmını garanti altına almış olmalılar ki, harcama eğilimini artırmışlar. Çünkü, Türkiye gibi ülkelerde tasarruf beklenmedik bir olay, kötü bir gelişmeye karşı hazırlık için yapılır. Bu, gelirini kaybetmek, servetini kaybetmek, sağlığını kaybetmek olabilir. Demek ki, bu korkularda azalma meydana gelmiş.

 

Gençler tasarruf ediyor ama neden altınla?

Ama daha önemli sonuç gençlerin tasarruf etme oranının yükselmesidir. Tasarruf etmek için öncelikle gelirin olması gerekir. Türkiye'de kişi başına gelir uzun yıllar 2.500 dolar civarındayken son yıllarda 10 bin dolara yükseldi. İstihdamda da ciddi artışlar kaydedildi. Hem gelir arttı, hem de iş sahibi ve gelir sahibi olanların sayısı arttı. Tasarruf etmenin asgari koşullarından biri oluştu.
Peki gençler tasarruf ederken, yaşlılar gibi kötü beklentilere mi sahipler? Hayır. Çünkü gençlerin önünde kazanılacak bir hayat, kurulacak iş, kurulacak yuva, satın alınacak ev, alınacak araba, bakılacak çocuklar, korunması gereken sağlık var. Bütün bunlar para ve servete bağlıdır. Tasarruf bunları gerçekleştirmek içindir.
Ayrıca bu genç kuşak geçmişteki yüksek faizlere alışmış değildir, borsada mağdur olmamışlardır.
Gençlerin bu gayreti nedeniyledir ki, finansal tasarrufların toplamı 2012 yılında yüzde 14.7 düzeyinde arttı ve 930 milyar liraya yükseldi. Buna altın dahil değil. Yine Yapı Kredi'nin araştırmasına göre, gençlerin tasarruflarını en çok değerlendirdiği araç yüzde 60 ile altın. Bu çok yüksek bir oran. Altının gençler tarafından ilgi görmesi, konjonktürle uyumlu. Son yıllarda altının değerlenmesi, Merkez Bankası'nın TL zorunlu karşılıklarını altınla tutma olanağı getirmesi ve bankacılık sisteminin altın toplamayı hızlandırması, bu aracı cazipleştirdi. Bütün bunlara rağmen altın yatırımının veya tasarrufunun ekonomiye katkısı düşük. En azından dolarla ithal ediliyor. Ülkeye böyle bir faturası var. Gençlerin yolu doğru ama seçtikleri araç için aynı şeyi söylemek zor. Daha üretken alanlara yöneltilebilecek varlıklarla tasarruf etmenin ekonomiye katkısının daha yüksek olacağı kesin.

SONUÇ: "Altın arayanlar, toprağı çok karıştırır ve azıcık altın bulurlar." Herakleitos

Yukarı