TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

AMAÇ SICAK PARA ÖNLEMİ Mİ?

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ekonominin 2013 yılında ne kadar büyüyeceğini ihracatçıların belirleyeceğini söyledi. Bu, "ne kadar ihracat artışı o kadar büyüme" formülünün yürürlükte olduğunu, dış ticaret açığında ve cari açıkta beklentileri kötüleştirecek tersine bir dönüş istemediklerinin işareti.
Seçimlerin öncesinde böylesine sıkı gidiş neden?
Kaldı ki, Anayasa değişikliği görüşmeleri yapılıyor. Mart sonuna kadar konulan bir süre var. Sonra AK Parti hangi parti kendisine yanaşırsa onunla değişikliği referanduma götürmeyi deneyecek. Seçimler öncesinde referandumun önemi büyük, hatta seçimler kadar. Kaybedilmiş bir referandumla herhalde iktidar partisi seçimlere girmeyi istemez. Kritik önemdeki bir referanduma da durgun veya canlı olmayan bir iç taleple mi gireceğiz? Gireceksek bunun gerekçesi ne? Ekonomi yönetiminin veya iktidarın sakındığı ne?
■ Bunun ana nedenlerinden biri hükümetin kendine ve alacağı oy oranına güvenmesi olabilir.
■ Bir başka ana nedeni de, bizzat seçimlerle ilgili gelişmeler olabilir.

TIPKI 2011'DEKİ GİBİ: Merkez Bankası'nın aldığı kararlar, ekonomi yönetiminin çabaları istikrara yönelik, hatta bu istikrarın seçimlerin yapılacağı dönemi de kapsamasına yönelik. Tıpkı 2011 yılındaki seçimlerde olduğu gibi. Seçime 6 ay kala para politikası değiştirildi, kur üzerindeki köpük alındı, Merkez Bankası "bilinçli bir şekilde kısa vadeli belirsizlik yaratarak" kuru oynattı, çok kısa vadeli yabancı sermayeyi ürküttü ve Türkiye'den çıkmasına yol açtı. O zaman bu rakamın 10 milyar dolara vardığı da bizzat açıklandı. Kaçabilecek sermayeyi önceden kaçırttı, seçim öncesinde kaçma koşullarını ortadan kaldırdı. O dönemde de seçim öncesinde piyasalarda süt liman bir durum yaşadık.

AMAN BALON OLUŞMASIN: Aradan geçen zamanda Türkiye'ye gelen sermaye miktarı daha arttı. Sıcak paranın stoku 150 milyar doları buldu. Elbette bu paranın hemen likidite edilmesi ve ülkeyi terk etmesi mümkün değil. Ama seçim veya referandum öncesinde ülkeden 20-30 milyar dolarlık bir sermaye çıkışı olursa da, finansal piyasaları, kuru, faizi etkiler. Bu da belli bir toz duman kaldırır, seçim atmosferini, seçim sonuçlarını etkileyebilir. İktidarda, seçimlerdeki kaderini, uluslararası sermayenin inisiyatifine ve çıkarlarına bırakmak istemez.
Üstelik küresel piyasalarda etkili olan bir kesimle de anlaşmazlıkları bulunurken.
Bu nedenle ekonomi yönetiminin finansal piyasalarda bir köpük oluşmasını, patlatılacak bir balonun şişmesini istemediğini tahmin ediyorum. "Seçim sürecine balonla girmeyelim, bize komplo kurarlar" şuphesi veya sakınmasıdır ki, hükümete bu önlemleri aldırıyor. "Para girerken önlemi alalım ki, çıkarken canımızı acıtmasın veya çıkmaya da kalkışmasın" saikiyle kredi artışı da, büyüme de kontrol altında tutulmak isteniyor.

SONUÇ: "Para insana ya hizmet eder ya da hükmeder." Horace Mann

 

Yabancı, bankadan sanayiye mi geçiyor?

Üstteki üç grafik ile bitişikte iki grafikte borsa, döviz ve faizin Türkiye'nin notunun arttığı kasım sonrası seyri yer alıyor.
■ Tespitlerden ilki, borsada önemli oynaklık ve düşüş olmasına karşılık dövizde ve faizde ortalık süt liman. Faizler yüzde 5.55 ile tarihi en düşük seviyeyi gördü.
■ Dolar kuru cuma günü zıpladı ve 1.80'i yeniden gördü. Doların 4 Şubat'tan bu yana yükselişi yüzde 3.5'i buldu. Bunda parite etkisi de var. Sepet kur ise sadece 2.07'den 2.08'e çıktı.
■ Kurdaki bu sakinlikten borsada satan yabancıların Türkiye'den çıkmadığı sonucuna varılabilir. 24 Ocak'tan bu yana bankalar öncülüğünde süren düşüş döneminde yabancıların 600 milyon doları bulan net satışları olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde devlet iç borçlanma senetlerine 2.2 milyar dolarlık net yatırım yapılmış.
■ Bu da akla bankalarda satıcı olan yabancıların hisse senedi değiştirip değiştirmediği sorusunu getiriyor. Endekslerin bize söylediği, bankalarda satan yabancıların kısmen sanayi hisselerine yöneldiğidir. 24 Ocak sonrası sanayi hisselerinin kaybı yüzde 8'de kalırken, Banka Endeksi'ninki yüzde 18.4'e vardı. Büyümenin düşük kalacağı, kredi artışının yüzde 15 ile sınırlanacağı, yeni bankalara lisans verileceği, Rekabet Kurulu'nun ceza keseceği, Tüketici Kanunu değişikliği ile komisyonların sınırlandırılacağı haberleri banka kârları üzerinde belirsizlik yaratıyor.

 

Yukarı