TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

138 milyar dolar neden zulalarda?

Türkiye'den dışarıya çıkartılan para veya servet miktarı konusunda çeşitli tahminler var. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan 9 yıl önce bu rakamı "100 milyar dolar" olarak açıklamıştı. Son olarak yapılan tahmin 138 milyar dolar olduğu yönünde. Haberi Türkiye'de internetten Türkçe yayın hayatına başlayan The Wall Street Journal verdi ve dünyada servet araştırması yapan Wealth Insight kuruluşuna dayandırdı.
138 milyar dolar Türkiye gibi bir ekonomi için büyük rakam. Bankaların toplam özvarlığı 100 milyar dolar. 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun özsermayesi de 2011 itibarıyla 85 milyar dolardı. 2012'de biraz daha arttığını ve 100 milyara çıktığını kabul edelim. Yani Türkiye'deki 500 büyük sanayi kuruluşunun da, tüm bankacılık sektörünün de özvarlıklarını karşılayacak, hatta aşacak bir servet yurtdışında, yabancı bankalarda yatıyor. Bu paranın işe ve şirketlere sermaye olarak katılması durumunda, 500 büyük sanayi bir kat büyüyecek, ölçek ekonomisini yakalayacak.
Kaldı ki yurtiçinde sermaye ihtiyacımız yüksek. Sanayi şirketlerinin kaynak yapısı bozuk. 500 Büyük Sanayi'de kaynakların yüzde 55'i borçlanmayla yüzde 45'i özkaynaklarla karşılanmış. Özkaynak oranı düşük, dolayısıyla şirketlerin finansal yükleri ve faiz ödemeleri yüksek. Bu da kârlarını düşürüyor, sermaye birikimini yavaşlatıyor ve rekabet güçlerini negatif etkiliyor.
Peki yurtiçinde sermaye ihtiyacı yüksekken servetlerin yurtdışına çıkarılması neden?
■ En başta iş dünyasında kamu kesiminin servetlere, hatta sermayelere vergi ve cezalar yoluyla el koyup alma korkusu yaygın. Vergi mevzuatındaki belirsizlikler ve sık sık yapılan değişiklikler başlı başına birer risk.
■ Ekonomik ve siyasi istikrarsızlıkların sık sık yaşanması da, iş dünyasını böyle bir önlem almaya yöneltmiş olabilir. Kötü günlerde ve fırtınalı dönemlerde yurtdışı zulaları birer sığınak olarak kullanılabiliyor. 1994 ve 2001 ve 2008 krizlerinde de görüldüğü gibi.
■ Geçen hafta sermaye piyasasının neden gelişemediğini irdelerken belirttiğimiz gibi, genel anlamıyla Türkiye'de sermaye ve mülkiyet iyi tanımlanmış, hakkı iyi korunmuş, yeterince güçlendirilmiş değil. Mülkiyetini şu veya bu şekilde kaybedeceği korkusu da, yurtdışı zula yapmakta etkili.
Mülkiyet hakları güçlendirilmeden ve korunmadan sermaye piyasası geliştirilemediği gibi, sermaye
birikimi de hızlandırılamıyor, fabrika bacaları da yeterince güçlü tüttürülemiyor. Sermaye oluşumunu kendi elimizle azaltıp sonra sermaye kısıtı nedeniyle kısıtlı iş yapmak durumunda kalıyoruz.

SONUÇ: "Sermayesiz iş, mayasız yoğurt olmaz." Türk atasözü

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
11 Nisan 2013 Perşembe, 09:32 Misafir bu yazı içim yorum yazddım..yayınlamıyorsunuz..bari altındaki yorum yazın ibaresini kaldırın..
10 Nisan 2013 Çarşamba, 16:40 Misafir türkiyede sorun,mülkiyet hakkı değildir.sorun,hukuk'un temel ilkelerinin hükümetler(tüm)tarafından çiğnenmesi firmaların mahkeme yolu ile dahi haklarını koruyamayacakları endişesidir.daha 5-6 sene önce kurduğumuz, bağımsız kurumlar(rtük-epdk)hala bağımsız mı.?
Yukarı