TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Faiz aşağıya büyüme yukarıya

Bir aylık aradan sonra senaryo yeniden değişti. Merkez Bankası geçen ayki faiz kararında Türkiye'den sermaye çıkışının devam edeceğini tahmin ederek, buna uygun senaryo değişikliğine gitmişti. Bankalara yaptığı fonlama miktarını azaltarak sermaye çıkışının maliyetini yükselten Merkez Bankası zorunlu karşılıkları da değiştirmemişti. Kredi genişlemesini de, sermaye çıkışlarının dengeleyeceğini varsaymış ve zorunlu karşılıkları artırmamıştı. Merkez Bankası'nın dünkü Para Politikası Kurulu faiz kararı ise yeniden senaryo değiştirdiğine işaret ediyor.
SENARYOYU NE DEĞİŞTİRDİ: Ne değişti ki, Merkez Bankası da senaryo değiştirdi?
■ Japonya'nın parasal genişlemesi tüm beklentilerin ötesine geçti. Japonya, Amerika'nın 5 yılda yaptığı parasal genişlemenin tümünü 2 yılda yapmaya aday. Ortaya da bunu gerçekleştirecek ciddi bir program koydu. Bu durum küresel piyasalarda Japon Yeni'nden kaçışları ve gelişmekte olan ülkelere, tabii ki Türkiye'ye de yeniden sermaye girişlerini beraberinde getirdi. Senaryo değişikliğinde en önemli faktör bu gelişme. Nitekim parasal genişlemenin açıklandığı gün Mardin'de konuşan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı faiz indirimine gidebileceklerinin işaretini verdi. İki gün sonra Borsa İstanbul'un açılışını yapan Başbakan Erdoğan da, "yüzde 6 faizi yüksek bulduğunu, daha da düşmesi gerektiğini" söyledi.
■ Sermaye girişlerinin hızlanması TL'nin değerlenmesini de beraberinde getiriyor. Merkez Bankası ise reel efektif döviz kurunun 120 sınırını aşması halinde önlem alacağını açıklamıştı. Mart sonu itibarıyla rakam 119.5 ile tam sınırda bulunuyor. Garanti Bankası Ekonomik Araştırmalar Müdürü Ali İhsan Gelberi, önceki gün Kanal 24'te nisan ayının iki haftalık fiyat artışının bu oranın geçileceğine işaret ettiğini belirtmişti. Merkez Bankası'nın kararı da bu yönde oldu zaten.
■ Küresel ekonomide yavaşlama belirtilerinin ortaya çıkması ve bunun emtia fiyatlarını düşürmesi de senaryo değişikliğinde etkili. Emtia fiyatlarının düşmesi ve özellikle petrol fiyatının 100 dolara inmesi, Merkez Bankası'nın faiz indiriminde elini güçlendirdi. Bunun hem ithalat faturasını azaltarak cari açığı dizginleyici, hem de enflasyonu düşürücü etkisi bulunuyor. Nitekim Merkez açıklamasında "Küresel talepteki yavaşlama ve emtia fiyatlarının görünümü enflasyona ilişkin yukarı yönlü riskleri azaltmaktadır" ifadesine yer verdi.
■ Yine küresel talepteki zayıflamanın ihracatı durgunluğa doğru getirdiği belirginleşti. Geçen yıl yüzde 13 artan ihracat bu yılın ilk ayında yüzde 11.1, ikinci ayında yüzde 5.8 ve TİM rakamlarına göre martta yüzde 0.3 büyüdü. Nitekim Merkez Bankası da Para Politikası Kurulu kararında "ihracat zayıf küresel talebin etkisiyle yavaşlamaktadır" dedi.
KREDİ, MEVDUAT DA İNER: İhracattan daha az destek gelecekse büyümeyi hızlandırmanın yolu da iç tüketimi güçlendirmek ve bunun için faizleri indirmekten geçiyor. Merkez Bankası'nın çifte faiz indirimi ilk yankısını devlet iç borçlanma faizlerinde gösterdi. Gösterge niteliğindeki tahvilin faizi yüzde 4.45 ile düzenli ihalelerin yapıldığı 1984'ten bu yana en düşük seviyesine indi. Artık faiz indirim sırası bankalarda. Hem kredi faizlerinde hem de mevduat faizlerinde kayda değer indirmeler beklenmeli. Bu da iç talebi artırıcı etkiye sahip.
ÇİFTE DOPİNG: Dünkü faiz indirimi ile hafta başında bahsettiğimiz "çifte dopingin" ilkinin Türkiye'ye yansımasını gördük. Geriye dünyanın batısından gelmesi beklenen doping kaldı. O da, kredi notunda
ikinci yatırım yapılabilir düzeye çıkmak. Bu dopingin gerçekleşmesi halinde de, yeni bir faiz indirimi ile karşılaşabiliriz.

SONUÇ: "Hayat, doğru cevapları olmayan bir sınavdır." Josef Bruer

Yukarı