TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Küstürdüm barışamam!

Üç yıl aradan sonra yeni bir varlık barışı gündeme geldi. Zaman içinde yurtdışına çıkmış Türklere ait servetleri belirli teşvikler uygulayarak yurda getirmek için, sık sık varlık barışı uygulanmasını bir kaç nedene yormak mümkün.
■ Birincisi, bu kaynaklara ekonominin çok ihtiyacının olması.
■ İkincisi, yurtdışında bulunan servet miktarının büyük olması.
■ Üçüncüsü de, yurtdışı servetleri Türkiye'ye doğru itici veya çekici nedenlerin bulunması.
İŞTAH KABARTAN BÜYÜKLÜK: Finansal kaynaklara her zaman herkesin ihtiyacı vardır. Ama ekonominin içinde bulunduğu durumda ihtiyacın şiddeti az. Kamuda, bütçe iyi gidiyor, Hazine'nin finansman ihtiyacı yüksek değil, faizler tarihin en düşük düzeyinde ve negatif, borç stokunun milli gelire oranı da düşük.
Buna karşılık yurtdışında bulunan servetin büyüklüğü iştah kabartıcı. Çünkü miktarı 138 milyar dolar. Uluslararası yurtdışı servetleri araştıran kuruluşun rakamları ile Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın verdiği rakamlar aynı. 138 milyar dolar Türkiye'de bankacılık sektörünün toplam özsermayesinden büyük, sanayi sektörünün öz sermayesiyle hemen aynı sayılabilir.
Yani iş dünyası Türkiye'de sanayi sektöründe biriktirdiği sermaye kadar bir serveti yurtdışına taşımış.
ZULANIN NEDENLERİ: En baştaki neden Türkiye'de mülkiyet haklarının iyi tanımlanmamış, yeterince güçlendirilmemiş olması. Kamu kesiminin ve büyük ölçüde yerel yönetimlerin yaptığı imar değişiklikleri, kamulaştırmalar, tapu dairelerinde yapılan hile ve dolandırıcılıklar, hukuk hâkimiyetinin sağlanamamış olması, başkasının ve genelde Hazine'nin arazileri üzerine kurulan gecekondular buna örnektir.
■ Ankara'ya duyulan güvensizlik, "hükümet bir gün gelir el koyar, vergi salar" gibi korkular da, servetlerin yurtdışına taşınmasında etkili. 1994 krizinde şirketlere uygulanan net aktif vergisi, daha önceki servet vergisi, yapılan sayısız vergi değişiklikleri, vergi mevzuatının çelişkili ve muğlak olması, yeni gelen her hükümetin kendine yakın işadamlarını koruması ve uzak gördüklerine karşı haşin uygulamalar içine girmesindeki örnekler de paranın yurtdışına taşınmasında rol oynadı.
■ Çek, senet, hisse senedi, tahvil gibi kıymetli evraklar veya varlıkların değerini de hukuken pek koruyamadık. Karşılıksız çıkan her çek, senet mülkiyet hakkına, alacak hakkına darbe vurdu. 1994'te devlet tarafından yetkilendirilmiş aracı kurumlar tarafından müsadere edilen müşteri emaneti hisse senetleri, yine 2001 krizinde devlet tarafından batan banka borçlarına sayılmak üzere müsadere edilen hisse senetleri, ödenmeyen veya kısmi ödeme yapılan hürriyet tahvilleri, ödenmeyen özel sektör tahvilleri konusunda hukuki yolların tıkalı olması, mülkiyet kavramının içini boşalttı. Bu gelişmeler kayıtdışılık ve kanun hâkimiyetinin gevşek olmasıyla da birleşti.
Sonuçta sermaye fakiri bir ülke olarak sermayeyi oluşturacak servetleri ve finansal varlıkları Türkiye'de tutacak ortamı ve iklimi oluşturamadık. Bu nedenle yurtdışına büyük varlıklar aktarıldı, zulalar oluşturuldu.
KALICI BAŞARI NEREDE: Şimdi varlık barışı yoluyla bu zulaları, kaynakları Türkiye'ye getirmeye çalışıyoruz. Zamanlama ideal. Çünkü, Avrupa kıtasında bu tür zulaları rahatsız eden ve iten yeterince neden var. Krize karşı önlemler alınırken bu zula paralarına vergi getiriliyor. Güney Kıbrıs'ta Rusların parasına yüzde 40'a varan vergi uygulandı. Altı AB ülkesi de vergi cennetlerine karşı önlem almada anlaştı. Bu itici etkenin yanına hükümet de çekici nedenleri ekleyerek yurtdışında Türklere ait kaynakları yurda getirmek istiyor. Bunda belli ölçüde başarılı olması beklenir. Bu önemli bir adım.
Ama asıl kalıcı olan, servetlerin yurtdışına çıkma ihtiyacını duymayacağı, sermayenin güven içinde, mülkiyet haklarının tam olarak sağlanacağı ve korunacağı bir ortamı ve iklimi yaratmaktan geçiyor. Bu kalkınmanın ve aynı zamanda sermaye piyasasının geliştirilmesinin de ön şartıdır. Varlık barışı yapmak iyidir, daha iyi olan varlıkla kavga ortamını ortadan kaldırmaktır.

SONUÇ: "Küsler, dargınlar barışır; ölenler toprağa karışır." Türk atasözü

Yukarı