TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bu da yerli tasarrufçunun küresel sermayeden çektiği

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı nisan sonunda yılın 2. Enflasyon Raporu'nu açıklarken tasarruf sahiplerinin daha uzun süre düşük faize, negatif getiriye alışması gerektiğini söyledi. Zaten dünyada düşük veya çoğu gelişmiş ülkelerde negatif reel faiz uygulanıyor. Türkiye de negatif faizle yeni tanışmıyor. Geçmiş dönemlerde çok yüksek reel faizler yanında negatif faizler de söz konusuydu. Son iki yılda ise daha çok mevduat faizinde böyle bir durumla karşı karşıyayız. Bu eğilim 2013 yılının ilk dört ayında da devam ediyor. Dört ayda yüzde 3.06'lık enflasyona karşılık üç aylık mevduatın ortalama getirisi yüzde 2.34 düzeyinde kaldı. Reel getiri ise yüzde 0.70 negatif oldu.
■ Faiz düşüşünün hızlanması ise mevduat faizlerine kısmen yansıdı. Hazine faizinde 1.5 puana yaklaşan düşüş nisan ayında 10 büyük bankanın üç aylık internet faizi ortalamasını yüzde 0.40 aşağıya çekti. Bu oranın yüzde 15 stopaj sonrası yıllık net getirisi yüzde 5.74'e iniyor. Nisan ayındaki yüzde 6.13 yıllık tüketici fiyatının altında kalıyor. Yıl sonu için beklenen enflasyon yüzde 5.3 ama o zamana kadar bu faiz kalmayabilir. Çünkü, Merkez Bankası Başkanı oranların düşeceği ve cazip olmaktan çıkacağı için, mevduatın artış hızının azalacağını öngördü. Bitişikteki tablodan izlenebileceği gibi, mevduatın reel getirisi 2009'dan beri zaten yok. Hatta geçen yılki kaybı yüzde 3'ü buldu.
Bu durum, küresel krize bir önlem olarak merkez bankalarının 2008'den başlayarak toplu faiz indirimine gitmesinden kaynaklandı. Başta ABD, AB ve Japonya gibi dünyanın en büyük üç merkez bankası parasal genişlemeye gidince, küresel likidite bollaştı, risk alma iştahı yükseldi ve gelişmekte olan ülkelere sermaye akımları hızlandı.
■ Sermaye girişlerinin düşük faizle birleşmesi, faizleri daha geriletirken gelişmekte olan ülke para birimlerini de değerlendirdi. Nitekim bu süreçte TL de değerlendi. Ya da ulusal paralar karşısında dolar ve Euro gibi dünya paraları değer yitirdi. Böyle bir eğilim yine yurtiçinde dövize yatırım yapanları vurdu. Bitişikteki tablodan izlenebileceği gibi, döviz sepetinin dört aylık reel kaybı yüzde 3'ü buldu. Yerli tasarruf sahipleri mevduatlarının üçte birini halen dövizle tutuyor. Dolayısıyla yabancı sermaye akışı sonucu TL'deki getirisinden olan yerli tasarruf sahiplerinin aynı zamanda dövizdeki zararı da büyüdü.
■ Enflasyon karşısında tek ayakta kalan yatırım aracı ise hisse senetleri. Fiyatı değişken, küresel sermaye hareketlerinden negatif değil pozitif etkilenen bir finansal enstrüman. Ama orada da yerli yatırımcılar az. Borsanın üçte ikisine yabancı yatırımcılar hâkim. Özellikle 1994'te aracı kurum ve 2001
krizinde banka batışlarından kaynaklanan güven sorunu aşılamadı.
Dolayısıyla bu kazançtan da olan tasurruf sahiplerini önümüzdeki dönemde daha zor günler bekliyor.

SONUÇ: "Çektiğim ceza amelimdir." Türk atasözü

Yukarı