TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bütün şartlar toplandı, iç talep canlandı mı?

Sanayi üretimi ve kapasite kullanımı ekonomide yavaş bir canlanmayı işaret ediyor. İhracatta ise tıkanma işaretleri belirdi. Artış hızı sıfıra kadar düştü. Dolayısıyla ihracatın büyümeye yapacağı yaklaşık 2 puanlık katkının olamayacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle dünyadaki büyüme tartışması az da olsa Türkiye'de de gündeme geliyor. Bazı kesimlerde ekonomi canlanmayacak gibi bir kuşku mevcut.
Biz tersini düşünüyoruz. Neden? Azalan dış talebin yerini iç talep doldurabilir.
■ Çünkü, çok şikâyet edilen ticari kredi faiz oranlarında sert düşüşleri de nihayet gördük. Nisan ayında Merkez Bankası'nın politika faizini indirmesinin ardından bankalar topluca kredi faizi indirimine gitti. Pazartesi günü yazdığımız gibi, 26 Nisan haftasında ortalama ticari kredi faiz oranı yüzde 10.92'den yüzde 8.84'e indi. Bu ortalamanın üzerinde veya altında uygulanan rakamlar pekâlâ mevcuttur. Bir haftada 2 puandan fazla faiz düşüşü kredi kullanımı için bence yeterince tetikleyicidir. Üstelik bu oran, ekonominin çift haneli büyüdüğü ve iç talebin yüzde 16 düzeyinde arttığı 2010 yılı ilk yarısındaki tarihi en düşük kredi faizinin ardından ikinci en düşük düzeydir.
■ Kredi faizleri çift haneli iken bile yıllık kredi artış hızı yüzde 21. Faizlerin düşüşü ile tetiklenecek olan kredi kullanımında rekor artış da 2010 yılında yüzde 36 ile gerçekleşmişti.
■ Krediyi bırakalım bir yana. Nisan ayı bütçesi dün açıklandı. Yurtiçinde alınan KDV yüzde 19.1, özel tüketim vergisi yüzde 23.7 ve ithalatta alınan KDV yüzde 21.0 arttı. Satışlar ve tüketim oldu ki, vergileri bu kadar arttı. Başta ithalat olmak üzere. Bir ay kısa bir vade olabilir. Dört aylık dönemde bakıldığında ise geçen yıla göre KDV artışı yüzde 17.6, özel tüketim vergisi yüzde 28.0, ithalde alınan KDV yüzde 32.2 büyüdü. Dört aylık dönemde tüketici enflasyonu yüzde 3.06 düzeyinde. Bunun üzerindeki rakamları gerçek büyüme saymak gerekir. Yüzde 15-20'ye denk gelen reel bir büyümeyle karşı karşıyayız. Herhalde bir yıl içinde kayıtdışılıkta bu ölçüde ciddi düşüşler olmamıştır.

 

Büyüme açısından bu yılın farkı nerede?

■ Yine dün açıklanan istihdam verileri işsizlikteki artışın durduğunu gösteriyor. Geçen yılın şubat ayında istihdam edilenlerin sayısı 23.338 bin kişiden bu yılın şubat ayında 24.548 bine çıktı. Son bir yılda istihdam edilenlerin sayısı 1 milyon 208 bin kişi arttı. Bu artışın önemli kısmı da inşaat ve hizmet sektöründen kaynaklanıyor. İstihdamdaki artış gelir artışı, gelir artışı harcama artışı demektir.
■ Bu yılın geçen yıla göre önemli bir farkı da terör olaylarındaki azalma olabilir. Bu açıdan geçen yıl kötü bir yıldı. Barış süreci devam ettikçe ve ilerledikçe bunun ekonomiye pozitif etkileri beklenir. Hemen yatırım ve üretim canlanmasa bile, belli bir bölgeye korkusuzca seyahat yapılması bile turizmi canlandırabilir. Kaldı ki, terör olaylarındaki azalma genel beklentileri de pozitif yönde ekileme ve tüketimi artırma gücüne sahip.
■ Geçen yıl hükümet için ekonomide bir dengelenme yılıydı. Cari açığı ve enflasyonu düşürmek için, büyümenin ve kredi kullanımının aşağıya çekilmesi yoluna gidildi. Bu yıl hem dengelenme belirli ölçüde gerçekleşti, hem de siyasi takvimin etkisiyle ekonomide ayaklar frenden çekilip gaza basılmış durumda. Dışarıdan sermaye girişleri de sürüyor.
Ekonomideki canlanmanın şimdilik rakamlara yansıması kısmen gerçekleşmiş. Diğer yansımaları da önümüzdeki dönemde açıklanacak verilerde göreceğiz.

SONUÇ: "Koşullar insana egemen olur, insan koşullara değil." Euripides

Yukarı