TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Geldik işin zor kısmına

Kredi notunun yatırım yapılabilir düzeye çıkmasını beklemek piyasalar için en tatlı dönemdi. Beklentiyi satın aldılar, varlık fiyatları yükseldi, faizler geriledi, TL değerlendi. Şimdi not artışı tamam ve beklentinin gerçekleşmesiyle satışların gündeme gelme olasılığı var. Hemen hemen yatırım yapılabilir düzeye çıkan her ülkede, önce alım, sonra satış olmuş. Kısa vadeli bu satış eğiliminin ardından ise yeni not seviyesinin getireceği avantajlara sıra gelecek

Dünyanın üç büyük derecelendirme kuruluşundan ikincisinden de not artışı geldi ve Türkiye'nin "yatırım yapılabilir" kredi düzeyine çıkma süreci tamamlandı. Ne yazık ki, uluslararası piyasalar tarafından CDS fiyatlamaları, kredi faiz oranları, menkul kıymet yatırımları ile Türkiye'ye yıllar öncesinden verilen "yatırım yapılabilir" seviye, Fitch tarafından 5 Kasım'da, Moody's tarafından 17 Mayıs'ta teslim edilmek zorunda kalındı. Türkiye'nin notu verilmedi, alındı. Yoksa Moody's açıklaması tam da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Başkan Obama'yı ziyaret ettiği güne denk gelmezdi.
Kredi kuruluşlarından notu almak deveye hendek atlatmaktan zor ise geriye ne kalıyor? Bunun için madalyonun ikinci yüzüne bakmak lazım. İşin zor kısmı halledilirken finansal piyasalar için asıl tatlandırıcı notun artacağı beklentisiydi. Bu beklenti satın alındı ve varlık fiyatlarına yansıtıldı. Beklenti gerçekleştiğine göre gerçekleşenin satılma zamanı geldi demektir. Hemen hemen bütün yatırım yapılabilir notu alan ülkelerde olan, bizde de olabilir.
■ Not artımından önce borsalar ve varlık fiyatları yükselir. Faizler düşer, ulusal para değerlenir, ülkeye sermaye girişi artar. Spekülatif beklentiyle pozisyonlar alınır.
■ Not geldiğinde alım yapanlar satışa geçer. Bu nedenle piyasalarda ve özellikle borsada not sonrası türbülans yaşanır.
■ O zaman denilebilir ki, niye bu not artışı için bastırdık, geciktirseydik daha iyi olmaz mıydı? Tabii, Başbakan ile Başkan her gün görüşmüyor. Notta zamanlama yapmanın belli bir zorluğu olsa gerek.
■ Not artışıyla gelen satışların ardından piyasalar toparlanıyor. Yatırım yapılabilir ülke belli bir zaman içinde değerlendirmeye alınıyor, kararlar veriliyor. Yabancı sermaye anında patlamıyor ama istikrarlı artıyor.
■ Türkiye'de yabancıların hâkimiyetinden dolayı borsa bu satış baskısını hissedebilir. Ama tahvil piyasasında hâkimiyet hâlâ yerli bankalarda. Aynı durum orada söz konusu olmaz.
■ Kaldı ki, not artışı ile Merkez Bankası'ndan faiz indirimlerinin devamı beklenmeye başlandı. Gerçi 18 Haziran'a epey zaman var ama son Para Politikası Kurulu'nda Merkez Bankası geleceğe yönelik pek renk vermemişti. Not artırımı ile sermaye hareketlerinin devamı ve dolayısıyla faiz indiriminin sürebileceği tahmin ediliyor.
■ Faiz indirim beklentisinin oluşması, geçen hafta TL'ye değer kaybettirdi. Bir etki de, satıp çıkmak isteyenlerin gölgesinin önceden piyasaya düşmesinden kaynaklanabilir. Zaten cuma günü borsada önce alışlar, sonra satışlar hâkimdi. Eğer sermaye girişleri not artışı ile devam edecekse bu TL'yi
değerlendirici etki yaratacaktır. Bunun karşısında Merkez Bankası'nın alacağı tavır ise belirleyici olacaktır.
Not artışını beklemek çok tatlıydı, bunun gerçekleşmesiyle işin zor kısmına geldik. Kısa bir vadenin ardından ise yatırım yapılabilir seviyenin pozitif ve kalıcı sonuçlarını yaşamaya başlayabileceğiz.

 

Büyüme, cari açık ve borç artacak, TL değerlenecek

Gelelim not artışının ekonomiye etkilerine. Ülkenin risk primi düşerken dışarıdan borçlanma olanakları artacak. Borçlanma maliyetleri düşecek. Bu durum öncelikle portföy yatırımlarını harekete geçirecek ama doğrudan yatırımlar da artacak. Finansmana erişimin kolaylaşması ve maliyetlerin
düşmesinden dolayı şirketlerin borçlanması artacak. Yurtiçi krediler de artacak, bu kredilerin maliyetleri düşecek, vadeleri uzayacak. Sonuçta ekonomik canlanma artacak, cari açık büyüyecek, borçlar artacak ve döviz kurları baskı altında kalabilecek.

BORSAYA ETKİSİ NE OLACAK:
Not artışı borsayı rekor seviyede yakaladı. Borsa endeksi 5.10 sentle dolar bazında tüm zamanların en yükseğine cuma günü çıktı. Sürükleyici olan yine bankalardı. Banka Endeksi ilk kez 200 bin puanı gördü ve 11 sent düzeyine çıktı. Sanayi Endeksi ise 4 sente kadar yükselebildi. Banka Endeksi, Sanayi'den 1.5 kat daha yüksek. Bu durum bankaların çok iyi, sanayinin kötü ve kârsız çalıştığı anlamına gelmiyor. Her iki taraf da birbirine çok yakın kârlar ediyor. Fark ise hisselere kimin yatırım yaptığından geliyor. Banka kâğıtları büyük ve derin olduğundan yabancıların elinde. Primi de buradan kaynaklanıyor. Bu nedenle kâr realizasyonundan daha fazla etkilenmesi mümkün. Paranın gidebileceği fazla alternatifin bulunmamasının bu dönemde borsadaki satışları ne kadar dengeleyeceğini ise göreceğiz.

SONUÇ: "Zamanı takip etmeyen er geç yolunu şaşırır." Cenap Şahabettin

Yukarı