TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Borsanın şok düşüşünü nereye koyacağız?

İstanbul Borsası yüzde 10 kayıpla en büyük günlük düşüşlerinden birini yaşadı. Bundan önce 2001 krizinde, 1997 Asya ve 1998 Rusya krizleri sırasında yaşanan büyük günlük düşüşlerden biri de Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1993'te ani ölümüyle gerçekleşmişti.
Dün de çift haneli düşüşlerden biri yaşandığına göre Türkiye'de geçmişteki örneklerine benzer veya büyük olaylar mı yaşanıyor? Ya da yaşanacağı tahmin ediliyor?
Bunun böyle olup olmayacağını en başta siyasi gücü elinde bulunduran Başbakan Recep Tayyip Erdoğan belirleyecek. Ortaya bir yeni durum çıktı. Bu olay iyi yönetilecek mi, yoksa reaksiyoner tutum mu takılacak? Düne kadar ki Başbakan'ın açıklamalarından net bir tutum çıkartamadık. Reaksiyoner tutumun sürmesi olayları tırmandırabilir. Belirsizliğin artması ve uzaması da başta finansal piyasaları etkileyecek ve ekonomik faaliyetleri yavaşlatabilecek. Geçmişte bazı örneklerini gördüğümüz esnekliği bir kez daha görebilirsek bu dönemi düşük maliyetle atlatmak mümkün olabilir. Tersi durumda ise süreye ve gelişmelerin boyutuna göre değişmekle birlikte ödenecek bedel artacak. Bu çerçevede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önümüzdeki dönemde atacağı adımlarla bir kez daha hem kendi siyasi geleceğini hem de ülkenin siyasi ve ekonomik geleceğini şekillendirecek. Dolayısıyla piyasaların kaderini de değiştirebilecek.
Finansal piyasalar olayları önceden, çoğu zaman yanlış ve abartılı fiyatlar. Sonrasında döner yine kendisi yanlış fiyatları düzeltir. Hareket yaratarak bunu berekete dönüştürmeye çalışır.
Dünkü borsa düşüşünü bu anlamda nereye koyacağız?
■ Bir kere bu fiyatlama bize yerli ve yabancı yatırımcıların son olayları beklenmedik ve gayet ciddi bulduğunu gösteriyor. Şok fiyat hareketi bundan.
■ İkincisi, döviz veya faiz piyasasında Hazine ile Merkez Bankası'nın ve piyasa yapıcı bankaların varlığı gibi, hisse senedi piyasasının piyasa yapıcısı veya ağabeyi yok. Piyasaya yabancılar hâkim ve yerlilerin gücü zayıf. Market maker'lık rolünü üstlenecek kurumsal yerli yatırımcılar yok. Bu nedenle en sert tepki veya en büyük oynaklık her zaman hisse senedi piyasasından geliyor.
■ Dün de belirtmiştik, dünyada zaten bir kâr realizasyonu başlamış. 4 yılı aşkın bir süredir devam eden parasal genişleme dönemini sonlandırma tartışılıyor. Bu anlamda yaz ayları pek umut vermiyor. Sanki erken satanın kazançlı çıkabileceği gibi bir durum algılaması var. Yabancı yatırımcıların çoğunlukta olmasından dolayı bu durum Türkiye'de daha baskın yaşanıyor.
■ Kaldı ki geçen pozitif trend döneminde Türkiye, dünyadan olumlu yönde ayrıştı. Böyle bir durumu geçmişte küresel negatif trend izlediğinde de, Türkiye'nin ayrışmasının bu kez negatife dönüştüğünü görmüştük. 22 Mayıs sonrası bir ölçüde olan bu. Yatırım yapılabilir kredi notu sürecinin tamamlanmasının bunda payı var.
■ Bütün bunların üzerine toplumsal olayların gelmesi, bu hafta başından itibaren Türkiye piyasalarını negatif yönde ayrıştırıyor.

SONUÇ: "Kaçınamadığınız şeyleri ağırlayın."Çin Atasözü

Yukarı